.

.
Bumerang - Yazarkafe


19 MAYIS

19 MAYIS

YASAK SİTELER

5.11.16

0

Marie Antoinette ve Fransız Devrimi (Bölüm-2)



ÜNLÜ FRANSIZ KRALİÇESİ MARİE ANTOİNETTE ve 1789 FRANSIZ DEVRİMİ


Bölüm-2 
(Mutsuz bir evlilik, devrim ayak sesleri, Versay Sarayı'nın düşmesi ve Cumhuriyetçi Monarşiye doğru)
 

Mutsuz Bir Evlilik ve Sonrası

Dışı seni yakar, içi ise beni türünden, görücü usulü bile denemeyecek kadar beğeniden, sevgiden uzak, sadece iki devlet arasındaki ilişkilerin sağlamlaştırılması için, 14 yaşında genç bir kız çocuğu ile, kendisi gibi hala çocuk olan 15 yaşındaki veliaht damadın gıyabında yapılan bir nikah ve düğün merasimin ardından gelen evlilik, adına evlilik denirse tabi.
                             Veliaht Louis Auguste ve Maria Antoinette


İlk yedi yıla kadar nedense çocuk yok, cinsellik yaşanmış veya yaşanmamış onuda bilen yok, karşıt milliyetçi Fransızlara göre ise kimin eli kimin cebinde hikayesi dillere düşmüş durumda.

Evliliğin tek elle tutulur tarafı, her genç kızın rüyalarını süsleyen kral adayı genç bir prens koca, ihtişam içinde saraylar, köşkler, sınırsız harcamayı karşılayan hazine ve paha biçilmez takılar, giysiler ile cebren yada gönüllü tüm Fransız halkının gösterdiği bağlılık, saygınlık.

                                Louis ve Antoinette düğünde. Temsili resim


Daha ne istersin derler herhalde insana, bırak sevgiyi, aşkı doldur onların yerine sonu gelmez ihtişamlı yaşamı.

Marie Antoinette’de böyle yapmış zaten, Baba Kral XV. Louis’in ani ölümünden sonra eşi Louis-Auguste, Fransa Kralı XVI. Louis unvanını alarak tahta geçince, oda Kraliçe Antoinette unvanına kavuşmuş ve debdebeli yaşatışı için ilk adımını atmıştır.

                            Marie Antoinette


Sonraları mütevazi bir yaşamı tercih etmiş olsada, Antoinette ilk kraliçelik döneminde rakiplerini kıskandıracak türde bol bol harcamalara başlamış, saraylar az gelmiş olacakki yeni yeni köşklere, çiftliklere sahip olmuş, takılar, giysiler ise servet denecek düzeyde.
                           Kraliyet ailesi bir arada


Tüm bu şatafatlı yaşamın tek eksiği ise aşkdan, sevgiden yoksun bir evlilik ile sarayın getirdiği sıkı kurallar ve gündelik yaşamı sıkıcı duruma sokan gelenekler.

                           Kraliçe yatarken-kalkarken hep hizmetçiler yanında yardımda


Her sabah hizmetçiler yardımıyla yataktan kalkmalar, giysilerin hizmetçiler tarafından giydirilmesi, halka açık akşam yemeklerinde kocasına eşlik etme zorunluluğu gibi bir takım saray kuralları, öyleki annesine , “Rujumu tüm dünyanın gözü önünde sürüyorum, ellerimi tüm dünyanın gözü önünde yıkıyorum” diyerek yakınıyordu.

                            Görkemli Versay Sarayı


 Bu abartılı kurallardan bir taneside kraliçenin doğum yaparken, saray halkından yüzlercesinin doğum anını izlemesiydi, Marie Therese Charlotte adını verdiği, kız olan ilk çocuğunu 19 Aralık 1778 günü Versay Sarayı’nda dünyaya getirirken yüzlerce kişi doğumu izlemiş, kraliçe bu acayip uygulama karşısında acıdan ve utançtan defalarca bayılmış, ayılmış ve şiddetle karşı çıkarak, bir daha böyle saçma bir uygulamanın yapılmasının önüne geçmiştir. 

                                     Kraliçe Antoinette çocukları ile

Antoinette’nin Prenses Marie Therese’den sonra üç çocuğu daha dünyaya geldi, bunlar sırasıyle : 

Prens Louis Joseph (1781) , 

1788 Yılında yakalandığı amansız hastalık tüberkilozdan kurtulamaz, annesinin kollarında can verir.
Kraliçe artık perişan olmuştur, bir tarafta akla hayale gelmeyen dedikodular, diğer tarafta peşpeşe iki yavrusunu kaybetmenin acısı içindedir.





Prens Louis Charles (1785) 

8 Yaşında iken annesinin yanından zorla alınarak başka bir hapishaneye götürülen XVII. Louis Charles, hücresinde bakımsızlıktan hastalanır ve 1795 yılında vefat eder.
Bilinmez belkide canavar isyancılarca zehirlenmiştir







Prenses Sophie Helene Beatrix (1786) 


1787 Yılında henüz bir yaşını kutlamadan vefat eder, Kraliçe minik çocuğunun cesetine sarılır saatlerce ağlar.








1785 Yılında 30 yaşına basan anne kraliçe artık, daha az şatafata yer veren, harcamaları kısan, mütevazi bir yaşamı seçen ve çocuklarından başka hiçbir şeye ağılık vermeyen bir anne hüviyetine doğru yönlenmiştir.

                                        Louis ve Antoinette yeni evlenen çift


Bu yönlenmede esas etkenin, iflas eden bir Fransa ekonomisinin, halkın gösterdiği huzursuzluğun, bunlarda yetmezmiş gibi saray karşıtı basının devamlı olarak başta kraliçe olmak üzere sarayı yere vuracak derecede eleştirmesinin başı çektiği bir gerçektir.
                                       Devlet iflas etsede hanedan giderleri tam karşılanır


Hatta eleştiriler okadar ileri gitmiştir ki bütün suç kraliçeye yüklenerek, hiç alakası olmadığı halde, onun ahlak dışı ilişkilere girdiği, erkek, kadın ve hayvan demeden hemen hemen hepsiyle pornografik eylemlere kalkıştığı gibi akla hayale gelmeyecek ahlak dışı davranışlara giriştiği şeklinde iftira kampanyasına dönüşmüştür.

                                          Baş belası 100 Milyon dolarlık gerdanlık


Ardı arkası kesilmeyen bu tür iftira kampanyası devam ederken, birde adı, 500 Kg. altın değerindeki (Günümüz piyasasına göre tahmini olarak 100 milyon dolar) elmas gerdanlık skandalına karışınca, artık halkın karşısındaki değeri tamamen sıfırlanmış, istenmeyen bir kraliçe durumuna düşmüştür.

Kraliçe için karanlık günler başlamıştır artık, öyleki elmas gerdanlığın yarattığı politik facia yetmiyormuş gibi, kraliyet ailesi bir de ölüm olayı ile sarsılır.


Antoinette’nin en küçük kızı Prenses Sophie-Beatrix henüz birinci yaş gününü kutlayamadan, doğum gününe kısa bir süre kala 1787 de yaşamını yitirdi, kraliçe kızının cansız bedenine sarılarak saatlerce ağladı.

                                             Mükemmel harp çalan Antoinette


Henüz bu acı geçmeden, saray doktorları büyük oğlu Louis-Joseph’in tüberküloz hastalığının son aşamalarında olduğunu bildirir, kraliçe ölüm döşeğinde yatan oğlunun yanından hiç ayrılmaz, acı içinde kıvranarak ölen oğluna bizzat bakıcılık yapar ama ölüm kaçınılmazdır ve Veliaht Prens 4 Temmuz 1788 günü henüz 7 yaşında iken vefat eder.


Kral klinik deprasyon nöbetleri geçirmeye başlar, kraliçe ise artık kendisini kaybetmiştir, peşpeşe gelen feci olaylar yıkmıştır onu.

Marie Antoinette bu kadar dayanılmaz acı içinde kıvranırken, hala onu suçlu gören karşıtları, alçakça ve şerefsizce, oğlunun ölümünden onu sorumlu tutarlar ve bu asılsız dedikoduyu yaymaya çalışırlar.



Devrimin Ayak Sesleri

Yetersiz vergilendirme ve ülke sınırları dışındaki bitmek bilmeyen savaşlar nedeniyle, Fransız Hükümeti çok ciddi bir borç yükü altındadır, devlet resmen iflas etmiştir.

Kral XVI. Louis mevcut durumun vehametini görür ve çare bulmak umuduyla soyluları saraya davet eder, “Soylular Asamblesi” olarak bilinen bu toplantıdan hiçbir olumlu sonuç çıkmaz.

Kral son çare olarak “Sınıflar Meclisi” (Estates-General) ni toplar ve durumu açıklar, devletin bu yıkımdan çıkabilmesi için yardımcı olmalarını ister. Oysa Sınıflar Meclisi, Fransız halkının temsilciler meclisi dir ve zaten onlar monarşiye karşıdır, sarayın gidişatını her zaman eleştirir aynı zamanda reformist bir guruptur. Dolayısıyle krala yardım edecekleri yerde eleştiri oklarını acımasızca peşpeşe sıralamaya başlamıştır bile.

Sınıflar Meclisi’nin bu tarz sert eleştiri ve suçlamalarından çekinen kral ve  kraliçe, halkın dahada ileri giderek taşkınlık yapmasını önlemek amacıyle kabineyi ve başbakanı değiştirme yoluna giderler ve sıkı bir monarşist ama oldukça da hoşgörülü olan Breteuil Baronu’nu Başbakanlığa getirir.

Ancak kral karşıtları bunu fırsat bilir, yeni başbakanın sert ve acımasız bir kişi olduğu dedikodusunu yaymaya başladılar, başarılı da oldular.

                                 Bastille Saint-Antoine Hapishanesi (Paris)                                   


Bunun üzerine devrim liderleri, hükümetin askeri güç kullanacağı ve sert tetbirlere başvuracağı kanaatiyle, arkalarına taktıkları oldukça kalabalık bir halk gurubuyla, 14 Temmuz 1789 günü, kraliyet otoritesinin sembolü durumunda olan “Bastil Hapishanesi” ne doğru yürüyerek hapishane kontrolünü ele geçirir.        
                                         
Hapishane Müdürü ile iki aşırı sağcı politikacı yakalanarak anında linç edilir,başkaldırı gece yarısına kadar devam ettiği halde saraya bilgi verilmez.  
Baskında diğer görevlilerin bir kısmı isyan öncesi kaçmış, bir kısmı öldürülmüş, bir kısmı ise isyancılara katılmıştır.
Bastil Hapishanesi baskınında isyancılardan ise 981 kişi çatışmada ölmüş, 73 isyancı ise yaralanmıştır. 
                                 Bastil Hapishanesi baskını (Temsili resim)
Artık Fransa’da saraya ve monarşiye karşı meşhur “1789 Fransız Devrimi” başlamıştır ve adım adım ilerlemektedir.
Geceyarısı olayları duyan kral, yanındakilere “Bu bir isyanmıdır” diye sorar ama sorunun yanıtı Dük Rochefoucauld-Liancourd’ dan gelir “Hayır efendim, bu bir devrim” 
                              Baskından sonra öldürülen hainlerin başları gezdiriliyor 

O geceden itibaren Versay Sarayı’nda panik başlar, saray halkının büyük bir bölümü canlarını kurtarmak için sarayı terkeder.

Kralın kardeşi Kont d’Artois (Charles Philippe) suikaste uğramaktan korkarak, ailesi ile birlikte yurt dışında bilinmeyen bir yere kaçarken, Kardeşi Provence Kontu’da (Louis Stanislas Xavier) ona katılır ve ülke dışına kaçar.

Kraliçenin arkadaşı ve çocuklarının baş mürebbiyesi Kontes Gabrielle de Polastron İsviçre’ye kaçar.



Versay’ın Düşüşü

Sarayın Paris’e çok yakın olmasından dolayı, tehlikenin büyüklüğünü kraliçede biliyordu ve hazırlıklarını yaparak, saraya daha uzakta bulunan Saint Cloud’daki yada daha başka bir yerdeki güvenli şatolardan birine taşınma emrinin verileceğini kraldan bekliyordu ama kral ne yazıkki bu emri vermedi ve Versay’dan asla ayrılmayacağını bildirdi.

Marie Antoinette eşine karşı gelemediği gibi onuda sarayda tek başına bırakmaya gönlü razı olmadı.

Kral XVI. Louis sonradan, fırsat varken Versay Sarayı’nı terketmeyerek ne kadar büyük bir hata yaptığının farkına varacaktı. Sarayda kalma kararı, sonraki yıllarda tüm ailesini, acıların ve travmaların kucağına atacaktı.

Bastil’in ele geçirilmesinin ardından monarşiye bayrak kaldıran isyancıların sayısı hızla artar ve bir araya gelen halk gurupları Versay’a doğru, sarayı basmak için yürüyüşe geçer, bu baskın kararını saray ancak aylar sonra haber alır, alır ama 5 Kasım geceside isyancılar artık sarayın kapısına dayanmıştır.

Antoinette yine krala, sarayı terketme isteğini yineler  ama bu isteği kral yine kabul etmez ve sabaha karşı isyancılar saraya girer, çıkan çatışmada kraliçenin tüm muhafızları katledilir, çatışma anında zamanı iyi değerlendiren kraliçe, çocukları ve yardımcıları canlarını kılpayı kurtararak kaçarlar ve kendilerini saray merkezindeki korunaklı olan kralın yatak ve istirahat odalarında bulurlar, kralın kızkardeşi Prenses Elisabeth de oradadır, kapılar kapatılır, hanedan ve yardımcıları kurtulmuştur, sarayın diğer çalışanları ise ya çoktan sarayı terketmiş yada isyancılara katılmıştır.

Sabahleyin sarayın bahçesinde bir araya gelen isyancılar, günah keçisi olarak seçilen Kraliçe Marie Antoinette’nin tek başına balkona çıkmasını isterler, kraliçe çekinmez, tek başına sabahlığı ile silah namlularının doğrultulduğu balkona çıkar ve yaklaşık on dakika balkonda kalır, sonrada eliyle selam vererek içeri girer.
TUİLERİES - 

Kraliçenin bu cesareti bir kısım halk tarafından hayranlıkla izlenir ve ardından “Kraliçemiz çok yaşa” (Vive la Reine) diye slogan atarlar.

  İsyancı gurup, saraydaki tüm hanedan ailesinin Paris’e dönmesini ister ve onları alarak Paris’te yıllarca hiç kullanılmamış harabe halindeki Tuileries Sarayı’na götürülür, hanedanın tümü ve ayrılmak istemeyen yardımcıları köhne sarayda tutukludur artık.


Başta Kral XVI. Louis, kız kardeşi Elisabeth ve Kraliçe Marie Antoinette, çocukları Prenses Marie Therese, Veliaht Prens Louis Charles ile kendilerinden ayrılmayan yardımcıları tutuklular listesindedir.



Cumhuriyetçi Bir Monarşi Yönetimi

Marie Antoinette, devrimcilerle uzlaşma konusunda pek ümitvar olmamasına karşın, yinede en kötü ihtimalle, krizin istenmeyen bir iç savaşa dönüşmeden barışçıl yöntemlerle aşılması konusundaki umudunu yitirmez ama bundan böyle krallık hanedanının eski gücüne bir daha  kavuşamıyacağını da kabullenmiştir artık.



Diğer taraftan Paris’teki saraylardan birinde karargah kurmuş olan, Cumhuriyetçi Milli Asamble, Fransa’yı anayasal monarşiye dönüştürecek anayasayı hazırlarken, kraliçe de boş durmuyor, devrimi yumuşatacak uygulamalara girişiyor ve ikamet ettikleri Tuileries Sarayı’na ülkedeki hayır kurumlarının temsilcilerini sık sık davet etmeye başlar, ayrıca Paris’in yoksul ve yetim çocuklarının acılarını dindirebilmek için korumaya ve bağışlara devam eder. 

Ancak, Cumhuriyetçilerin önemli isimlerinden Antoine Barnave ve Milli Asamble’nin seçkin üyelerinden Mirabeau Kontu gibi hatırı sayılır kişilerin kraliçeyi övmeleri, asaletine  cesaretine, kişiliğine ve dik duruşuna hayran kalmaları, bu özelliklerini sık sık dile getirmelerine rağmen, halkın kraliçeye karşı öfkesi azalacağı yerde inadına yükselmektedir, bunda hata genelde kraliçenin yabancı bir ülkeden gelmiş olması ile sarayın geleneksel şatafatlı yaşantısına ayak uydurması gibi görünsede, esas etkili olanlar monarşi yanlısı olupta Kraliçe Marie Antoinette’yi sevmeyen, onun saraydan azledilmesi için ellerinden geleni yapmaya çalışanların yaptıkları propaganda ve yayınlardır. 
 

Saray ile Cumhuriyetçiler arasındaki uzlaşma umudu, 1790 yılında medeni kanunun kabul edilip yayınlanmasıyle yavaş yavaş yok olmaya başlar.

1791 e gelindiğinde ise artık kral ve kraliçenin monarşiye dönüş umutları tamamen bitmiştir, yaşamlarını garanti altına almak ve eski güçlerine kavuşma isteklerini gerçekleştirmek için, gizlice Tuileries Sarayı’ndan çıkarak, Doğu Fransa’daki monarşistlerin kalesi durumunda olan Montmedy’e kaçmaya karar verirler.

Orada içerdeki taraftarları ile dış destekçileri organize edeceklerdi, dıştanda hatırı sayılır büyük bir destek vardı, bunlar Kutsal Roma İmparatoru II.Leopold, Rus Çariçesi II.Katerina, İsviçre Kralı III.Gustav ve Prusya Kralı II.Frederick Willam’ dı ve askeri destek vereceklerini taahhüt etmişlerdi.

                          Kral XVI.Louis'in yakalanmasını sağlayan paradaki resmi

 Nevarki kraliyet ailesinin kaçış teşebbüsü yarı yolda başarısızlıkla son buldu, Tuileries Sarayı’n dan çıktıktan sonra Varennes kasabasında atların değişmesi gerekiyordu, bu değişim esnasında aile kıyafet değiştirmiş olsada Fransa parası üzerinde bulunan resimlerden, Cumhuriyetçiler Kralı tanımıştı ve arabanın gitmesine izin vermediler, tekrar saraya götürüldüler. Bu kaçış olayının ardından kral ailesi devrim düşmanı edilmiştir.
                            Yolda yakalanan kraliyet ailesi tekrar Paris'e getiriliyor


Sarayın hızla kan kaybetmesi ve ülke üzerindeki azda olsa otoritesinin azalması, kraliçeyi çare aramaya yönlendirir ve Asamble içerisindeki anayasal monarşist kesimin lideri durumundaki Antoine Barnave ile gizlice görüşmeye başlar.

Barnave, uzun ikna çabalarının ardından Eylül.1791 de kraliçeyi yeni anayasanın kabulü için ikna eder, ancak daha sonra kral ailesi sonra anlaşmayı imzalamaktan vazgeçer, daha doğrusu elindeki gücü paylaşmak istemez ve kraliçe zaman kaybetmeden Kutsal Roma İmparatorluğu (Avusturya) tahtına geçen kardeşi II.Leopold’dan yardım ister.

II.Leopold diğer destekçi ülkelerle birlikte Fransa’ya karşı bir haçlı ordusu hazırlığına girişir ve tüm ordusunu İmparator emrine veren Prusya ile birlikte 1792 ortalarına doğru saldırı başlar, Fransa işgal edilir.

Kral ve kraliçe, işgal sonrası isyancıların bastırılacağını ve tekrar eski güçlerine kavuşacaklarını sanırlar ama olaylar onların düşündüğü gibi sonuçlanmaz, çünkü 1791 yılında hazırlanan Cumhuriyetçi Monarşi sistem anayasasını imzadan vazgeçmekle, hayatlarının en büyük hatasını yapmışlar ve bu hata ne yazıkki yaşamlarının sonunu getirmiş olacaktır.


ETİKETLER : MONARŞİ – VERSAY – VELİAHT – LOUİS – ANTOİNETTE – CHARLES – KRALİYET – MARİE THERESE – CHARLOTTE – LOUİS JOSEPH – LOUİS CHARLES – SOPHİE HELENE – ELMAS – GERDANLIK – TÜBERKİLOZ – DEVRİM – ASEMBLE – ESTATES-GENERAL – BRETEUİL – BARON – BASTİL – DÜK – KONT d’ARTİOS – PROVENCE – KONTES – SAİNT CLOUD – MİREBEAU – ÇARİÇE –II.KATERİNA – VARENNES – PRUSYA

Marie Antoinette ve Fransız Devrimi(Bölüm-1)
Marie Antoinette ve Fransız Devrimi(Bölüm-3)





Bizi Takip Edin

Share

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder



BUNLARDA DİKKATİNİZİ ÇEKEBİLİR











TARİHTE BUGÜN-Hürriyet Kafe


Tarihte Bugün v.8.0
************************************

FOREX
Green Card çekilişine katılarak siz de ABD de yaşama ve çalışma imkanına kavuşabilirsiniz! ABD......
ADİL IŞIK