.

.
Bumerang - Yazarkafe


19 MAYIS

19 MAYIS

YASAK SİTELER

16.2.14

0

11 Yıllık Dostluğa Veda



GELDİĞİ ZAMAN BİR BEBEKTİ GİDERKEN MELEK OLDU

O EVİN ÇOCUĞU GİBİYDİ SANKİ. SAHİBİNİN CÜMLE KAPISINA GELDİĞİNİ EVİN ÜÇÜNCÜ KATINDAN ANLARDI KOKUSUNDAN. KAPIYI AÇTIĞINDA HEP ONU KAPIDA BEKLER GÖRÜRDÜ SAHİBİ ve SAHİBESİ.

YAŞAMI BOYUNCA BİR KERE OLSUN AZARLANMAMIŞTI, BIRAKIN AZARLANMAYI BİRAZ SES YÜKSELSE ANINDA KAÇAR BİR KÖŞEYE ADETA KÜSERDİ AMA GÜZEL BİR ÇİFT SÖZE KANAR HEMEN KOŞARAK GELİRDİ.
O SEVGİ YUMAĞI İÇİNDE BÜYÜMÜŞ, HEP MUTLU OLMUŞ MUTLU ETMİŞTİ EVDEKİLERİ.

Ve X-Adam devam ediyor :
Yıl 2003, ramazan ayının denk geldiği Ekim ayının son günlerinden bir akşam üstü, karanlık basmış, hava hafif yağışlı olsada sonbaharın soğuğu hissediliyordu.
X-Adam Balıkesir Merkezinin çarşısındaki işyerinden her zamanki gibi yine geç çıkmış evine gitmek üzere mahalle arasına park ettiği arabasına doğru yürüyordu. 

Ramazan olduğu için sokaklar bomboş, herkes sofrasına oturmuş iftar yemeklerini bitirmek üzereler. Oruçda tutmadığı için pek acelesi yoktu zaten, ağır adımlarla hafif yağış altında yolun yarısına gelmiştiki, pantolon paçasına bir şeyin dokunduğunu hissetti ama pekde merak edip bakmadı. 
Birkaç adım sonra aynı temas devam edince durdu, baktı gecenin karanlığında ayaklarına doğru, belli belirsiz küçücük siyah bir yavru kedinin incecik sesiyle, beni bu soğukta buralarda bırakma dercesine miyavlıyarak ayakkabılarına sürtündüğünü gördü.

Belki sahibi vardır düşüncesiyle kucağına almadı, sahibi yoksa nasıl olsa arkasından arabaya kadar geleceği kanaatiyle yürümeye devam etti, evet oda beraber geliyordu.
Arabanın kapısını açtığı anda adamdan önce o atladı arabanın içine, belliki üşümüştü, koltuğun üstüne çıkıyor aşağı tabana atlıyor, kendi kendine sevincini adama gösteriyordu adeta, okadar neşeliydiki direksiyon başın geçen adamın kucağına atladı hemen oyun oynayalım der gibi tavırlar sergiliyordu.

Adam ısınması için aldı onu koynuna parkesinin altına soktu, sessizce durdu orda, sıcaklık hoşuna gitmişti ve yola koyuldular.
Yolun yarısına gelmeden kedicik çıktı yerinden oynamay başladı, kah direksiyon üstünde, kah koltukda hoplayıp duruyordu.

Yavrunun sahipli olduğu bu tavırlarıyla belli olmuştu, çok yakındı insana ve devamlı oyun istiyordu, beklide evde hayvan istemeyen bir aile, çocuğunun ısrarıyla eve aldığı hayvancağızı, bir fırsatını bulup sokağa bırakmıştı.
Evin önüne geldiklerinde arabayı park eden adam şöyle bir baktı yavrucağa, sen kurtuldun dedi içinden, aşağı indi arabadan kedide atladı hemen aşağı, yürüdüler bahçede, adamın peşini hiç bırakmıyordu. 

Apartmana girdiklerinde adam, merdivenlerde ne yapacak bakalım düşüncesiyle eline almadı, çıkmaya başladı merdivenleri, o minik yumruk kadar yavruda arkasından, kapıyı açtı adam, daha adımını içeri atmadan minik kedi girdi içeri.

Eşide şaşırmıştı adamın, bu nedir nerden buldun diye sordu hemen. Adam ben onu değil o beni buldu dedi ve ekledi, altı ay kadar besliyelim kış geçsin kendisini kurtaracak duruma gelince salarız dedi eşine. Ancak o altı ayın sonu, minik kedi 11 yaşına bastığı halde bir türlü gelmemişti.


Aç kalmıştır düşüncesiyle süt, kıyma ne varsa bir tabakla koydular önüne, bir kasede su. Çok iştahlıydı, karnını doyurdu suyunuda içti, çok mutlu ve neşeliydi kedicik, sıcak bir yuva, bol yiyecek ve kendisini çok seven birilerinin varlığını hissediyordu artık.

Hiç oturmuyordu yerinde, atam nereye giderse oda arkasından yürüyor daha doğrusu koşuyordu, okadar minikti ki koştuğuda belli olmuyor sanki top gibi yuvarlanıyordu. Kısa zaman içinde adama tam manasıyla bağlanmıştı, kurtardın beni, minnettarım sana dercesine hiç yanından ayrılmıyordu, bu bağlılık yaşamı boyuncada sürmüştü dahada kuvvetlenerek.



Onun bu mutluluğu, neşesi sahiplerinide mutlu kılıyordu, özelliklede yaşamı boyunca kimsesiz ve yardıma muhtaç insanlar da dahil tüm canlılara yardım etmeyi görev olarak kabul eden adamı.
O gece bir sepet hazırlandı yatması için, pek yatıp uyuyacak bir yavruyada benzemiyordu ama olsun yinede uykusu gelince yatar düşüncesiyle.

Ertesi gün yiyecekler alındı, güzel bir kutu hazırlandı, yünlü, pamuklu kumaş parçalarıyla yatacak yeri tamamlandı, küçücük bir kapıcığı hariç her tarafı kapalı, tahta kutu ve kum hazırlandı balkona yerleştirildi.

Oda evin bir ferdi olmuştu artık, geceden geceye yada tuvalet için balkona çıkıyor, diğer zamanları evin içinde geçiyordu, çok sevdirmişti kendisini, sıcak kanlılığı, sevimliliği ile yavrucak.
Bir haftayı geçmeden Sağlık Karnesi çıkarıldı, gerekli aşıları yapıldı ve minik kedimize EFE ismi verildi, kayıtlara geçti.

Aradan haftalar, aylar, yıllar geçti ama o altı ayın sonu hiç gelmedi, gelmiyecektide. Efe’cik gelişti, büyüdü Efe oldu, adı gibi kendiside efeydi zaten ama çok insancıldı, gelen misafirlere yaklaşır, sevildiğini anlarsa sonraki gelişlerinde hemen yanlarına gider sevilmek istediğini gösterirdi.

Gündüz ve akşamları devamlı evin içinde olduğu için, nasıl tesbit ettiği bilinmez, evin alaturka tuvaletini kullanmaya başladı, artık balkona çıkmıyordu tuvalet için, birtek hatası vardı sifonu çekmeyi unutuyordu! Onu bir türlü öğrenemedi.

Bu durumu evdekileri son derece memnun etmişti, kum temizleme, değiştirme, alma zahmetinden kurtulmuşlardı. Daha sonraları yatmak için balkona gitmesinede gerek kalmadı, adamın çalışma odasında hazırlanan yerde, yada canı nerde isterse orada kıvrılıp yatıyordu.

Yıl 2014 Ocak ayının son günleri Efe’nin o şen şakrak neşesi yoktu, birazda iştahı kesilmiş gibiydi, adam hemen aldı biricik yavrusunu, arkadaşını, dostunu kucağına telaşla baktı sağına soluna, ağzında yara olduğunu gördü, kedicik onun için mamasını yemekte zorluk çekiyordu. Telaşı bir kat daha arttı adamın, kediciğine hastalığı yakıştıramıyordu bir türlü.


Gece olmasına rağmen komşu veterinere haber verdi bakması için. Veteriner muayene etti, ağzında enfeksiyon nedeniyle yara var, bir dişide çürük ondanda olabilir, sabah zaman kaybetmeden  veterinerinize götürün dedi.
Dediği gibi yapıldı ve tedavisine geçildi, yaranın yok edilmesi gerekiyordu ve antibiyotik ve takviye ilaçlar verilmeye başlandı.

Aradan bir hafta geçmiş, nihayet ağızdaki yaralar yok olmaya yüz tutmuştu ama, kedicik hala doğru dürüst mamasını yemiyordu, mama cinsleri değiştirildi ama nafile, bakıyor başını çeviriyordu, su içiyordu ama eliyle ağzına verilen mamalar, kilo kaybını önliyemiyordu, zayıflıyordu efecik git gide. 

Serum ve takviye gıdalar verilmesi yoluna gidildi, her gün sabah akşam devamlı serum, vitamin ve kan takviyesi yapılıyordu ama yinede toparlanamadı kedicik, eve gelindiğinde hep uyuyordu. Veteriner hastalığı yaşa bağlamıştı, yaşı çokda büyük değildi adama göre, 12 ye geliyordu ama gerçek olan kediler için 12 yaş, yaşlılık anlamına geliyordu. 



Ayrıca yapılan tüm tedavilere cevapta veremiyordu, sudan başka  ne sıvı nede sulandırılmış mama yiyebiliyordu, onu ancak sabah akşam verilen serum ve takviye vitaminlerle yaşatıyorlardı.
Ve korkulan oldu 11. Şubat gecesi adamın yatağında uzanmış uyurken birden kalbi durmuş gibi geldi adama, eliyle kontrol etti atıyordu ama çok az ve belli belirsizdi kalbinin atışı. 

Adam o gece sabaha kadar hep eli kediciğindeydi, dayan efem diyordu, sabah ilaçlarına kavuşacaksın, sen yaşıyacaksın, yaşamalısın diyordu ama acı gerçeğide görür gibiydi, gözlerinden damlayan yaş durumun vehametini belli ediyordu.



Kedicik sahibinin ricasını kabul etmiş olacakki sabaha kadar dayandı ve hemen  muayenehaneye gidilerek masaya yatırıldı, serum takıldı, kalp takviyesi ve kan verildi ama efecik melek gibiydi, öylece uzanmış sessizce yatıyordu. Hekim kalbini dinliyordu devamlı, çok zayıf atıyor diyordu ve devamlıda dinlemedeydi.

 Adamın dayanacak gücü kalmamıştı, adeta yalvarırcasına hekime döndü ve yaşatın onu, ne pahasına olursa olsun yaşatın demişti ama hekiminde yapacak bir şeyi kalmamıştı ve 12.Şubat.2014 Çarşamba günü saat 11.30 da stetoskopla kalp atışını takip eden hekimin, eyvah durdu demesiyle, dünya sanki adamın üstüne yıkılmıştı, sadece yaşat onu diyebildi, gözlerinden akmaya başladı göstermek istemediği acı yaşlar. 

Hekimde üzgündü onunda gözleri dolu doluydu, aynı mahallede idiler ve arkadaş olmuşlardı birbirleriyle, hemen kalp masajına başladı, devam etti ama nafile, bitmişti artık her şey, 11 yıllık dost, arkadaş, evlat bir melek gibi sessiz sedasız yaşama veda etmişti.



Adam ile hekim birlikte yavaşca aldılar masadan efeciği, sepetine yerleştirdiler, adamın sesi kesilmişti konuşamıyordu, sadece teşekkür etti görüşürüz deyip yavrusunu aldı ve çıktı dışarı.
Ev yakın olmasına rağmen nasıl geldiğini bilemiyordu, gelir gelmez, yavaşca çıkardı sepetinden, divana yatırdı meleğini, belki bir umut, ne olur yaşa dedi ama duyulmadı bile sesi, o gittiği yerden çok memnundu demekki, yatışından belliydi, sanki uyuyordu.

Evde ne kadar çiçek varsa getirdi yanına etrafını çiçeklerle çevreledi, nasıl olsa evde kimse yoktu eşi henüz gelmemişti, doya doya ağladı yavrusuna, son halini çiçekler arasında o güzelliğini ölümsüzleştirdi objektifle, üzerini örttü eşinin onu öyle açıkta aniden görmesini istemedi, çünkü eşi onun kadar dayanıklı değildi.

Gündüz ve gece evde kaldı efecik, bu onun son gündüzü ve gecesiydi evinde. Ertesi gün bir insan gibi değer verilerek itina ile kefenlendi pamuklu kumaşla, aldı arabasına adam meleğini ve çok sevdiği bir arkadaşına gitti.
Arkadaşının bahçesinde ileride hiçbir zaman kazma vurulmayacak bir yer arandı ve büyük bir ağacın bitişiğine defnedildi kedicik. Adam yavrusunun üzerine elleriyle toprağı örterken meleğim benim, mutlu yaşadı ve mutlu bir şekilde öldü diye mırıldanıyordu devamlı ve her gelişimde hatırını soracağım diyordu.

X-Adam aşırı hayvan severdi, öyleki sevgide ağırlık insanlardan ziyade hayvanlara yönelikti, özelliklede korunmaya muhtaç kimsesiz sokak hayvanlarına.
Pek dindar sayılmazdı, dini vecibeleride yerine getiremiyordu yada getirmiyordu ama kutsal kitaplarda yer almasada o tek bir şeye kesin olarak inanıyordu:
Tanrı mademki canlılar içinde sadece insanlara başta gelişmiş bir beyin olmak üzere bir çok yetenek vermiş, yada zaman içinde gelişmesini sağlamış, o halde bu üstün özellikleri vermediği diğer canlıların korumasında insanoğlunu görevlendirmiştir.

X-Adam ayrıca kime ait olduğu bilinmeyen, beklide anonim olan bir deyimi, her zaman kendisine düstur olarak kabul etmişti.
“SEN SENDEN AŞAĞIDAKİLERE MERHAMET ETMEZSEN YUKARIDAKİ YARADANDAN MERHAMET DİLEMEYE HİÇ HAKKIN OLMAZ”  şeklindeydi bu deyim ve başta sahipsiz ve bakıma muhtaç sokak hayvanları olmak üzere tüm canlılara karşı, insanların merhamet duygularını harekete geçirmek için dile getirirdi x-adam.

Aslında adam biliyordu bu deyimin İslam aleminde geçerli olmayacağını, özelliklede hayvanlar konusunda hiçbir zaman uygulanmasının mümkün olmayacağını ama yinede dile getiriyordu her gittiği yerde. 
Çünkü inandırabildiği insanların başkalarını inandırmaya çalışacağını, zincirleme reaksiyon türündeki bu çoğalmanın sonucunda inanan ve harekete geçen insan sayısının karesi ile orantılı olarak bir çok sahipsiz hayvanın hastalıktan yada kısa zaman içerisinde ölmekten kurtulacağına inanıyordu.

BENZER KONULAR :

Ölen Sahibini 10 Yıl Bekleyen Dost Köpek

ETİKETLER : DOST KEDİ - HAYVAN SEVGİSİ - AVRUPADA HAYVAN SEVGİSİ - İSLAMDA HAYVAN SEVGİSİ - MUTLULUK - SEVGİ  


BUNLARDA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR:


Anne köpeği ile yavrularını dünyaya tanıdan bir aile.
Evlerinin bir odasını sevgili köpeğine ayıran aile, şimdide yavruları ile birlikte bu güzelliği dünya insanları ile paylaşıyor.
Ailenin yaşadığı ülke ne Türkiye nede Türkiye gibi bir islam ülkesi.

20 Yıllık Dostluk Sona Erdi.
20 Yıllık bir dostluk sona erdi, son yıllarda ayakları rahatsızlandı biricik sevgili köpeğinin ve soğuk su terapisi rahatlatıyordu onu.
Sahibi olan insan gibi insan Mr. John sevgili köpeğini hergün akşam üzeri evinin yakınındaki gölün serin sularında yüzdürüyordu... 



Yeni Gelen Türk Göçmenler Yüzünden Rahatı Kaçtı Eşeklerin
Kıbrıs'ın Kuzey doğusunda Anadolu'ya doğru uzanan Karpaz Yarımadası'nın sahibi eşekler 100 yılı aşkın zamandır orada özgürce yaşamakta.
Ancak ne varki Kıbrıs Harekatından sonra Kıbrıs Türk Cumhuriyeti sınırları içinde kalan bu topraklarda, eşeklerin rahatı kaçmış durumda çünkü Türkiye'den gelenlerin yerleştiği bu bölgede silahla vurulan savunmasız eşeklerin sayısı hızla artıyor...

Hayatını Kurtaran Sahibine 11 Yıl Dostluk verdi.
Yağmurlu bir akşam vakti sokakta tek başına yardıma muhtaç dolaşırken X Adamı görüyor ve ayaklarına dolanıyor minik yavru kedi al beni dercesine.
X Adam alıyor onu arabasına gidiyor, henüz bir aylık kadar küçük olan minik yavru üşümüş olmalıki sevinçeten adamın montunun içine atıyor kendini ve 11 yıllık dostluk başlıyor...







Bizi Takip Edin

Share

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder



BUNLARDA DİKKATİNİZİ ÇEKEBİLİR











TARİHTE BUGÜN-Hürriyet Kafe


Tarihte Bugün v.8.0
************************************

FOREX
Green Card çekilişine katılarak siz de ABD de yaşama ve çalışma imkanına kavuşabilirsiniz! ABD......
ADİL IŞIK