.

.
Bumerang - Yazarkafe


19 MAYIS

19 MAYIS

YASAK SİTELER

5.11.16

0

Marie Antoinette ve Fransız Devrimi (Bölüm-3)



ÜNLÜ FRANSIZ KRALİÇESİ MARİE ANTOİNETTE ve 1789 FRANSIZ DEVRİMİ

Bölüm-3
(Hazin sona doğru gidiş ve Kral XVI. Louis, kardeşleri, eşi Marie Antoinette ve çocuklarının akibetleri.)



Hazin Sona doğru
Fransa işgal edildikten sonra Avusturya-Prusya ordusunun komutanı Brunswick Dükü Karl Wilhelm Ferdinand, kraliyet ailesine en ufak bir zarar gelirse Paris’i yakıp yıkacağını belirten bir manifesto yayınlar.
Bu manifestoya devrimcilerin tepkisi çok çabuk, sert ve zalimce olur, saraya duydukları nefret ve öfke katlanır ve ilk iş olarak aniden 10 Ağustos 1792 günü kral hanedanının ikamet ettiği Tuileries Sarayına saldırıya geçerler.
Tek başına da kalsa asilerin karşısına çıkacağını ve sarayı terketmeyeciğini söyleyen kraliçeye, saray görevlileri ve hizmetçiler yalvarır, hiç olmasa çocuklarının hatırına sarayı terk etmesini isterler ve kraliçe gönülsüz de olsa sarayı terkederek ailesi ve yardımcıları ile birlikte Milli Asamblenin bulunduğu saraya yerleşir.
Kısa bir zaman sonrada asiler Tuileies Sarayına girer, saray muhafızı olan İsviçre’li askerlerin tamamı katledilir ve Tuileies Valisi Markiz Champcenetz hakkında idam kararı verilir, ancak yakalamaya gelen asilerle mücadele ederken yaralı olarak Grace Elliot’un yardımıyla kaçmayı başarır.
Adına Özgürlükçü Devrimciler denen Katillerin kana susamışlıkları :
Artık ok yaydan çıkmış, yıllarca elini-eteğini öptüğü krallık hanedanına karşı ne yaptığının farkında olmayan cahil halkın (Kültürlü insan bu tür eylemlere girişmez) içinde biriken kin ve nefret duyguları dışarı fırlamış ve önüne gelen krallık hanedanı, sülalesi yada yanlısı kimi bulursa hiç sorgulamadan canını almaya, malına mülküne el koymaya başlamış bir katiller, canavarlar topluluğu ortaya çıkmış durumdadır.

                                      Orijinal bir giyotin sehpası, İskoçya-1564
İlk önce, Tuileries Sarayı’nın talan edilmesinin ardından üç gün sonra 13.Ağustos.1792 tarihinde, Milli Asamble’nin bulunduğu saraya ailesi ile birlikte canlarını kurtarmak için yerleşen (Oysaki adı Milli Asamble olan bu gurubun sokaktaki canavarlardan hiçbir farkı yoktur adından başka) krallık ailesinden  Kral XVI. Louis tutuklanır, aslında tutuklanma kelimesi, giyotine gönderilmenin sadece kılıfıdır.

                                      Fransa/Mary Kilisesi önünde kopya giyotin
Bir buçuk ay sonra da 21 Eylül 1792 de monarşi tamamen feshedilir, kraliyet ailesi Prenses Elisabeth de dahil olmak üzere giyotine gönderilmek üzere tutuklanır ve Paris’teki Tapınak Kalesi’nde hapsedilir.
Bundan sonra Paris, kanlı şiddetin merkezi haline gelir, Hapishaneler işgal edilir, mahkumlar serbest bırakılır, kraliyet yanlısı olanlarla yanlısı olduğundan şüpheli olanların tamamı sorgulamaya gerek görülmeden katledilir.
Marie Antoinette’nin çok sevdiği arkadaşı, dostu Prenses Lamballe yakalanır, kraliçeye karşı bağlılık yemininden vazgeçilmesi istenir, dost canlısı olan prenses bu isteği yerine getirmeyince, başına defalarca çekiç vurularak hunharca resmen linç edilir.
Kral XVI. Louis sözde mahkeme tarafından 11 Aralık 1792 de vatana ihanet suçu ile yargılanır ve 17 Ocak 1793 de ölüm cezasına çarptırılır. 

                                Kral XVI.Louis'in Concorde Meydanı' nda giyotinle idamı

Giyotine gönderilmeden önce son kez ailesi ile yemek yemesi için izin verilir ve 21 Ocak 1793 günü kana susamış canavarların tezahüratları eşliğinde idam edilir. 
Marie Antoinette’nin Yargılanması
Kocasının öldürülmesinden sonra kraliçe hiçbir zaman kendisine gelemez, kızı Therese annesi Antoinette için “Kalbinde hiçbir ümit kırıntısı kalmadı, yaşıyormu ölümü belli değil” demişti.   İştahını tamamen yitiren ve sürekli kilo veren kraliçe zaman zaman spazm ve bayılma nöbetleri geçirmekteydi.
3 Temmuz 1793 Gecesi bir gurup Cumhuriyetçi hükümet yetkilisi, kraliçenin 8 yaşındaki oğlu Prens Louis Charles’i götürmek üzere tutuklu bulundukları hücreye gelir ve Prens Charles’i almak istediklerini söyler çünkü Prens Louis Charles, ülke dışındaki monarşi yanlıları tarafından XVII. Louis ilan edilmiş, bundan dolayıda daha korunaklı özel bir hücrede tutulması gerekmektedir.
Çocuk korkudan annesinin arkasına saklanır ağlamaya başlar, annede biricik oğluna kalkan olur, çocuğu vermek istemez ve iki saat direnir, ancak ne varki yetkililer veliahtı alıp götürmekte görevli idiler ve emir kesindi. Baktılar kraliçe oğlunu normal yollardan teslim etmiyecek, bilirler onun pes etmeyen kişiliğini ve çocuğu vermezse, kızı Prenses Therese’yi öldürmekle tehdit edince pes etmek zorunda kalır ve Louis Charles’i alıp götürürler.
Kraliçe bir daha minik oğlunu göremez, küçük Charles aradan iki yıl geçtikten sonra tutuklu kaldığı hapishanede 1795 yılında hastalanır ve ölür, bilinmez belkide canavarlaşmış Cumhuriyetçiler tarafından zehirlenmiştir yada bilinçli olarak hastalanmasına sebeb olunmuştur, çünkü sözde devrimciler içinde çoğunluk bir gurubun gözlerinde biriken kan ve kin henüz bitmemiştir, kolay kolay biteceğide görülmemektedir.
Çocuk alındıktan kısa bir zaman sonrada Marie Antoinette’nin yargılanma süreci başlar, daha doğrusu, giyotine gönderilmesi için kılıf hazırlanır ve 2.Ağustos.1793 günü sabaha karşı yerel saat ile 02.00 de gardiyanlar tarafından uyandırılır, üzerini giyinmesi söylenir,  gaddarlık ve acımasızlık artık, siviliyle, resmisiyle tüm Cumhuriyetçilerin ruhuna işlemiştir.

                           Antoinette'nin Conciergerie Hapishanesine nakledilmesi

Kraliçe, kızı Prenses Therese ve görümcesi Elisabeth’ten ayrılarak, Conciergerie Hapishanesi’ne nakledilir ve yanına yardımcı olarak Rosalie Lamorliere adlı bir köylü kızı tahsis edilmiş isede, kraliçe hemen hemen hiçbir şey istemediği gibi verilen hiçbir şeyide kabul etmiyordu, artık kaderine razı olmuş, giyotin sırasını beklemekteydi.

                           Antoinette'nin idamı beklediği Conciergerie Hapishanesi

29.Ağustos.1793 günü, Rougeville’den kraliçenin sadık bir destekçisi olan Alexandre Gonsse ziyarete gelir ve bir karanfil çiçeğinin taç yaprağına iliştirdiği küçük notta, kraliçeyi çok yakında kaçıracaklarını söylüyor ve hazırlıklı olmasını istiyordu. Kraliçenin bir kağıt parçasına iyne ucu ile yazdığı cevap gardiyanlarca farkedilir ve olay tarihe “Karanfil olayı” olarak geçer, bu olaydan sonra kraliçenin korunması dahada sıklaştırılır.

                                     Antoinette hapishanedeki hücresinde

Karanfil olayının duyulmasının ardından gözlerini kan bürümüş, gaddar ve merhamet duyguları körelmiş çoğunluk Cumhuriyetçilerin nefreti dahada çoğalmıştır ve onu ölü görmeye kararlıdırlar. 
Hatta öyleki halka doğru yolu gösterici durumda olması gerekirken, kendisini kültürlü ve aydın birisi olarak lanse etmeye çalışan gaddarlığına canavarlığıda eklemiş, zamanın en alçak ve şerefsiz, Cumhuriyetçi siyaset adamlarından gazeteci Jacgues Hebert, Halkın Güvenliği Komitesi’ne hitaben şöyle der : 
“ Okuyucularıma  Antoinette’nin kellesi sözünü verdim, şayet bu iş geciktirilirse, kendim gider keserim” 
                           Antoinette'nin kaldığı hücre        

Günümüzde de son günlerde rastlanan bir canavarlık örneği. 15 Temmuz gecesi İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ni işgal eden askerlerden bir bölümü linç edilmekten korkup silahlarını bırakarak binadaki odalara girer kapıları kilitleyip saklanır, onları aramaya gelen emniyet güçlerinin arkasında elleri sopalı AKP trollerini gören polisler siz geri çekilin deyince, ne “Biz buraya ölmeye geldik diyerek”  diyerek ellerindeki sopaları havada sallayıp, öldürmeye geldik demek isteyenler, nede odalara saklanan askerlerin akıbetinden hiç kimsenin haberi yok, çünkü izleyenler dikkat ettiyse, trollerin o tür bağrışlarının ardından çekim ve kameralar hemen kapatılmıştır.

Antoinette Katiller Mahkemesinde
14.Ekim.1793 Günü ilk defa duruşma salonuna gelen Marie Antoinette’yi gören izleyiciler ile yargı görevlileri şaşkınlıklarını gizleyemezler çünkü o ihtişamlı, tüm tehditlere karşı korkmadan dimdik duran, cesur kraliçe gitmiş, yerine erken yaşta çökmüş, bir deri bir kemik kalmış, bitkin ve harap vaziyette zavallı bir kraliçe gelmiş.



Böyle aciz durumda kalmış bir eski kraliçeye utanmadan, sıkılmadan sadece onu cahil halkın gözünde bir kat daha küçük düşürmek için, sözde canileşmiş mahkeme heyetinin sordukları soruları ve suçlamaları dinleyince, bu sefer şaşkınlık geçirme sırası makaleyi okuyanlara gelecektir.
Sözde mahkeme heyeti, sorgulamaya geçmeden önce, sokakta ne kadar katil, canavar ruhlu insan varsa bulunan ve aralarından seçilen 40 tane ne idüğü belirsiz tanık sıfatındaki kişileri tanık kürsüsüne davet eder, sonra sorgulamaya geçilir ve sorular başlar :
S.1-.Meşhur elmas gerdanlık olayının aydınlanması
S.2-Tuileries Sarayı’nın İsviçre’li muhafızlarının sarhoş edilip edilmediği
S.3-Ki bu soru kraliçesi resmen kahreden, ölümden beter duruma getiren sorudur, soruyu soran kişi ise mahkeme heyetine nasıl girdiği belli olmayan alçak, şerefsiz ve ahlaksız Gazeteci Jacgues Hebert’tir. 

Hebert, kraliçeyi öz oğluna cinsel taciz yapmakla itham eder ama kraliçe bu ahlak dışı soruya cevap vermez, ancak aynı kafaya sahip olan sözde mahkeme üyeleri ısrar eder kraliçenin cevap vermesini. Kraliçe bu nedeni belli olmayan ısrara karşılık “ Eğer cevap vermediysem bu, bir anneye yapılan böyle bir suçlamayı, doğanın kendisinin bile yanıtlamasının mümkün olamayacağındandır” der.
Bundan sonra gelen sorularda aynı düzeyde ve tamamı saçmalık içermektedir, amaç zaten giyotine gitmesi kesinleşen kraliçenin idam kararına birtakım kılıf mahiyetinde suçlar iat edilmesidir. Kraliçe bu safsataların hiçbirine cevap vermez, suskunluğunu muhafaza eder.
Duruşma sonunda malum karar çıkar ve mağrur, baş eğmeyen, cesur kraliçe Marie Antoinette, canilerin meydana getirdiği jüri tarafından oy birliği ile, vatana ihanet suçundan 15.Ekim.1793 günü idama mahkum edilir ve tekrar Cociergerie Hapishanesine geri götürülür.
Kraliçenin İdamı ve Defnedilmesi
Cezaevine dönen kraliçe vasiyet olarak son mektubunu Görümcesi Elisabeth’e yazar. Mektubunda  arkadaşlarına ve ailesine olan sevgisini ifade eder ve çocuklarına aynen kral gibi kimseden öç almaması için yalvarır ama kendilerinden resmen hunharca öç alınmıştır.
Doğruluğu kesin olarak bilinmemekle birlikte, çünkü cani isyancılar hanedan hakkındaki tüm bilgi ve belgeleri yoketme hevesi içindedir, Kraliçenin vasiyet niteliğindeki mektubu, hiçbir zaman Elisabeth veya kızı Therese’ye ulaşmamıştır, kaldıki bu iki prensesin, kraliçe Antoinette’nin idamından dahi haberleri yoktur.
İşte Kraliçe Marie Antoinette’nin, 16 Ekim 1793 günü giyotine gitmesine saatler kala sabahın dördünde, Madame Elisabeth’e yazdığı mektup:


"  Sana, ablam, ben sadece suçlular için böyledir, ancak kardeşini katılmak gitmek için, ben sadece utanç verici bir ölüme mahkum edilmiştir, son kez yazmak; masum onun gibi, onun son anlarında onun gibi aynı sertlik göstermeyi umuyoruz. olduğu gibi Sakinim zaman vicdanı değil sitem benim zavallı çocuklar vazgeçerek derin pişmanlık var; Eğer, benim iyi ve ihale kardeşi sadece kendileri için var biliyorum ve; Senin dostluk, her şeyi feda bizimle birlikte olmak için. hangi pozisyonda ben seni terk! "Ben de aynı argümanla, kızım deneme öğrendim senden ayrıldı. Heyhat! Zavallı çocuk, o benim mektup almaz, ona yazma cesaret edemez.  Bu size ulaşacaktır eğer ben bile bilmiyorum.
"  Benim nimet için buraya ikisini de alın; Ben onlar büyüdükleri zaman bir gün, onlar sizinle tanışmak ve ihale bakımın tam zevk umuyoruz. Onlar onlara ilham olmaktan hiç olduğunu, her ikisi de düşünüyorum; ilke ve doğru yürütme olduğunu görevlerinin kendi dostluk ve karşılıklı güven memnun edeceğini, hayatın temel esasları vardır. kızım var yaşta hissediyorum edelim, o zaman yardımcı olmalıdır danışmanları tarafından kardeşi bu deneyim, o ondan daha fazla olacak ve onun dostluğu onu ilham kaynağı olacak; sırayla oğlum kız kardeşi tüm bakım, dostluk ilham kaynağı olabilir hizmetleri render; nihayet hissediyorum hem onlar bulabilirsiniz bazı pozisyonda, onların sendika ile gerçekten mutlu olacak. Onları bizden örneğini ele alalım. Nasıl bizim talihsizlikler birçok dostluğumuz bize taziyeleri verdi; ve mutluluk bir arkadaşınızla paylaşabilirsiniz zaman zevk iki kat olduğunu. Ve nerede kendi ailesi daha fazla ihale, bulmak için! oğlum ben o bizim öcünü istiyor asla açıkça tekrar babasının son sözlerini unutmayalım.
"  Kalbimde â çok acı bir şey hakkında söylemek zorundayım. Bu çocuk sana ağrı neden olmalı biliyorum; Onu affet, sevgili kardeşim, o vardır yaşı düşünmek ve ne istediğinizi bir çocuk anlatmak ne kadar kolay olduğunu ve hatta o anlamıyor; gün ben bütün iyilik değeri ve hem de aşkının daha iyi hissediyorum olmadığını, umut, gelecek. beni bile sana son düşüncelerimi anlatmak için kalıyor. Ben deneme başından itibaren yazmak istedim, ama o ilave bana yazma izin vermedi, yürüyüş gerçekten zamanım olmadı o kadar hızlı oldu.
Ben büyüdüm ve ben her zaman itiraf nerede "Ben biri babamın ki, Katolik, Apostolik ve Roman ölür; hala burada var bu dinin rahipleri ve bir kez girdiyseniz Ben bile yer çok onları açığa eğer bilmeden beklemek için hiçbir manevi teselli sahip.
"  Umarım benim yaşam boyu işlediği bütün günahları için Tanrı'ya özür dileriz. Onun iyiliği o da, benim son duaları almak istediğiniz umuyoruz o rahmeti ve iyilik ruhumu almak için lütfen ben hasretim o kadar. Ben biliyorum herkesten özür diliyorum, ve sen, ablam , özellikle tüm sorun, farkında olmadan ben neden olmuştur. Ben bütün düşmanlarına onlar bana yaptılar kötülüğü affet. Benim teyze ve tüm hoşçakal burada söylemek kardeşler ve KİT urs .
"Ben, arkadaşlar, sonsuza dek ayrılmış olma fikri, ve cezalarını vardı ben ölüyorum taşımak en büyük pişmanlıklar biri; en azından benim son ana kadar ben onları düşündüm biliyorum. Elveda, iyi ve ihale kardeş, sen bu mektubu alabilirsiniz; hep beni düşün, ben bütün kalbimle ve benim zavallı sevgili çocukları ile kucaklıyorum. Tanrım, sonsuza kadar onları bırakmak üzücü! Adieu, elveda! Benim manevi görevlerini kendimi işgal olmayacaktır. Benim eylemler serbest değilim, belki de bana bir rahip alacaktır. Ama burada ben ona bir şey söylemem o protesto [ve ben kesinlikle yabancı olarak onu tedavi edecek. "
16.Ekim.1793 Sabahı, bir gardiyan saçlarını kesmek ve ellerini arkadan bağlamak için hücresine gelir ve kraliçe alınarak alalade, römorklu bir at arabası ile Paris sokaklarında bir saatten fazla aşağılık sözde devrimciler tarafından dolaştırılır ve Devrim Meydanı’na (Concorde Meydanı) getirilir.

                           Kraliçe Antoinette, bir at arabasıyle meydana getirilir

Antoinette, canavarlaşmış ve meydanı doldurmuş cani ruhlu insanların karşısında, sakin bir şekilde arabadan iner ve giyotine şöyle bir bakar. Refakatçi papaz, kraliçenin kulağına “Madam bu an, cesaretinizi kuşanmanız andır” der. 
Kraliçe papaza dönerek dudaklarındaki alaycı gülümsemeyle “Cesaret mi? Tüm sıkıntılarımın sona ereceği bu an, cesaretimin yüzümü kara çıkaracağı an değildir” der. Söylentilere göre giyotine doğru yürürken yanlışlıkla celladın ayağına basar ve 

“ Özür dilerim Mösyö, istemeden oldu” diye özürünü dilediği halde orada bulunan yargı heyetindeki artık zıvanadan çıkmış merhametsiz alçaklar, onun bu nezaketine hayran kalacakları yerde, ceza olarak kraliçeyi çırılçıplak duruma getirterek idama gönderirler, adiliğin bu kadarınada pes doğrusu dedirtecek kadar ilkellikle.
Böylece Kraliçe Marie Antoinette’nin giyotinle idamı, kafası vücudundan ayrılarak 16.Ekim.1793 günü öğle vakti yerel saat ile 12.15 de gerçekleşir, başı etrafta toplanan ve çığlıklar atan canavarlaşmış insan güruhuna gösterilir. 

                                          Kral ve Kraliçenin Mezarları

Cesedi kocasınında gömülü olduğu, bu günkü Madaleine Kilisesinin bulunduğu yerdeki büyük mezarlığa gömülür, üzeri kireçle örtülür, bu adilik ise sayısız gaddarlığın sadece birtanesidir.
Maria Antoinette’nin ölümünden sonra krallık hanedanından geride sağ olarak kalanlardan:
                        Kral XVI.Louis  ve ailesi  

1- Kral XVI. Louis’in erkek kardeşi Provence Kontu Louis Stanislas’da aklını kullanmış ve ülke dışına kaçmıştır. Kont daha sonraları Napolyon’un yenilip ülkesini terkettikten sonra XVIII. Louis olarak 9 yıl süreyle Temmuz-1815 yılında Fransa Kralı olur. 1824 Yılında vefat eder.

                                          Kral XVIII.Louis olan Provence Kontu
2- Kral XVI. Louis’in diğer erkek kardeşi Kont d’Artois (Charles Philippe), kardeşi gibi aklını kullanmış ve suikaste uğrama tehlikesine karşın, Bastil’in isyancılarca alınmasının ardından ülkesini terk etmiş, canını kurtarmıştır. Kont daha sonraları Kardeşi Fransa Kralı XVIII. Louis’in 1824 yılında vefatından sonra Charles-X olarak kral olur ve oda 1836 yılında vefat eder.

                                 Kral XIX Louis olan Kont d'Artois
3- Kralın kızkardeşi Prenses Elisabeth ise hiçbir zaman kardeşini yalnız bırakmıyacağını söyliyerek, onun idamına kadar yanından ayrılmamış, sonrasında ise tutuklu olarak Fransa’da kalır, bir dahada kaçma imkanını bulamaz.
                                         
                                    Prenses Elisabeth 4 yaşında, asalet-terbiye-sevgi             

9.Mayıs.1794 Günü vatana ihanetten yargılanmak üzere Devrim Mahkemesi huzuruna çıkarılır, “Bir Tiranın kardeşi” şeklinde hitap edilen Prenses Elisabeth’e isnat edilen suçlar, sırasıyle : Kardeşi Kont d’Artois’in kaçışına yardım etmek, Kont ve arkadaşları ile, sık sık gizlice görüşmeler yaparak, devrim aleyhine çalışmalarda bulunmak, 10 Ağustos 1792 olaylarında, kraliyet askerlerini devrime karşı kışkırtmak ve benzerleridir.
                                    30 Yaşında idam edilen Prenses Elisabeth

Aslında giyotine gönderilmesi kesinleşmiş olmasına rağmen sadece dünya ve halk önünde, mahkemesi yapıldı, öyle karar verildi yutturmacası için kılıf olarak mahkeme önüne çıkarılmıştır Prenses Elisabeth ve aynı gün bilinen karar verilir ve giyotinle idam edilmek üzere ölüme mahkum edilir.
Hemen ertesi gün 10 Mayıs 1794 günü  tutuklu bulunduğu Conciergerie Hapishanesinden alınarak, Giyotinin kurulu olduğu Concorde Meydanına getirilir, yüzlerce kana susamış canilerin çığlıkları eşliğinde, idam kararına çarptırılan başka kadınlı erkekli 23 kişi ile birlikte 30 yaşında iken giyotinle idam edilir ve cesedi Paris’teki Errancis Mezarlığına gömülür.
4- Kralın oğlu Veliaht Louis Charles, 1793 yılında annesinin yanından alınıp, başka bir hapishaneye götürüldükten 2 yıl sonra hastalanmış ve 1795 de vefat etmiştir. Charles ölmeden önce ülke dışındaki monarşi yanlılarınca Kral XVII. Louis olarak dünyaya tanıtılmıştı.
                                             Louis-Charles (XVII.Louis)

5- Kıralın Kızı Prenses Marie-Therese Charlotte, halası Prenses Elisabeth 10 Mayıs 1794 de idam edilince tamamen yalnız kalır ancak babası XVI. Louis hariç hiç kimsenin öldürüldüğünü bilmez, hala onlara kavuşacağı umudunu taşır, Ama gerçekleride öğrenmesi gerekir, nasıl olsa ergeç öğrenecektir.

                                              Therese, Annesi ve küçük kardeşi Joseph ile
                                            

Nihayet acı gerçeği öğrenecektir Marie-Therese, kadın arkadaşı Madam Renee Chanterenne, 1795 yılının Ağustos ayında acı gerçeği hiçbir şeyi saklamadan anlatır, Therese hıçkıra hıçkıra ağlamaya başlar.
Acı gerçeği öğrenmesi onu çok üzmüş isede, 1795 yılının Aralık ayının 18 inde yani 17 nci doğum gününün arifesinde çok güzel bir haber alır ve serbest bırakılır, ardından Annesi Antoinette’nin ülkesi olan Avusturya’ya gider, tüm akrabaları ile birliktedir artık.
                                              Kraliçenin kızı Marie-Therese Charlotte
Marie-Therese Viyana’da çok kalmaz ve Kral XVI.Louis öldükten sonra kendisini Kral XVIII. Louis olarak ilan eden ve Rusya’da sürgün hayatı yaşayan Amcası Provence Kontu’nun yanına gider.
Kontun çocuğu olmadığından onu kendi kızı olarak kabul eder ve koruması altına alır. Marie Therese’nin evlenme yaşıda gelmiştir, Kont düşünür taşınır manevi kızını, yine kendisi gibi sürgünde yaşayan kardeşi Kont d’Artios’un utangaç oğlu Angoileme Louis Antoine Duke ile evlendirmek ister.
Evlenmeye bir türlü yanaşmayan utangaç genç Louis Antoine, uzun ısrarlardan sonra ikna edilir ve çiftin düğünü 10 Haziran 1799 tarihinde günümüz Letonya sınırları içinde bulunan Jelgava Sarayı’nda gerçekleşir.

                           Günümüz Letonya'daki Jelgava Sarayı
Meşruti Krallıkla yönetilen ve 1815 yılında Fransa’ya gelip Kral XVIII.Louis olarak tahta oturan Provence Kontu 1824 yılında vefat edince, çocukları olmadığı için yerine Sürgünde bulunan Kont d’Artios, Kral Charles.X olarak geçer.
Kral X.Charles, 1836 yılında ölünce bu seferde onun yerine oğlu Angoileme Louis Antoine Duke, Kral XIX. Louis olarak tahta geçer.

                                 Kral XIX.Louis olan Angoileme Antoine Duke
1844 Yılında vefat edinceye kadar tahtta kalan XIX.Louis le birlikte tabiatıyle Marie-Therese de Fransa Kraliçesi unvanını taşımış olacaktır.  
Marie-Therese, kocası öldükten sonra Fransa’yı terkeder ve Avusturya’ya dönerek, Viyana’nın dışında Tarihi bir yapı olan Schloss Frohsdof  Kalesi’ne  yerleşir.

                           Schloss Frohsdof Malikanesi 
                                  
Günlerini kitap okuma, dikişle uğraşma ve dua ile geçirir, pek yalnız kalmaz, yeğeni ve kızkardeşi her zaman yanındadır. Geçmişteki tutuklu hanedan ailesinden mutluluğu bulan tek kişidir artık Therese.

                                         1796 Yılında Viyana'ya dönen Kraliçe Therese
19 Aralık 1778 Tarihinde Fransa Versay Sarayında dünyaya gelen ve Kral XVI. Louis ile Kraliçe Marie Antoinette’nin ilk çocuğu olan Marie-Therese yakalandığı, bir akciğer hastalığı olan “Pnömoni” den kurtulamaz ve 19 Ekim 1851 Tarihinde 73 yaşında iken Avusturya/Viyana’daki kendisine tahsis edilen şatosunda yaşama veda eder.
                           Castagnavizza Fransisken Manastırı
Naaşı, Amcası X.Charles (Kont d’Artios)  ile  kocası XIX. Louis’in mezarlarının bulunduğu “Castagnavizza Fransisken Manastırı” Kilisesinin mahzeninde kocasının yanına defnedilir.
Böylece Kadersiz ve cefakar bir kraliçe olan Marie Antoinette’nin destanıda sona erer.

DİP NOT:
Sözde Jean Jack Rouse’nin felsefesine uygun olarak yapıldığı söylenen, Dünyaya malolmuş ve bağımsızlık örneği olarak gösterilen 1789 Fransız devriminin tek tutulur tarafı, İşçi-Köylü ve Burjuvazinin el ele vererek hanedanlık dönemine son vermesidir. 

                           1789 Fransız ihtilali temsili resim


Diğer tüm eylemler, “Çingeneyi padişah yapmışlar, önce babasını kesmiş” misali, eline fırsat geçmiş bulunan bir kısım cahil halk tabakasının içinde, yaşamı boyunca gizlediği, yağma, öldürme ve  linç etme gibi canavarlık duygusunun dışa vurmasıdır.
15 Temmuz darbe girişiminde kimsenin hesap sormaya yanaşmadığı linç olayları da aynı kategori altında gösterilebilir.

Marie Antoinette ve Fransız Devrimi(Bölüm-1) 
Marie Antoinette ve Fransız Devrimi(Bölüm-2)







Bizi Takip Edin

Share

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder



BUNLARDA DİKKATİNİZİ ÇEKEBİLİR











TARİHTE BUGÜN-Hürriyet Kafe


Tarihte Bugün v.8.0
************************************

FOREX
Green Card çekilişine katılarak siz de ABD de yaşama ve çalışma imkanına kavuşabilirsiniz! ABD......
ADİL IŞIK