.

.
Bumerang - Yazarkafe


19 MAYIS

19 MAYIS

YASAK SİTELER

8.9.12

0
6-7 Eylül Olayları Öncesi ve Sonrası


TÜRKİYE ÜZERİNDEKİ KARA LEKELERDEN SADECE BİR TANESİ

Yeniden Güncellendi 07.Eylül.2015

6-7. Eylül . 1955 olaylarına  gelmeden önce, Cumhuriyetin kurulmasından itibaren Büyük Mübadele'den başlayıp tek partili dönemin sonuna kadar bu konuda hangi olayların meydana geldiğini, ne gibi kararlara imza atıldığını irdelemekte yarar var sanırım.


Yunanistan ile 1923- 1925 yılllarında yapılan "Büyük Mubadele" sonucunda, İstanbul’daki Rum nüfus 100 bin dolaylarında iken, ne yazıkki yapılan her türlü zorlama, tehdit, mallarını talan, dışlanma, tecavüz ve hatta ölümlerle neticelenen olayların ardından 2006 yılındaki sayımlarda bu nüfusun 2.500 e kadar düştüğü görülmüştür. Günümüzde ise sanırım binler rakamını bulamayacak kadar azalmıştır.

Bu azalma sadece Rum’larda değil, Ermeni, Yahudi gibi vatandaşlarımızdada aynen geçerlidir.
Hemen hemen Cumhuriyet devrinin tüm zaman dilimi içerisinde, gelmiş geçmiş bütün hükümetlerce gerek soydaş ve gerekse dindaş gibi saçmalıklar manzumesi altında faşist uygulamarla adeta kovulurcasına, kendi topraklarından, mallarından, evlerinden atılan bu vatandaşlarımızın dramına önayak olanlar, acaba diyorum bir pişmanlık, bir utanma ve eziklik hissetmedilermi dersiniz.
Sanmam biraz utanma eziklik hissetmiş olsalardı, 6-7 Eylül’ü anma günündeki resim sergisi tablolarını iyi giyimli, kravatlı, medeni görünümlü ama medeniyetten hiç nasibini almamış olan çocukları, torunları duvardan indirip yere atmazlardı.

1955. 6-7 Eylül olayları, öncesi ve sonrasında süregelen bu tür olaylar içinde sadece bariz bir örnektir.
Farklı etnik grupların yaşadığı Anadolu’nun homojen duruma getirilmesi düşüncesi Cumhuriyetin ilk kurulduğu tarihden itibaren zaten mevcuttur. Elit Kemalistler başarılı ve çağ atlayacak bir ulus-devletin varolması için bu düşünceyi her zaman desteklemişler, kurulan hükümetlerde asimilasyon politikasını Lozan Antlaşmasına rağmen uygulamışlardır.

Öyleki 1925 yılında gerçekleştirilen bir nevi Ortodoks-Sunni Müslüman mubadelesinde, Yunanistan’dan gelen müslümanlar tüm değerli varlıklarını yanlarında getirip, çok rahat bir yaşam sürerken, giden Ortodokslar yanlarında hiçbirşey götürmedikleri için, 
zaten ekonomisi çok zayıflamış olan Yunanistan’da aç, susuz ve yoksulluk içinde kalmıştı. 



(Onlara, Türkiye’den ayrılırken çok kısa zaman içinde geri gelecekleri söylenmişti) Onlarda bu aslı olmayan vaatlere uyarak tüm değerli eşya ve altınlarını toprağa gömmüşlerdi Tabi gittikten sonrada ne çağıran, ne davet eden olmuş, gömdükleri altınlarda hırsız definecilerin hedefi haline gelmişti.

Bu mubadelede yerinde kalması gereken Ortodoks Patriği 6 ncı Konstantin'de tüm karşı koymalara rağmen zorla Yunanistan'a gönderilmiş, bu durum nerdeyse yeni barış yaptığımız Yunanistan'la tekrar savaşa girmemize neden olacakken, iyilik timsali Patrik'in görevinden istifa etmesiyle kriz atlatılmıştır.

1929-1934 yılları arasında sistematik bir plan uygulamasına geçilmiş, Anadolu’nun çeşitli yörelerinde yerleşik gayrimüslim vatandaşlarımızın, sözde emniyetleri için önce belirli merkezlerde toplanmaları sağlanmış, sonrasındada tamamını İstanbul’a göç ettirmişlerdir.
Amaç tüm gayrimüslimleri Anadolu’dan arındırmaktır ve buda başarılmıştır.
1934 yılındaki Trakya Olayları diye bilinen ve Yahudilerin zorla göç edilmelerini sağlamak üzere yapılan saldırılar, 1930 larda Kürt vatandaşlarımıza uygulanan zorunlu iskan politikaları hepsi aynı amaç için yapılmıştır.


1942 Yılında yürürlüğe giren “Varlık Vergisi” ise rezaletin doruk noktasına geldiğini göstermektedir.
Vergi oranlarına bakacak olursak, görülmemiş bir adaletsizliğin sergilendiğini anlarız. 
Şöyleki bir Müslüman Tüccar %4.94 oranında vergi verirken, Ermeni Tüccar %232, Yahudi Tüccar %179, Rum Tüccar ise %156 oranında vergi vermek zorunda kaldı.
Bunu ödiyemiyenler ise Doğu Anadolu'da çalışma kamplarına gönderildi(Hitler uygulaması gibi).
İlk etapda vergi borcunu ödiyemiyen 160 tüccar sürgün edildi, 1400 tüccar ise Aşkale'ye taş kırıp yol yapımı için sevk edildi.
Bu şekilde çalışma kamplarına gönderilen Finans, Endüstri ve Ticaret kesiminde uzman olmuş gayrimüslimlerden na acıdırki çalışma şartlarına dayanamayan 21 kişi ölmüştür.

Burdada esas amaç Ermeni, Rum, Yahudi gibi gayrimüslimlerin ekonomideki liderliğine de son vermeyi hedeflemek olmuştur.


1946 Yılında CHP kurmaylarınca hazırlandığı sanılan “Azınlıklar Hakkında Rapor” da, en geç 1950 yılına kadar, tüm Anadolu,Yahudi ve Hristiyan toplumundan arındırılmalı ve İstanbul’a göçleri sağlanmalıdır. İstanbul’da birikim tamamlanıncada nüfus yoğunluğu fazlalığı bahane edilerek, kendi yurtlarına gönderilmelidir, şeklinde ibareler yer almaktadır.

Sonrası tarihlerde ise yine aynı propagandaya devam edilmiş, 1965 yılında Rum nüfusu 90 bin dolaylarında iken, 1930 da Atatürk ile Venizelos arasında yapılan anlaşmanın İnönü Hükümeti’nce 1964 de iptal edilip, 13 bin Rum’un zorunlu sürgüne gönderilmesinden sonra Rum nüfusu 30 binlere kadar düşmüştür.
1980 öncesi olaylardaki K.Maraş, Çorum ve benzeri yörelerdeki saldırı ve katliamlar, 1993 yılındaki Sivas Katliamı ise ayrı bir kategoridedir artık, yokedecek gayrimüslim kalmayınca, gözüne kan bürümüş ağzında salyalar akan cani gruplar alevi vatandaşlarımızı yoketme sevdasına kapılmışlardır.

Unutmayalımki biz henüz Anadolu’ya gelmeden önce, gayrimüslim dediğimiz ve dışladığımız vatandaşlarımızın dedeleride, dedelerinin dedeside  İstanbul’daydı, Anadolu’daydı.

Ortaçağda böyle olaylara rastlamak mümkündü, belki normalde karşılanabilirdi ama kendisini demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti olarak kabul eden T.C. Devleti’nde meydana gelmesi ayrı bir garipsenecek olay.
6-7 Eylül olaylarının en dramatik tarafı ise, bilinçsiz vede anında galeyana gelebilecek, başa geçen bir provakotörün ardından sürü gibi gidebilen kendini bilmez işiz güçsüz takımından kişilerin, Anadolu’nun çeşitli yörelerinden seçilip getirilerek olaylara dahil edilmesidir.

6-7 Eylül Olaylarının Sonucu :
-Öncelikle tüm dünyaya biz buyuz işte dedik, iyi tanıyın bizi dedik, biz istersek insanı kendi toprağından, kendi yurdundan, evinden, işyerinden ayırır, kolundan tuttuğumuz gibi ülke dışına atıveririz dedik.
Gurur duyamalıyız bu davranışlarımızla, büyük insanlarada bu yakışır zaten, kendisinden güçsüz vede kendisinden biri olmayan insanları ezmek, yoketmek, vatanlarından dışlamak.
Blogları içinde bulunduğumuz batı insanlarının zaten olmayan sevgisini tamamen yok ettik nefrete dönüştürdük.
                                        Talan bitmiş, biçare azınlıklar geride birşeyler kalmışmıdır diye arama yapıyorlar.

-Tüm işyeriyle,atolyesiyle, fabrikasıyla memleketimiz içindeki bu gelir getiren, eleman istihdam eden, vergisi veren üretim araçlarını yok ettik.Sonrasında da yabancı sermaye gelsin diye bekledik durduk.

-Ülkemizin halk zenginliğidir dememiz  gerekirken sırf ırkçı, dinci faşist saldırganlar yüzünden binlerce sermaye sahibi, üretimde uzman ve bilinçli gayrimüslim vatandaşımız ülkeyi terk etmiştir.

                                     Yine azınlıklar birşeyler aramakta. Kendimizi onların yerine koymayı hiç düşündüzmü.

-Toplam hasar maliyetinin 300 milyon$ olduğu söylenmekte, devrin hükümeti ise, hasarını raporla tescil ettirenlere toplam 20 Milyon$ civarında ödeme yapmıştır.

-Tahminlere göre 1000 fazla ev, 4000 dolaylarında dükkan gibi işyeri, 21 Atölye ve Fabrika, 27 Eczane, 26 Okul, 21 lokanta, 5 spor klübü, 2 mezarlık, 73 Kilise, 1 Sinagog, 2 Manastır saldırılara hedef oldu ve yağmalandı.
                                                                       Yine enkazda arama yapan azınlıklar.

Bu yağmalanan kırılıp dökülen yerlerin yüzdesi ise şöyle :

%59 u Rum lara, %17 si Ermeni lere, %12 si ise Yahudi lere ait olduğu resmen tesbit edilmiştir. Bu arada Müslüman olmuş Beyaz Ruslara ait mekanlar ile yanlışlıkla Müslüman mekanlarıda hasardan payını almıştır.

Yine tahminlere göre 11 ölüm, 300 dolaylarında yaralı ve 400 e yakın genç kız ve kadına tecavüz olayı.

                                                                Talan sonrası rezalet ve utanç verici bir tablo.

Olaylar sonunda toplam 5.104 yağmacı ve saldırgan tutuklandı. Sonraları hemen hemen tutuklananların tamamı serbest bırakıldı.
Olayın ertesi günü H.Paşa garında çaldıklarıyla kaçarken yakalanan saldırganların elindeki mallardan başka çalınmış, yağmalanmış mal bulunamadı. 
Bu hırsızlıktan dolayı birçok zenginler türedi, bir zaman sonra bu insanlar ülkenin en dindar insanı oluverdiler saygı görmeye başladılar.
Ne olduysa malı mülkü yok olan, ölen, yaralanan, eşlerine kızlarına tecavüz edilen biçare azınlık vatandaşlarımıza oldu.

                                         Olay sonrası Hürriyet gazetesinin haberi, kışkırtıcı haberlerini unutmuş galiba.

Olay sonrası DP İktidarının baskısıyla sosyalistler ve kominisler suçlanmış, aralarında Aziz Nesin, Nihat Sargın, Kemal Tahir, Asım Bezirci, Hasan İzzettin Dinamı ve Hulusi Dostdoğru olmak üzere birçok solcu tutuklanmış isede mahkeme sonucu hepsi berat etmiştir.
Kargaların bile güleceği DP iktidarına bakınki, olayları kendilerininde içinde olduğu kimlerin tertiplendiği açık olduğu halde, gidip solcuları suçlaması. 
Alışkanlıktır böyle davranışlar sağ iktidarlar için, kendileri yakar yıktırır, solcular yaptı diye basarlar yaygarayı. Emperyalizmin bir oyunudur bu.

AYNI OLAYLARIN BENZER VERSİYONU GÜNÜMÜZDE

Bu güne bakalım aynı oyun oynanmıyormu, ABD ajanlarıyle gençliği galeyana getirip isyan yapılmasına neden olur, mevcut devletin hükümetide buyurun demiyecektir tabi, isyanı bastırmaya başlar. 
Vay senmisin demokrasi düşmanı, senmisin halkını öldüren, yapar silah yardımını, öldürtür kardeşi kardeşe, tüm batı, demokrasi aşığı Arap Sultanları vede Türkiye asilere anında destek, bunun adınada Arap Baharı derler ve Nato güçleri olaya el koyar, devrin iktidarları birer birer alaşağı.

                                         Burası Suriye'nin ticaret merkezi Halep. Şehri bu duruma getiren Esad'mı yoksa 
                                        dünyanın en azılı islami teröristlerini buraya davet edip onlara destek verenlermi.

ABD ne karşı gelenlere yaşam hakkı yoktur bu coğrafyada, onun çıkarı bu coğrafyanın durumuna bağlıdır tabi, yapacaktır kendi halkı için, bunu anladıkda, son Suriye olayında Türkiye’ye neolduda, düne kadar Esat Kardeşim olan Devlet başkanı birden katil Esed oluverdi, tabi borazanı görsel basında Esed diyor artık. ABD ye hak verdik tamamda sen niçin bu kadar ayaklandın, katildi madem katile niçin kardeşim deyip bağrına bastın. Türkiye’nin bir çıkarı varsa söyle bari, yokki ne söylesin.

İçinde kümelenmiş dünyanın en azılı teröristlerinin bulunduğu isyancı gruba buyur ülkeyi size teslim ediyorummu desin.
Sağ iktidarların gelenekleşmiş davranışıdır tüm bunlar. Eskiden solcu ve kominist avcılarıydı, şimdilerde Arap isyancı dostlukları.
Aslında dünde bugünde çıkar falan hepsi hikaye, ağa baba nasıl isterse uyulur okadar.

BENZER OLAYLAR:
6-7 Eylül Olaylarının Gelişimi
6-7 Eylül Olayları Resimler-1
6-7 Eylül Olayları Resimler-2

ETİKETLER: ABD AJANLARI , ARAP BAHARI , RUM, GAYRİ MÜSLİM , IRKÇI






Hiç yorum yok :

Yorum Gönder



BUNLARDA DİKKATİNİZİ ÇEKEBİLİR











TARİHTE BUGÜN-Hürriyet Kafe


Tarihte Bugün v.8.0
************************************

FOREX
Green Card çekilişine katılarak siz de ABD de yaşama ve çalışma imkanına kavuşabilirsiniz! ABD......
ADİL IŞIK