.

.
Bumerang - Yazarkafe


19 MAYIS

19 MAYIS

YASAK SİTELER

2.6.12

0
Ruanda Cumhuriyeti ve Tarihçesi


CANAVARCA YAPILAN KATLİAMLAR ÜLKESİ RUANDA

GÜNÜMÜZDE ARAP BAHARI DİYE ADLANDIRILAN ve SÖZDE DEMOKRASİ UĞRUNA YAPILDIĞI SÖYLENEN ORTADOĞU ÜLKELERİNDEKİ YAPAY AYAKLANMALARI DESTEKLİYEREK, İSTEMEDİĞİ YÖNETİMLERİ DEVİRMEK İÇİN KATLİAM YAPILIYOR DİYE DÜNYAYI AYAĞA KALDIRAN BAŞTA BATILI ÜLKELER OLMAK ÜZERE BİRLEŞMİŞ MİLLETLER ÖRGÜTÜ, 1994 YILINDA RUANDA’da BİR MİLYON İNSAN HUNHARCA ve İŞKENCE YAPILARAK ÖLDÜRÜLÜRKEN NEREDEYDİLER.

                                                               Ruanda Devleti Bayrağı

1994 Yılında 9 milyon nüfusunun 1 milyonunu soykırım sonucu kaybeden ve adını dünyaya bu özelliğiyle duyuran Ruanda, Orta Afrika’daki Büyük Göller Bölgesi denilen alanda yer alan gerek doğal kaynakları ve gerekse yaşam şartları bakımından fakir bir ülkedir.

Denize kıyısı bulunmayan ülkenin sınır komşuları Burundi, Tanzanya, Uganda ve Demokratik Kongo Cumhuriyeti’dir.

2010 Yılı nüfus sayımına göre 10 milyon 265 bin nüfusa sahip olan ülkenin Birleşmiş Milletler’deki resmi adı Ruanda Cumhuriyeti, Başkenti Kigali, C.Başkanı Paul Kagame, Başbakan ise Bernard Makuza’dır.

Diğer Bilgiler :
Resmi Dil ler    : Fransızca, İngilizce ve Kinyaryyanda (Ruanda’ca)
Kuruluşu           : 1.Temmuz.1962
Yüzölçümü         : 26 338 m2.
Su alanı             : % 5.3
GSYİH-2008     : En yüksek : 10,004 Milyar$..Kişi başına: 1043 $
GSYİH-2008     : En düşük   :   4,459 Milyar$..Kişi başına:   465 $
Para birimi        : Ruanda Frangı (RWF)
Trafik akışı       : Sağ.
Telefon kodu    : 250
Dinler               : Katolik(%56.5), Protestan(%26), Adventist(%11.1)
                            Müslüman (%4.6) Başka İnanışlar(1.7)
Etnik yapı         : Hutular (%85), Tutsiler (%14), Twalar (%1)

Ruanda idari ve yönetim bakımından adına “İntara” denilen günümüzde eyalet diyebileceğimiz 5 Yönetim Bölgesi’ne ayrılmıştır, her bölgede kendi içinde alt bölümlerden meydana gelir.

Yönetim Bölgeleri :
Kuzey Bölgesi  : Ülkenin kuzeyinde yer alır, yüzölçümü 3 293 km2. Nüfusu
2006 yılına göre 1 561 000, yönetim merkezi ise Byumba’dır.

Doğu Bölgesi   : Ülkenin doğusunda yer alır, yüzölçümü 9 813 km2. Nüfusu 1 700 137 , yönetim merkezi ise Rwamagana’dır.

Güney Bölgesi  : Ülkenin güneyinde yer alır, yüzölçümü 6 118 km2. nüfusu2 100 000 , yönetim merkezi ise Nyanza’dır.

Batı Bölgesi      : Ülkenin batısında yer alır, yüzölçümü 5 882 km2. nüfusu 2 091 000 , yönetim merkezi ise Kibuye’dir.

Kigali Bölgesi   : Ülkenin orta kısmında yer alır, yüzölçümü 730 km2. nüfusu 771 690 , yönetim merkez ise aynı zamanda devletinde başkenti olan Kigali’dir.


TARİHÇESİ :
Ruanda’nın tarihi M.Ö.ki yıllara dayanır. Ülkenin esas yerlileri, yüzyıllar sonra varlıkları ve yaşadıkları tesbit edilen yöreye has kısa boylu tıknaz geniş burunlu “Pigmeler” dir ve bu yerliler yerleşik düzene geçmemişler sadece sık ormanlarda hayatlarını sürdürmüşlerdir. Bu yüzdende varlıkları ancak yüzyıllar sonra anlaşılmıştır.

Yöreye MÖ.400-300 yıllarında ilk göç edenler “Twalar” dır ve bunlarda aynı Pigmeler gibi ormanlarda yaşamlarını sürdürmüşler köy, kasaba gibi yerleşik düzene geçememişlerdir.
İlk yerleşik düzene geçiş, MS.1100 yıllarında Afrika Kıtası’nda yaşanan “Büyük Bantu Göçü” sırasında Hutuların atası sayılan “Bantular” ın bu topraklara gelmesinden sonra başlar.

Çok kalabalık ve ellerinde o zamana göre silahları bulunan Bantular, kısa zamanda yerli halka ve Twalara karşı üstünlük sağlamışlar ve tüm topraklara sahip olmuşlardır.

Hayvancılık yanında tarımlada uğraşan Hutular, ormanları keserek arazi açmışlar, bu arazileri ve verimli gördükleri yerlerdeki arazileride tarla haline getirerek oraları tarım alanlarına çevirmişler ve uygun gördükleri yerlerede köyler kurarak ülkenin birçok yerine yerleşmişlerdir.
Köyler zamanla büyümüş kasabalar meydana gelmiş, ülkenin aşırı engebeli olması sebebiylede gerek gruplar ve gerekse aşiretler kendi aralarında birleşmişler, 1500 yıllarına gelindiğinde birçok irili ufaklı devletçikler yani mikrodevletler ortaya çıkmıştır.

Kronolojik olarak bakarsak bu mikrodevletlerden üç tanesi göze çarpar ve bunlar Ruanda’nın büyük bölümünü egemenlikleri altına almışlardır :
-Renge Krallığı : En eski Ruanda Devleti’dir ve Singa Klanı’ndan gelen Renge soyunun tüm Ruanda topraklarına sahip olduğu devirdir.
-Mubari Devleti : Zigaba Klanı tarafından ülkenin tamamı olmasada büyük bir bölümünün sahip olunduğu devirdir.
-Gisaka Devleti : Ruanda’nın güney doğusunda kurulan bu devlet, 19 ncu asıra kadar hükümranlığını devam ettirmiştir.

Ruanda’da devlet geleneğini geliştiren ve Ruanda Devleti’nin temellerini atan grup, 1500 yıllarında kuzeyden göç ederek gelen Tutsiler dir.
İlk gelişlerinde Victoria Gölü çevresinde yerleşen Abanyiginga Klanı, tarım ve hayvancılıktaki becerileriyle kısa zamanda diğer klanlarla işbirliğine girerek birleşmiş ve ilk Ruanda Krallığı unvanına sahip olan Tutsi Krallığını kurmuştur.
Krallık zaman içinde geliştirdiği tarım sisteminin vede sosyal örgütlenmenin diğer bölgelere yayılmasıyla büyümüş, etki alanını genişletmiş devlet olma özelliğine kavuşmuştur. 
Krallık kurduğu düzenli ordu sayesinde azda olsa diğer devletçikleri egemenliği altına almış, daha büyük durumda olan Hutu gruplarını ise politikaları sonucunda kendilerine bağlamayı başarmış, Hutulara orduda ve diğer idari mekanizmalarda alt düzeyde görevler vermiş, hatta onları hoş tutabilmek için birtakım imkanlar tanıdığı Hutu din adamlarını kullanmıştır. 

Öyleki Ruanda Krallığı’da bu din adamlarının bulunduğu ruhani bir meclis oluşturulmuş, devletin ana örgütlenmesinde doğaüstü güçlerin Hutular, askeri güçlerin ise Tutsiler tarafından kontrol edildiği bir sistem oluşturulmuştur.

Ruanda’da diğer Afrika ülkelerinde olmayan yeni düzenlemeler geliştirilmiş, ülkenin engebeli arazilerden olması nedeniyle krallığa bağlı çeşitli konularda yetkili tepe şefleri kurulmuş, bunlar tarım, hayvancılık, vergi toplama yada işçi çalıştıma ve sosyal konularda yetkili kılınmıştır.
Ayrıca ülkede adaletin tesisi için Osmanlı kadılık sistemine benzer, belirli merkezlerde Gacaca adı verilen yerel mahkemeler kurulmuştur.

Avrupalı Devletlerin 1884 yılında yaptıkları Afrika’nın paylaşılması konusundaki Berlin Konferansı sonucunda diğer Afrika ülkelerinde olduğu gibi Ruanda’dada Sömürge yönetimlerine girmiştir.
Ruanda Krallığı ilk önce 1897 yılında Almanya verilmiş, ancak taht kavgaları nedeniyle karışık olan ülkede hernekadar Almanya, Kral Yuhi Musinga ile işbirliği içinde dolaylı bir yönetim kurmuş isede, isteksiz olmasının yanında hiçbir çalışma göstermediğinden, ülke 1907 yılından sonra artık sahipsiz bir duruma geçmiş, hiçbir Alman askerinin bulunmadığı ülkeye, komşu ülkelerde sömürgeci durumunda bulunan Belçika girmiş ve yapılan anlaşmayla Ruanda resmi olarak Belçika yönetimine geçmiştir.
Bağımsızlığına kavuştuğu 1962 yılına kadar Belçika sömürgesi altında kalan ülkede, ırklar arasındaki ayrılık ve düşmanlık kesin olarak su yüzüne çıkmıştır.

COĞRAFİ ÖZELLİKLERİ:
Ekvator çizgisinin takribi 75 mil güneyinde, Atlas ve Hint Okyanuslarına yüzlerce mil uzaklıkta ve Afrika’nın tam ortasında yer alan Ruanda, üzerinde orman bitkisi hemen hemen hiç görülmeyecek kadar az olan tepeleri çok basamaklı ve engebeli bir araziye sahiptir. Bu yüzden Fransız’lar ülkeye Bin Tepeler Ülkesi anlamına gelen “Pays des Mille Collines” adını vermişlerdir.

Ülkede gerek volkanik olaylar ve gerekse akarsu kaynaklı ve irili ufaklı 23 göl bulunmaktadır.
Ülkede ne yazıkki ne petrol yatakları nede yer altı maden kaynakları vardır, bu yönden diğer Afrika ülkelerine nazaran çok fakirdir, dolayısıylede dünya emperyalist ülkelerinin hiç dikkatini çekmemiştir.
Hatta 19 ncu asırda ülke, sömürgelik paylaşımında ilk önce Almanya’ya verilmiş, Almanlar bu kadar yer üstü ve yer altı kaynakları zengin ülkeler varken bu fakir ülkenin kendilerine verilmesinen memnun olmamışlar, 1907 yılına kadar orada  hükümet kurmadıkları gibi yöneticide göndermemişlerdir. Almanların bu ilgisizliğine karşın ülke 1907 den sonra Belçika’ya verilmiştir.

Ülke bitki örtüsü bakımındanda çok fakirdir. 

Toplam orman alanı oran olarak %06 dır ve buna ülkenin güneyinde bulunan 1000 km2. alana sahip Nyungwe Ormanı örnek gösterilebilir. Diğer orman niteliğinde sayılan alanlar ise sadece çalılık ve fundalıkdan ibarettir. Ruanda’da diğer Afrika ülkeleri gibi doğayı koruma alanları ve turizme yönelik birçok ulusal parklar yer almaktadır.

ETNİK YAPI :
Ruanda’da günümüzdeki yerleşik halkın hemen hemen tamamı dışardan göç yoluyla gelenlerden oluşmuştur. Ülkenin tek yerli halkı Pigme’lerdir ve bunlar yerleşim merkezlerinden uzak ormanlarda yaşarlar.
Ülkeye M.Ö. 400-300 yıllarında ilk gelenler %1 oranlaTwalar, ikinci göç M.S. 1000-1100 yıllarında gelen %85 orana sahip Hutular, üçüncü göçte ise M.S. 1300-1500 yılları arasında gelen Tutsilerdir.

Twalar geldiklerinde ormanlara yerleşmiş ve aynı Pigmeler gibi avcılıkla geçinmeye başlamışlardır. Kısa boyları ve vücut yapıları nedeniyle hernekadar Pigmelere benzeselerde ırk olarak herhangi bir ilişkileri yoktur.

Hutular göller bölgesine yerleşmişler ve yüksek tepelerde tarımla, hayvancılıkla yaşamlarını sürdürmeye başlamışlardır. Orman alanları dışında yaşayan Hutular zaman içinde kentleşmeye başlamışlar, bundan dolayı ülkede kent yaşamına ilk adım atan halk olma özelliğine sahip olmuşlardır.
Hutular fizyonomik özellikleri olan kısaboylu tıknaz, koyu siyah renkleri ve geniş burunları ile ayrı bir ırk durumundadırlar.
Hutular ülkede %85 gibi bir çoğunluğa sahip olmalarına rağmen gerek eğitimsizlik gerek ekonomik olanaksızlık ve gerekse sömürgeci egemen ülkelerin etkisiyle 1959 yılına kadar ülke yönetiminde söz sahibi olamamışlardır.

Ülkeye en son 1500 yıllarında gelen göçmen grubu ise Tutsiler dir. Tarımcılıkla uğraşan Tutsiler kısa zamanda ekonomik yönden yükselmişler, nüfusa oranları % 10 lar dolaylarında olmalarına rağmen ülkenin etkin noktalarında söz sahibi olmuşlar, zaman içerisinde dahada gelişerek kast sistemini kurmuşlar ve sonunda da kralık idaresi tesis ederek ülkeyi idare etmeye başlamışlardır.
Sömürge dönemindede Almanya ve Belçika’nın desteğini alan Tutsiler otoritelerini aynen devam ettirmişler, bağımsızlıklarını müteakip yine devletin idaresini muhafaza etmişler, ordu dahil tüm kilit mevkilere kendi ırkından kişileri yerleştirmişlerdir.

Devlet üzerindeki otoritelerini hiç düşürmeyen Tutsiler, hutulara hiçbir devlet dairesi mevkilerinde yer vermemişler, onları daha alt seviyede işlerde çalıştımışlar, geçimlerini sadece hayvancılık ve tarımdan sağlamalarına yönlendirmişlerdir.

Tarihçiler, Tutsilerin açık renkli, uzun boylu ve ince burunlu olmalarından ve bu fiziksel yapılarından dolayı,  onların ülkeye gelerek tarım ve hayvancılıkla uğraşmaya başlayan ve sonrasındada Hutuları egemenlikleri altına alarak ülkeye sahip olan beyaz bir ırktan gelmiş olabileceklerini iddia etmişlerdir.

Bu köle misali düzen 1959 yılında bir darbeyle iktidarın Hutulara geçmesine kadar devam etmiş, iktidarı ele geçiren Hutular bu tarihten sonra Tutsileri tüm görev ve yetkili makamlardan uzaklaştırmış, onları sindirme politikalarına başlamış, malları yavaş yavaş ellerinden alınmış ve birçoğunun komşu ülkelere kaçmasını sağlamışlardır.
Bu tarih Ruanda’da vahşice kıyımların ve soy kırımın başlangıcı olarak tarihe geçecek ve 1994 yılında 800 bin Tutsi ile 200 bin Hutunun vahşice öldürülmesiyle son bulacaktır.

DİL :
Ruanda’da geçerli diller Kinyarwanda, Swahili, Fransızca ve İngilizcedir.

Kinyarwanda dili “Ruandaca” olarakta bilinir ve Kongo dil ailesinden  “Bantu” dilinin bir parçasıdır. Bütün Ruanda’lılar bu dili şive farklılıkları olsada bilirler ve ülkenin ortak dili sayılır.
Swahili dilide Kinyarwanda gibi Bantu dilinin bir parçasıdır ama ülke genelinde tam olarak bilinmez, sadece ticaret hayatında kullanılır.
Fransızca dili sömürge zamanında Belçika Yönetimi’nin Ruanda’ya mirasıdır ve bu dil ülkenin bağımsızlığını kazandığı tarihten sonra resmi dil olarak kabul edilmiştir.
Ancak Fransızca, yönetimde ve eğitimde resmi dil olmasına rağmen düşük eğitim  seviyesi yüzünden %8 ler civarında öğrenilebilmiştir.

Ülkede İngilizce ise 1994 yılında İngilizce dilinin resmi dil olarak kabul edilmesinden sonra önem kazanmıştır. Toplam İngilizce bilenlerin oranı %3 olmasına rağmen iktidardaki RPF yönetimi bu kararı almış ve tüm resmi dairelerde, yönetim kademelerinde İngilizce dili kullanılmaya başlamış, bunun yanı sıra ilk ve orta öğretimlerden başlamak üzere tüm okullarda Fransızca ve İngilizce eğitim verilmeye başlanmıştır.
Üniversitelere giriş şartlarından ilki ise bu iki dilide bilmek zorunluluğu olmuştur.

DİN :
Halkının büyük çoğunluğu Hristiyan olan Ruanda’da, halk özelliklede Hutular geleneksel eski dinlerinede bağlı durumdadırlar.
2006 Yılında hazırlanmış bulunan bir rapora göre, yüzde yüz kesin olmamakla birlikte ülke nüfusunun %56.5 i Katolik, %26 sı Protestan, %11.1 i Adventist, %4.6 sı Müslüman’dır. Geriye kalan %1.7 si ise belli bir dine sahip değildir.

Ruanda anayası dini özgürlüğü esas almıştır,din konusunda tek yasak, ayrımcılığa sebeb olacağı düşüncesiyle dini temel alan siyasi örgütlenmelerdir.
Ülkede dini örgütlere karşı bir kısıtlama olmamasına rağmen, kurulması düşünülen dini örgütlerin yerel yada bölge otoriterlerine bilgi vermeleri ve kayıt olmaları gerekmektedir. Bu kaydı yaptırmayan  yada mevcut yönetime karşıt söylemlerde bulunan örgütlere kısıtlamalar getirilebilmektedir.(Örnek : Yehova Şahitleri gibi)

Hıristiyanlık Ruanda’ya, 1884 yılında Afrika’nın Avrupa ülkelerince paylaşılmasının ardından gelişen sömürgeciliğin başlamasıyla Avrupalı misyonerlerce getirilmiş ve başta Kral hanedanı olmak üzere Tutsiler’inde kabul etmesiyle hızla yayılmaya başlamıştır.


Almanya ve Belçika’nın ilk icraatları misyonerleri yerleştirmek, kiliseleri inşa etmek olmuştur. Krallar diğer Hutular ve Twaları ya ikna yoluyla yada zorlayıcı yollarla hıristiyanlığı kabul ettirmişler, birtakım Hutular ise Tutsileri örnek alarak sömürgeci yöneticelere yakınlaşmak ve onlarla iyi geçinmek için kendiliklerinden hristiyanlığı seçmişlerdir.

Hıristiyanlığın bugünkü %90 ı geçen oranında çoğalmasına esas sebeb olan olay ise, gelen misyonerlerin kurdukları okullarda verilen Hıristiyanlıkla Hamilik Teorisi’nin öğretimidir.
Tutsilerin  propagandasını yapan Kiliseler, onların daha üstün ırktan oldukları duygusunu Hutulara aşılamışlar bu duygu altında kalan Hutularda onlar gibi olmak için adeta yarışırcasına Hıristiyanlığa geçmişlerdir.
Ruanda’daki Katolik ve Protestan Kiliseleri 1962 yılındaki bağımsızlığın kazanılmasına kadar hep Tutsileri desteklemişler ve onlarla birlikte hareket etmişlerdir. Bu bakımdanda etnik ayrımcılığın bu kadar kesin çizgilele ayrılmasına kilielerin sebeb olduğu söylenir.

Bağımsızlık sonrası Hutuların yönetime geçmesiyle hemen hemen tüm kiliseler Hutulardan tarafında yer almış hatta bazı kiliseler okadar ileri gitmişlerdirki, vaazlarında Hutulara karşı gelenlerin öldürülmesinin  ahlaki olarak meşru olacağını savunmuşlardır.

KATLİAM İLE İLGİLİ GÖRSELLER İÇİN...TIKLAYIN.

ETİKETLER: HUTULAR, TUTSİLER, PİGMELER, KİGALİ, KIYIM, KATLİAM

BUNLARDA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Bir Zamanlar İran İslam Devleti
1979 Yılına kadar İran, sosyal yaşamıyla, ekonomisiyle batı yanlısı çağdaşlığa soyunmuş bir devlet idi, aynen Türkiye gibi.
Ama burasına bir islam ülkesiydi, çağdaşlık yakızmazdı, yobazlar sinsice çalıştı, Fransa'nın desteklediği ve beslediği Humeyni, 1979 yılında herşeyi sildi süpürdü, kadınlara özgürlük geldi.
Amerika'nın Hediyesi Demokrasi Sevsinler
ABD nin, Sosyalist Afganistan Devletini, kendi yarattığı, sonradan da kendisine düşman ettiği kanlı terörist örgütü el-kaide ile birlikte yıktığı ve demokrasiyi getirdiği yeni Afganistan.
Ya o zamanlar bizim basını bir dinleyip bir okusaydınız, o kanlı örgüte mücahtlerimiz diye göklere çıkarttığını.

Dünyanın İlk Seçilen 7 Harikası
Sadece bir tanesi yani Keops Piramidi ayakta kalan Dünyanın 7 
Harikasından 6 tanesi doğa olayları sonucunda yokolmuştur.  




 Dünya Ticaretine Açılan Bir Çin Gerceği
 Asgari aylık ücretin 100-200 $ arasında olan Çin'in dünya pazarını neden ele geçirdiğini şimdi anladınızmı acaba.




Kanlı Katliamlar Ülkesi Ruanda'nın Tarihi
Irkçılık sonucu kadın, erkek, çocuk demeden birbirlerini boğazlayanların ülkesi Ruanda, hemde dünyanın gözü önünde.



Adı var ama kendisi olmayan bir devlet Somali Tarihi 
Kağıt üzerinde ve BM e göre tek devlet, adı Somali, ne acıdırki 22 yıldır bağımsız ve mutlu bir sosyalist devlet iken, 1991 yılında ABD nin getirdiği demokrasi ile 5 devletçiğe ayrılıverdi ve devamlı iç savaş.






Bizi Takip Edin

Share

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder



BUNLARDA DİKKATİNİZİ ÇEKEBİLİR











TARİHTE BUGÜN-Hürriyet Kafe


Tarihte Bugün v.8.0
************************************

FOREX
Green Card çekilişine katılarak siz de ABD de yaşama ve çalışma imkanına kavuşabilirsiniz! ABD......
ADİL IŞIK