.

.
Bumerang - Yazarkafe


19 MAYIS

19 MAYIS

YASAK SİTELER

24.12.16

0

Devrim Şehidi Kubilay Anılıyor



DEVRİM ŞEHİDİ KUBİLAY’I  BUGÜN ANIYORUZ

(23.Aralık.1930 - 23.Aralık.2016)

23.Aralık.2016 Güncellendi.


Günümüzden 83 yıl önce 23.Aralık.1930 günü  İzmir’in Menemen İlçesi’nde, Hilafeti geri getirmek ve şer-i devlete yeniden dönüş bahanesiyle isyan bayrağını çeken Cumhuriyet karşıtı gerici yobaz takımınca, olay çıkmaması için konuşmak üzere tek başına  yanların giden, genç Öğretmen Yedek Sb.Teğmen  Kubilay ile onu kurtarmak için müdahale eden Bekçi Hasan ve Bekçi Şevki’nin  şehid edilişlerinin yıl dönümü başta Menemen olmak üzere tüm Türkiye’de Atatürk’çü ve Cumhuriyetçi geniş bir halk kitlesi tarafından anılmaktadır.

ŞEHİD KUBİLAY KİMDİR                                                           
Asteğmen M.Fehmi Kubilay
Asıl adı Mustafa Fehmi Kubilay olan devrim şehidimiz 1906 Kozan doğumludur. Babası Girit göçmenlerinden Hüseyin, Annesi ise yine Girit’li Zeynep’tir.

İlk okulu bitirdikten sonra Antalya Öğretmen Okulu sınavlarına girdi ve kazandı. Burada 3 yıllık bir eğitimin ardından, Bursa Öğretmen Okulu’nu bitirerek öğretmen olan Kubilay, 1929 yılında askerlik hizmetini yapmak üzere İzmir’e geldi  ve 43. Piyade Alayı’nda Piyade Asteğmen rütbesiyle görev yaptı.

Burada görevde iken, Menemen’de çıkan olayları bastırmak üzere görevlendirildi, ne yazıkki askerliğini bitiremeden de şehid oldu.

OLAYIN GELİŞİMİ
Kendisini Nakşibendi Tarikatının lideri olarak tanıtan ve yakınlarıncada lider olarak kabul gören Şeyh Esat adlı şeriat yanlısı kişi, (Nakşibendi cemaatinde böyle bir kişinin liderlik yapmadığı görüşüde vardır)olaylardan çok önceleri Cumhuriyet karşıtı ve hilafetin geri getirilmesi çalışmalarına başlamıştır.
Bu bağlamda Şeyh Esat Nakşibendi tarikatını yaymak amacıyla Laz İbrahim adlı kişi ile çoğu silahlı adamlarını Manisa çevresinde görevlendirir.
                         
  
Çoğu bilinçli olarak kıyafet ve saç-sakal gibi fiziki görünüşleriyle (Sarıklı, cüppeli, çember sakallı) alenen şeriat yanlısı imajını taşıyan bu kişilerden Giritli Derviş Mehmet, Nalıncı Hasan,  Şamdan Mehmet, Sütçü Mehmet Emin ile Küçük Hasan adlı yobazlar, Laz İbrahim’in yönlendirmesiyle İzmir’in Menemen İlçesine gelirler. Bu arada ortamı kalabalık göstermek amacıylada, gerek Menemen’de ve gerekse yakın yörelerdeki yandaşlarınıda olay mahalline yönlendirirler.
  
                           
23.Aralık.1930 Günü sabah namazına gelen elebaşılardan Giritli Derviş Mehmet, namaz sonrası cemaate, kendisinin mehdi olduğunu, dini korumaya geldiklerini, arkalarında 70 bin kişilik bir halife ordusunun var olduğunu ve öğle saatlerine kadar meydana dikilecek olan şeriat bayrağının altında toplanmayanların kılıçtan geçirileceğini söyler ve onları tehdit eder.
Sonrasında camideki yeşil yaftayı alarak  şeriat bayrağı niyetiyle uzun bir sopa üzerine bağlayıp cami yanındaki meydana dikerler.
                                Yakalanan yobaz elebaşılar
                              
Elebaşılar ellerinde tesbih sesli zikir getirerek bayrak etrafında dönerken, yöredeki yandaşları, dışardan gelenler ile korkudan katılanlar sayesinde meydan tamamen dolar ve topluluk aynen şimdiki sokaklarda olduğu gibi Allahuekber nidalarıyle alanı coştururlar.
Tehlikenin büyüklüğünü geçde olsa fark eden yada fark ettiği halde susan yetkililer, durumu ilgili makamlara iletirler ve isyan başladı derler.

OLAYA MÜDAHELE
Haberin ulaştığı Menemen yakınlarındaki 43. Piyade Alayı Komutanı, derhal başlarında Asteğmen Kubilay’ın bulunduğu bir bölük askeri olay mahalline sevk eder.
Olay mahalline gelen genç Kubilay gerek gençliğinin verdiği cesaret ve gerekse iyi niyetinden dolayı kan akmaması için askere saldırı emri vermez ve yanlarına gidip konuşmak ister.
Ancak bu iyi niyeti onun sonunu getirecektir, konuşmaya dahi fırsat bulamadan gözleri kan bürümüş, ağızlarından salyalar akan yobazlardan birisi silahını çeker ve Kubilay’ı vurur.

                                Kubilay'ın katilleri. Kapanan Zaman Gazetesi, Kubilay'ı öldürenler
                                esrarkeşlerdi demiş, demişde esrarkeşler sabah namazındamı esrar çektiler
                                acaba sayın Zaman yazarları. Atın ama biraz kısa olsun.

Kubilay yaralı vaziyette koşarak uzaklaşır ve cami avlusuna kadar gelir, anck arkasından koşarak gelen yobazlar onu orda yakalarlar, henüz sağ iken Derviş Mehmet denen cani çantasından çıkardığı dal bıçağı ile genç teğmeni boynundan keser.


Bu arada askerler başlarındaki çavuşun emriyle ateşe başlamışlar isede, kimi araştırmacılara göre, tüfeklerde manevra fişekleri bulunduğundan tabiatıyle hiçbir etkisi olmaz, olmadığı gibi bu olumsuz tesadüf yobazlarında işini kolaylaştırır, hem belinde silahı dahi olmayan Kubilay’ın kesik başını yeşil bayrağın asılı olduğu sopaya bağlarken, diğer taraftan ahaliye karşı “Görün bakın bizi tanrı koruyor, mermi işlemiyor” gibi safsatalarla propaganda yapmalarını sağlar.


Kubilay’ın vurulduğu an olay mahalline yakın olan bekçilerden Bekçi Hasan yobazlara ateş ederek birini yaralasa da vurularak, diğer bekçi ise daha ateş edemeden oda vurularak ölür.

Tehlikeli tırmanışa geçemeden yetişen ikinci makinalı tüfekli birlik, saldırı pozisyonuna geçer ve teslim olmalarını ister, ancak ateşle karşılık verilince, ateş teatisi başlar, çatışmada elebaşılardan Derviş Mehmet ve birkaçı öldürülür, bazıları kaçar, diğerleride teslim alınır.
Sonrasında kaçanlarda yakalanır ve mahkemeye sevk edilir.

OLAYIN DUYULMASI ve TEPKİLER
Menemen olayı genç Türkiye Cumhuriyeti’nin başkaldırı anlamında ikinci büyük olaydır. İlk olay bilindiği gibi 1925 yılındaki Şeyh Said isyanıdır.
Olay devlet erkanına aktarıldığında başta Atatürk olmak üzere tüm yetkililer büyük bir hayali sükuta uğrarlar. Daha dün Yunan işgalinden kurtarılan bir ilçede böyle olayların meydana gelmesi ve bir kısım yerli halk tarafından da desteklenmesi kabul edilebilir gibi değildir.


Bu konu üzerine çok üzülen Atatürk, Ordu’ya gönderdiği bir taziye telgrafında:
“Mürtecilerin gösterdiği vahşet karşısında Menemen’deki ahaliden bazılarının alkışla tasvipkar bulunmalarının, bütün cumhuriyetçi ve vatanperverler için utanılacak bir hadise”
olduğunu belirtmiştir.


27.Aralık.1930 Günü Dolmabahçe Sarayı’nda Atatürk’ün başkanlığında yapılan toplantıda, Yüce lider üzüntüsünü belirttikten sonra , derhal gereğinin yapılması  ve tüm suçluların yakalanarak mahkemelere sevkedilmesini istemiş ve ardından da sinirli bir şekilde “ İlçeyi haritadan silin” demiş, ancak sonrasında “Böyle emirler verirsem sakına sakın uygulamayın önce bana bir kere daha sorun” demiştir.

SIKIYÖNETİM UYGULAMASI ve MAHKEMELER
İlk etapda 31.Aralık.1930 günü bir toplantı yapılarak, 01.Ocak.19131 gününden başlamak üzere 1 ay süreli Menemen, Manisa ve Balıkesir Merkez İlçelerinde Fahrettin Altay komutasında sıkıyönetim ilan edilmiş ve 1.Kolordu K.Vk. General Mustafa Muğlalı başkanlığında  bir DİVAN-I HARP kurulmuştur.


7.Ocak.1931 Günü İzmir’de yine M.Kemal Paşa başkanlığında ikinci bir toplantı yapıldı. Olaya doğrudan yada dolaylı yoldan katılan 105 sanığın (Anayasayı cebren tağyir, eyleme iştirak, azmettirme ile Derviş Mehmetin, mehdilik için harekete geçtiğini bildikleri halde, Hükümete haber vermedikleri ve tekkelerin seddinden sonra ayini tarikat ettikleri) suçlamalarıyle, 15.Ocak.1931 den itibaren Divan-ı Harp’de yargılanmasına başlanmıştır.


General Mustafa Muğlalı Başkanlığındaki Divan-ı Harp Mahkemesinde 24.Ocak.1931 günü iddianame okundu ve yapılan yargılamada 29.Ocak.1931 günü mahkeme :

Sanıklardan 37 kişinin idama mahkum edilmesine (Ölmüş olan 1 sanık dahil), 40 kişinin sorumsuzluğu tesbit edildiğinden mahkemeye girmeden salıverilmesine, 27 kişinin beraatine, 41 kişinin çeşitli cezalara çarptırılmasına karar verdi ve İdama mahkum edilen 37 kişinin dosyasından birisi önceden öldüğünden dosyadan düşüldü, 6 tanesi yaşı küçük olduğundan ölüm cezaları müebbet hapse çevrildi ve geriye kalan 30 mahkumun 2 tanesinin cezası TBMM nce 2 yıl hapse çevrildi.

Kalan 28 idam mahkum kişi 3.Şubat.1931 gecesi Menemen İlçesi’nde, bir kısmı Kubilay’ın başının kesildiği yerde, diğerleri ise meydanda idam edildi. Mahkumlardan bir kişi idam sehpasına getirildiğinde kaçmayı başarmış isede, iki hafta içinde yakalandı ve Menemen’e getirilerek idam edildi.

Sıkıyönetim 28.Şubat.1931 tarihinde Manisa ve Balıkesir’den, 8.Mart.1931 tarihinde ise menemen’den kaldırıldı.

Olaydan sonra ise menemende meydana Devrim Şehidi Kubilay ve iki Bekçi adına Devrim anıtı dikildi, anıtta şöyle hitabe vardır :

İNANDILAR, DÖVÜŞTÜLER, ÖLDÜLER. BIRAKTIKLARI EMANETİN BEKÇİSİYİZ.

ETİKETLER:

KUBİLAY MENEMEN  GENERAL MUĞLALI DERVİŞ MEHMET ŞEYH SAİD ŞEYH ESAD LAZ İBRAHİM NAKŞİBENDİ TARİKATI DİVAN-I HARP





Bizi Takip Edin

Share

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder



BUNLARDA DİKKATİNİZİ ÇEKEBİLİR











TARİHTE BUGÜN-Hürriyet Kafe


Tarihte Bugün v.8.0
************************************

FOREX
Green Card çekilişine katılarak siz de ABD de yaşama ve çalışma imkanına kavuşabilirsiniz! ABD......
ADİL IŞIK