Bumerang etiketi

Bumerang - Yazarkafe

14.3.19

0
Dünya Kadınlar Günü Kutlanırken

8 MART DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ KUTLANIRKEN

Bugün 14 Mart 2019 , bilindiği gibi 6 gün önce yani 8 Mart 2019 günü , 1910 yılında karara bağlanan ve 1911 yılında başlayan kutlamaları, sonrası yıllarda da devam eden ve son olarak 16 Aralık 1977 tarihinde B.M. tarafından kabul ve tescil edilen "Dünya Kadınlar Günü" Bizim gibi bazı islam ülkelerinde tüm devlet baskısına rağmen, bazılarında ise resmen bayram olarak ve dünyaya kapalı bazı dikta islam ülkelerinde ise hiç adı sanı geçmeden tüm dünyada kutlandı.


Bu sayfamızda, Dünya Kadınlar Günü'nün oluşumuna neden olan olaydan günümüze kadar geçen zaman içerisinde gelişimini açıklamaya çalışırken,Türkiye ve dünyada erkek egemenliği olgusunun, özellikle islam ülkeleri başta olmak üzere kadınlar üzerindeki baskısı ile Türkiye'de yapılması istenen kadınlar günü kutlamalarının sorgulamasını yapmaya çalışacağız.



Önce, 8 Mart 2019 Dünya Kadınlar Günü kutlamalarında, dünyadan birkaç kutlama örneği göstererek, Türkiye'deki kutlamaları ve sonuçlarını gözler önüne sererken, ardından kadınlar gününün tarihçesini ve gelişimini detaylı olarak sunacağız.


Dünya örneklerinden İspanya'da 8 Mart kadınlar günü kadınlar pankartlı yürüyüşte, varmı bir müdahale yok, kaldıki bizde demokrasi var diyen ülkelerde gösteriler için ben devletim diyenlerden izin alma diye bir zorunluluk ta yok.


Orta Amerika ülkelerinin birinde üstelik ekonomik yönden bizden de geri durumda olan El Salvador'da yine 8 mart kadınlar gününde kadınlar yürüyüşte. Karışan yok, müdahale eden yok. Orada da kilise çanları çalar zamanı geldiğinde, yada inançlarına göre çeşitli ibadete çağrı  yapılır ama öyle çan sesine, ezana ıslık çaldılar diye sağdan, soldan laf atan, aslında her biri birer potansiyel kadın katili olan yobaz sürüleride yok.

Veya bu sahte vede yalan haberleri dillerine dolayıp, dininden başka hiçbirşeyi olmayan halktan oy koparma derdine düşmüş politikacılar da yok.  


Burasıda her tür dini inanışın bulunduğu Hindistan'da yine kadınlar kendi günlerinde yürüyüşte.
Ne baskın var ne şiddet, ne polis kordonu, ne biber gazı, ne plastik mermiler nede polis köpekleri.



Ve laikliğin belkemiği diye öve öve bitiremediğimiz Türkiye'mizde, kadınlar günü için , bırakın coşkuyu, standart bir kutlama yapıldımı, yapılmadımı sorusunun yanıtı çok basit olacaktır, Yasaklar, Yasaklar, Yasaklar.


Senmisin devletin yasaklarına uymayan, izinsiz topluca gösteriye çıkan, devletimi yıkacaksınız ve arkasından çelik miğferli polisler, az geldi kurt köpekleri, coplar, biber gazları yetmedi icabında sakatlığa hatta ölümlere bile neden olacak sözde plastik mermiler.


Ülkemizin gözbebeği İstanbul'un Taksim Meydanı'nda yapılması istenen gösteriye, her zamanki gibi yasaktır damgası vuruldu ve İstiklal Caddesini dolduran binlerce kadının etrafını anında polis ekipleri sardı, Vali olmaz demiş ise olmayacaktı bu gösteri, neymiş gösteri hakkı, neymiş kadınlara özgürlük, biz elhamdülillah müslümanız.


Polis saldırıya geçti tüm ekipmanlarıyle, topluluğun dağıtılması şarttı, çünkü devlet yetkilileride, başındakilerde istemiyortu, sözde kadın günü yürüyüşüne çıkmış olan kadınları, böyle diyordu devletimizin büyüğü, o ne derse o olacaktı.
İkiye bölündü topluluk, bir bölümü taksim parkına sıkıştırılırken, diğer bölümü sokaklara dağıtılarak yürüyüş önlenecekti


Sonuç, binlerce kadın darmadağın olur, devlet kazanmış, gücünü göstermiş ve kocaman, kocaman bir tehlikeden kendisini kurtarmıştır.
Tebrikler dünya lideri Atatürk'ün kurup bizlere teslim ettiği laik vede demokratik devletin güzide yöneticileri, budur işte laiklik, budur işte özgürlük, budur işte demokrasi.

Oysaki ellerinde çok çok ilginç barışçı pankartlarla kadınlarımız, genç kızlarımız, doldurmuştu Beyoğlu İstiklal Caddesini, güle oynaya başlamıştı kadınlar günü kutlaması.


Ağızlarında düdükler, ıslıklar derken tam bir festival havası


Ve polisin girişimi, ya dağılırsınız yada zor kullanır biz dağıtırız sizi.


Tamamı dağıtıldı, başarı sanırım valilikçede alkışlandı, devlet kazanmıştı.


Ve geriye kalanlar, bir büyük tehlike de atlatılmış oldu da bu böyyük tehlikeyi yaratanlar kimlerdi diye soran da olmadı.
Mars'tanmı gelmişti bunlar, neydi dertleri, ne istiyorlardı koca devletten de hemencecik yıkıvericeklerdi. Kimse demedi, diyemedi :

Ey polis kardeş onlar senin bacıların, anaların, kızların, ey devletin böyyükleri, böyyük tehlikeyi yaratanlarda sizden, kadınlarımız, nasıl düşman dersiniz onlara ve olayın en acı tarafı ise devletimizin en büyüğü başındaki yetkili TV kanalların şöyle buyurmuştu " Ezanımıza ıslık çaldı bu edebsizler, sözde kadın haklarını savunacak olanlar" Fırsat fırsattır alın size bir Kabataş olayı daha, bu ülkede iki üç daha fazla oy koparabilmek için neler yapılıyordu, tek cümle ile yazıklar olsun.


Neydi kadınların günahı, eşitlik istiyorlardı, ayakları yere basan Türk kadını olmayı, Atatürk'ün verdiği değerin yinelenmesini istiyorlardı, biz bireyiz, erkeklerin kölesi olmayız diyorlardı, söylemleri çok güzeldi vede haklarıydı ama gel görki burası islam ülkesi olmuştu sanırım haberleri yoktu bu acı gerçekten.

Son 15 yıl yıl içinde, bu ve buna benzer baskı eylemleriyle ve ısrarla yapılan arap kültürüne geçiş çabaları ve imaj değişiklikleri, Atatürk'çü, çağdaş Türkiye yerine ümmetçi, şövenist milliyetçi bir toplum yaratma çalışmaları hatırı sayılır bir düzeye gelmiş, gerek sosyal yaşamda ve gerekse yapılaşmada islami esaslara doğru gidişat, hemen hemen tüm görsel ve yazılı basın - iktidar işbirliği sayesinde hız kazanmakta.

8 Mart Dünya Kadınlar Günü Tarihçesi ve Gelişimi :

8 Mart 2019 Tarihi :

1) ABD.nin New York  kentindeki bir tekstil fabrikasında günlük 12 saat çalışma sürelerinin  düşürülmesi için toplanan işçilerin, yasal olmadığı gerekçesiyle, emniyet güçlerince fabrikaya kapatıllması, ardından nedeni bilinmeyen bir yangında işçilerin bir bölümü kilitli kapıları kırarak kaçmayı başarırken, kaçamayan ve çoğunluğu kadın olan 129 işçinin içerde diri diri yandığı 8 Mart 1857 tarihindeki feci olayın 162 nci ;


2) 26-27 Ağustos 1910 Tarihinde Sosyal Demokrat Partilerin Almanya / Kopenhag kentinde düzenledikleri "2 nci Enternasyonal Kadın konferansı"nda alınan "2 nci Enternasyonal Kadın Mücadele Günü" kararı eşliğinde, Alman SDP önderlerinden Komünist Clara Zetkin tarafından verilen öneriyle  8 Mart gününün "Dünya Kadınlar Günü" ( İnternationaler Frauentag) kabul edilişinin 109 ncu :


3) 1921 yılında Moskova'da yapılan 3 ncü Uluslararası Kadınlar Konferansı'nda, Sovyet Lideri Viladimir Lenin'in verdiği öneriyle, her yıl bahar mevsiminin girişinde kutlanan Dünya kadınlar Günü'nun "Dünya Emekçi Kadınlar Günü" olarak değiştirilmesi ve 8 Mart günü kutlanması için alınan kararın 98 nci Yıl dönümüdür.


Avrupa ve Sovyet ülkelerinde yıllarca coşku ile kutlanan Dünya Kadınlar Günü, Cumhuriyetten sonra ülkemizde kapalı mekanlarda "Emekçi Kadınlar Günü" olarak kutlanmaya başlanır.


1970 lerde B.M. örgütü, "Birleşmiş Milletler Kadınlar On Yılı" adı veriler bir program hazırlar, bu programdan etkilenen Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti 1975 yılında "Türkiye 1975 Kadın Yılı" kongeresini başarıyle tamamlar ve birtakım resmi olmayan kararlar alınır.


Bu kararlar eşliğinde Dünya kadınlar Günü daha yığınsal ve yaygın olarak kutlanır, kutlamalar artık kapalı alanlardan taşarak sokaklara taşınır ama bu güzel gelişim ne yazıkki demokrasiyi kökten silen Kenan Evren darbesiyle sona erer ve 80 sonrası 4 yıl içinde diğer kutlamalar gibi kadınlar günü de yasaklanır.

Sonraları tekrar kutlamalar başlasada eski görkemli kutlama günleri bir daha tekrar etmez, sadece TV ekranlarında birkaç haber veya kısa kısa programlar ve kapalı salon kutlamaları.

Dünya lideri Atamızın  "Daha emin ve daha doğru olarak yürüyeceğimiz bir yol vardır : Büyük Türk kadınını çalışmamıza ortak kılmaktır" ve daha buna benzer, kadınlar hakkında onlarca deyimi, geçerliliğini kaybetmeden günümüze kadar geldiği halde, ne acıdırki onun kurduğu Cumhuriyetde kadınlarımız, onun düşündüğü ve umut ettiği çağdaşlık seviyesine gelememiştir.


Özellikle son yıllarda, sunni islam referanslı iktidarların etkisiyle kadın denildiği zaman bırakın eşitliği, ilk akla gelen doğurganlık ve annelik olmakta, dahada ileri gidilerek ne kadar çok çocuk, okadar cennete yaklaşım oranı gibi, parçalanan Somali'deki 5 devletçikten birisi olan ve dünyayı kana bulayan katı şer-i hükümlerle yönetilen El-kaide kökenli El-Şabab devletçiğindeki kadınlara bakış açısının aynısı tekrarlanıp durmakta.


Bu kadar mantıksız vede kutsal kitabımız kurana ters düştüğü gibi çağdaş dünyanında alayına maruz kalacak bu tür iddialar, kadınlarımız ne kadar çok çocuk yaparsa bizde Amerika'yı devirmeye okadar yaklaşırız diyen ama esas amaclarının, kadınları duvar arkasına itmek, çalışma alanına sokmamak olan El-şabab yöneticilerince söylenirken, acaba bizim yöneticilerimizde mi aynı mantıkla hareket ediyor olasılığının akla gelmesi pekte yadırganmaz sanırım.


Kaldıki bu olasılığı çağrıştıran diğer bir uygulama ise neredeyse evet, maalesef amaçları budur dedirtecek düzeyde : 
Şöyleki,  serbest pazar ekonomisinin tam olarak uygulanması sonucu,  tüm ticari faaliyetler ile üretim alanlarının özel sektöre devredildiği son 15 yılın sonlarında, anne veya anne adayı kadınlara sözde yardım için verilen olağan üstü haklar ve yardımlar, çocuk sayısına göre artan avantajlar, önünü göremeyen birçok anne ve anne adaylarını şoka sokacak derecede memnuniyete ve ters tepki yapacak mutluluğa iterken. ilerde bu tür yardım şeklindeki uygulamalar yüzünden, kadınlarımız resmen duvar arkasınamı itiliyor şeklindeki düşünce ayrı bir olasılık.


Çünkü sadece kar amaçlı kurulan ve faaliyet gösteren özel sektör, doğası gereği nerede kazanç var oraya gider, kendi içinde de nasıl bir ekonomide tasarruf uygulaması varsa oraya yönelir.
Hal böyle oluncada gerek ücrette ve gerekse kuruma zarar verecek olan yan sosyal haklarda kadın çalışanları, kendi bütçelerine zarar vereceği için zaman içinde azaltma yoluna gideceği aşikar olacaktır.

Dolayısıyle bir ekonomik krizde ilk işten çıkarılanlar kadınlar olurken, işe alımlarda da zorunlu bir durum olmadıkça talep erkek elemanlara doğru yönelinecektir.

Çalışma hayatında ortaya çıkan böyle olumsuzluklar yetmemiş olacakki sosyal yaşamlarında da ne yazıkki kadınlarımız yine karanlıklara mahkum oluyor, özellikle özgürlük arayan, kendi ayakları üzerinde olmaya çalışan kadınlar hep engelleniyor, kocaları, sevgilileri, arkadaşları yada ebeveynleri tarafından.

Bu tür engelleme olaylarına yardım etmede ve kapı aralamada, halk üzerindeki etkisinin kısa zaman içinde gerçekleştiği belli olan., islam referanslı iktidarlar ile onların güdümünde yayın yapan ulusal TV kanallarının yarış halinde olmaları ise ayrı bir handikap.


Sanki hep bir ağızdan sözleşmişcesine değil, tek bir ağızdan yayın yapan bu besleme kanalların ister haberlerde, ister realite showlarda veya sıradan tartışma programlarında hiç başka işleri yokmuş gibi, bütün dertleri islam-kadın ve tesettür.

Neredeyse tesettüre bürünmemiş yada kafasına bone takmamış bir müşteki hanım olmadan program yapmayacaklar, şikayet veya hak aramak için gelen hanımlara bakıyorsunuz, ilk geldiği zaman başı açık, hemen ertesi gün bakıyorsunuz ki kadın boneli sıkıbaşlı bir hanım oluvermiş.


Bir başka program izliyeyim diyorsunuz, maşallah izleyiciler arasında neredeyse yarısı boneli, nereden geldiği belli olmayan rahibe giysileri resmen.
Bunlarda yetmemiş olacakki hemen hemen tüm besleme TV kanallarında bir imam nikahı kavramı neredeyse meşrulaştırılıyor resmen. Yobazın biri kaçırıyor 13-14 yaşındaki kızı, hamile bırakıyor, sonrada o benim karım, namusum, imam nikahımız var diyebiliyor ve yönetici olan kadın, kadınlığını unutarak gıkını dahi çıkaramıyor, o senin karın değil metresin olmuş diyemiyor.


Ortam böyle olunca da insanın aklına gelmiyor değil, bu ümmetçi iktidarlar ne istiyor, amaçları nedir, özgürlük ve demokrasi kavramlarını araç olarak kullanarak çağdaş dünyaya biz buyuz, müslüman kardeşlerimiz nasılsa bizde onlardanız, size uymak zorunda değiliz mi demek isterler yada islam dünyasına hakim olmak zorda olsa, İslam Birliği Başkanlığını süresiz yaparak başkanlığı almak ve ardından da Osmanlı gibi halifelik makamı.
Göreceğiz bakalım kutlu yürüyüşte son nokta 23 Ekim 2023 olduğuna göre akla kara çıkacak ortaya.

İLGİLİ KONULAR :
8 Mart 2013 Tarihinde "Dünya Kadınlar Günü" Hk.ki makalemiz
Kadınlara şiddet 9 yıl öncede, günümüzde de aynı, değişen birşey yok
Kızlarını diri diri gömen alçaklar ve kahrolsun böyle örf-adet gelenek.
Samsun'da kocası tarafından kaçırılan ve sonrasında akibeti belli olmayan kadın Emel
Sakarya/Karasu'da öğretmeni tarafından kaçırılan 15 yaşındaki liseli kız
Liseli kız bulunamıyor, kaçıranın ailesi emniyet bizde diyor, kesin Feto cu bunlar yıl.2012.
Kaçırılan kız ve öğretmeni bulundu, basın ve halkın baskısı etkisini gösterdi





Bizi Takip Edin

Share

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder

Sudoku

HER GÜN YENİ BİR SUDOKU BULMACA
Powered by SudokuKingdom.com
NASIL OYNANIR :
Rakamları Yerleştirme :
1- Fare imleci istenen RAKAM üzerine getirilir ve TIK. Önceden yüklenen rakamlar içinde tıklanan rakam kaç tane varsa kırmızı çerçeve içinde belirir.
2- Seçilen rakam Fare ile istenen boş kareye getirilir ve TIK.
3- Silmek için Fare İmleci (X) üzerine getirilir ve TIK.
4- Fare ile silinecek rakam üzerine gelinir ve TIK.
Kurallar :
1- Aynı Blok.içinde 1 den 9 a kadar tüm rakamlar yer alır. (Toplam:45) 2 Aynı rakam yer almaz.
2- Aynı Satır içinde 1 den 9 a kadar tüm rakamlar yer alır. (Toplam:45) 2 Aynı rakam yer almaz.
3- Aynı Satır içinde 1 den 9 a kadar tüm rakamlar yer alır. (Toplam:45) 2 Aynı rakam yer almaz.

FİLM-SLAYT-MÜZİK-KLİP

VİDEOLAR - Çeşitli

VİDEOLAR (Sevimli Hayvanlar)

TARİHTE BUGÜN-Hürriyet Kafe


Tarihte Bugün v.8.0
************************************

REKLAMLAR

Green Card çekilişine katılarak siz de ABD de yaşama ve çalışma imkanına kavuşabilirsiniz! ABD......
PERA BULVARI 28.6.2020