.

.
Bumerang - Yazarkafe


19 MAYIS

19 MAYIS

YASAK SİTELER

10.10.13

0

GOOGLE Leyla Gencer'i unutmadı



Türk Halkının Unuttuğu LEYLA GENCER’i Dünya Devi GOOGLE Unutmadı ve Doğum Gününü Türkiye’ye Özel DOODLE İle Kutladı.



Yanlış anlaşılmasını istemeyiz ama Türk Halkının unuttuğu şeklinde giriş yapmamız ne yazıkki acı bir gerçek. Dünyaca tanınmış Türk Opera Sanatçısı ve 20. Yüzyılın en önemli Sopranolarından sayılan Leyla Gencer için kimdir, ne iş yapar, sanatçımıdır, değilmidir diye bir anket yapılmış olsa, inanıyoruzki doğru yanıt verecek olanların sayısı yüzdeler oranına giremiyecek kadar düşük olacaktır.
Kaldıki Opera, Bale ve benzeri klasik sanat etkinliklerinde söz sahibi olması ve desteklemesi gereken Başkent Belediyeleri ile İktidarların özellikle son 10 yıl içerisinde, bırakın desteklemeyi, tahsisatlarını kısıtlayarak tamamen ortadan kaldırmayı hedefledikleri bir ülkede, halkın bu tür sanatlara karşı ilgisinin beklenmesi sadece hayal olur, gülünç olur. 

Gönül isterdiki Google’den önce Başkent Belediyesi yada iktidar ilk adımı atsın, sanatçımız için böyle bir kutlamayı Google’den istesin, ücretli yada ücretsiz, Google’de peki desin ve doğum gününü böyle bir Doodle ile kutlasın.

Ancak bu istek vede beklentinin karşılık bulmasıda aynen halktan beklediğimiz ilgiye benziyecektir, çünkü talebin iletileceği kurumlardan bir tanesi, Klasik sanatlara ve eserlere karşı “Ben böyle sanatın içine tükürürüm” diyecek kadar patavatsız  ve küçük düşürücü ifadeler kullanmaktan çekinmeyen bir kişinin başkanı olduğu Başkent Belediyesi, diğeride İslam medeniyetinden başka medeniyet bilmeyen vede tanımayan bir kişinin başkanı olduğu iktidardaki AKP.(1400 Yıllık bir İslam yaşam ve coğrafyasında, günümüze dek tamamı savaş, istila, fetih, kılıç ve kanla geçen vede devam eden zaman içerisinde hangi zaman diliminin medeniyet kavramı içine alınacağıda ayrı bir tartışma konusudur.)

Leyla Gencer’in Hayatı:
Esas ismi Ayşe Leyla Çeyrekgil olan, orta sınıf bir ailenin kızı Gencer 10.Ekim.1928 tarihinde İstanbul/Polenezköy’de dünyaya gelmiştir. Babası Hasanzade İbrahim Bey (Cumhuriyetten sonra Çeygekgil soyadını almıştır) Annesi ise Lexanda Angela Minakovska’dır.

Baba İbrahim Bey Safranbolu’lu köklü Müslüman bir ailenin oğlu, Anne Angela ise evlendikten sonra Atiye ismini alarak Müslüman olan Polonya’lı Katolik bir ailenin kızıdır.
Ünlü modacı Cemil İpekçi’nin de teyzesi olan Leyla Gencer, soy adını 1946 yılında evlendiği zamanın en varlıklı isimlerinden Bankacı İbrahim Gencer’den almıştır.

Babası İbrahim Bey zaman içerisinde ticaret işlerini dahada ilerletmiş, Ağabeyi Hüseyin Çeyrekgil ile birlikte çalışarak, İstanbul’un varlıklı aileleri içine girmiş, uzun bir zaman içinde meşhur Lale Sineması’nı işletmiş, çiftçilik, balıkçılık, nakliye işlerine el atmış, yine zamanın meşhur Çubuklu Suyu’nun işletmesini üstlenmiş, bu çalışmaları sayesinde de Karaköy’de birkaç hanın sahibi olmuştur.

Konservatuar Eğitimi :
Babasını genç yaşta kaybeden Gencer, İstanbul İtalyan Lisesi’ni bitirdikten sonra İstanbul Devlet Konservatuarı’nda şan eğitimi almış, Fransa’nın ünlü hocalarından  Reine Gelenbevi ile tanınmış orkestra şefi Muhittin Sadak ve besteci Cemal Reşit Bey’lerin öğrencisi olmuştur.

Konservatuara devam ederken, Ankara Devlet Konservatuarı’nda ders vermek için İtalya’dan gelen ünlü Soprano Giannina Arangi Lombardi ile tanışır, Gencer’deki ses kalitesini fark eden Giannina onu Ankara’ya davet eder ve özel öğrencisi olmasını ister.
Gencer’in dünyaya merhaba demesinin ilk adımı, İstanbul Konservatuarı’nı bırakarak Ankara’ya gitmesiyle atılmış olur.
Hocasının yanında özel öğrenci olarak eğitimini sürdürürken aynı zamanda Ankara Devlet Tiytrosu’nun korosuna katıldı ve koro çalışmalarına devam etti.

Eğitimi başarılı bir şekilde devam ederken, Giannina İtalya’da bulunan kızını ziyaret etmek istedi ve İtalya’ya gitti. Ancak burada kötü bir olay olur ve hocası Giannina hastalanır, kısa zaman sonrada vefat eder.

Leyla Gencer yolunu çizmiştir artık, eğitimine devam edecektir ve yine bir İtalyan olan ünlü Opera Sanatçısı Bariton Apollo Granforte ile eğitimine devam eder.
Eğitimdeki başarısı ve Devlet Tiyatroları Ankara Operası’ndaki koristliği esnasında fark edilen üstün yeteneği sayesinde, 1950 lerde sahnelenmeye başlayan Cavallerina Rusticana operasındaki Santuazza rolü  kendisine verilir ve Leyla Gencer’in opera kariyeri başlamış olur.

Opera Kariyeri :
1950 Yılında başlayan opera kariyeri hızla devam etmiş ve yoğun çalışmalar, sahneler, başroller derken sanatının zirvesine 8 yıl gibi kısa bir zaman içerisinde yükselmiş ve dünya starı olmuştur.
Bu hızlı çalışma 1963 yılına kadar sürmüş, bu yıldan sonra Gencer, yine sahnelere çıkmakla birlikte ağırlığı yeni yeni sanatçılar yetiştirme çabasına vermiştir.
1984  Yılında sahnelere veda eden sanatçı ölüm tarihi olan 2008 yılına kadar hiç boş durmamış ve sanatı konusunda eğitim ve öğretim çalışmalarını sürdürmüştür.


1950 Yılından itibaren sahne çalışmalarını şöyle sıralıyabiliriz :
Devlet konuklarına Opera dalında en çok resital sergileyen Leyla Gencer, 1950-1958 yılları arasında :
ABD Devlet Başkanları Harry S.Truman ile Dwight Eisenhower,
Yugoslavya’nın kurucusu Mareşal Tito,
İran Şahı Rıza Pehlevi ve eşi Prenses Süreyya Pehlevi,
Ürdün Kralı Hüseyin gibi ünlü devlet adamlarına resital vermiştir.

1953 Yılında Türkiye-İtalya arasında imzalanan Kültür Anlaşması çerçevesinde Radyo konseri vermek üzere Roma’ya gitti ve verdiği konser İtalya ve Avrupa’da büyük ses getirdi.
Radyo konserinin başarısı ona  Napoli Yaz Festivallerinde sahnelenen Cavelleria Rusticana Operası’nda başrol üstlenmek fırsatını yakaladı ve oynadı.
Bir sonraki Napoli Sezonunda  ünlü Napoli  San Karlo Operası’nda Eugenio Onegin ve Madam Butterfly Operalarında başrol teklifi aldı.
Madam Butterfly operasındaki başarısı ile Napoli’lerin sevgisi kazanan Gencer “Napoli’li Türk” unvanı ile anılmaya başladı.

Sonraki sezonda San Carlo Operası’nda sahnelenen “La Traviata”daki Violetta’yı Palermo, Trieste, Ankara, Torino, Varşova, Ponzan, Lodzi Krakov’ da ;

Viyana Devlet Operası’nda Herbert Von Karajan yönetiminde San Francisco, Philadelphia, Moskova ve Leningrad’da seslendirdi.

Leyla Gencer’in ismi 1957 lerde dünyaca ünlü Soprano Maria Callas ile birlikte anılmaktadır artık ve Gencer bu yıl içerisinde ABD nde sayısız opera temsili, resital ve konserler gerçekleştirdi.

Tüm başarılarının yanında Gencer’in koyduğu tek bir hedef vardı, oda İtalya / Milano’daki ünlü La Scala Tiyatrosu’nda sahneye çıkmaktı ve 26.Ocak.1957 tarihinde bu hedefine ulaşarak Fransız besteci Francis Poulenc’in “Carmelit’lerin Diyaloğu” adlı eserin  dünyadaki ilk temsilinde “Lidoine-Baş Rahibe” yi canlandırarak başrol oynadı.   

Gencer, dünya çapında yaptığı bu sanatsal çalışmalarda “Ankara Devlet Operası Sanatçısı” unvanını kullanıyordu ve bu sayede de başta Türkiye olmak üzere Ankara’nın, Ankara Devlet Operası’nın reklamı hemde en üst seviyede olmak üzere ücretsiz yapılıyordu.

Ne zamandırki Menderes Hükümeti zamanında 1958 yılında kontratı sona erdirilince tüm bu olanaklarda sona ermiş oldu ve Gencer Milano’ya yerleşti. Tabiatıyle bu tarihten sonra bırakın reklamı, Türkiye ismi dahi geçmez oldu, sahnelerde, resitallerde. Her iktidar dönemlerinde bilerek yada bilmeyerek böyle hatalar yapılır ve bundanda hep ülkemiz kaybeder.

Atatürk hariç tüm iktidarlarda bu veya buna benzer bariz hataları gördük ve halende görmekteyiz, buda bize gösteriyorki devlet adamı olmak için, seçilmiş olmak yeterli olmuyormuş.

Vefatı ve Defnedilişi :
Aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti Devlet Sanatçısı unvanınada sahip olan Gencer 10.Mayıs.2008 de İtalya/Milano’daki evinde kalp ve solunum yetmezliğine bağlı olarak 80 yaşında iken hayata veda etti.
Cenazesi 12.Mayıs günü Milano’daki La Scala Operası’nın Santa Babila Kilisesi’nde düzenlenen kalabalık bir törenden sonra vasiyeti üzerine Krematoryuma götürülerek yakıldı ve külleri İstanbul’a getirildi. Yine vasiyetine uyularak, külleri 
16.Mayıs.2008 günü Dolmabahçe Sarayı ile Dolmabahçe Camii arasındaki bölgede yapılan ikinci bir törenden sonra Dolmabahçe açıklarında Boğaz sularına serpildi.

Tören, İstanbul Devlet Opera ve Balesi Orkestra ve Korosu’nun seslendirdiği Mozart’ın Requiem’inden “Lacrimosa” bestesi ile Adnan Saygun’un “Yunus Emre Oratoryosu”nun 5,12 ve 13. bölümleri eşliğinde gerçekleşti.
Vefatı sonrası tartışmalar:
Leyla Gencer’in vasiyeti gereği cenaze töreninin bir kilisede yapılması, sonrasında yakılarak küllerinin İstanbul Boğazı sularına dökülmesi konusu yazılı ve görsel basındaki yobazzade kesimin sözcü ve köşe yazarlarının iştahını kabartmış, salyalı ağızlarıyle Gencer’e saldırıya geçmişler, vay efendim bu kadın Müslüman değilmiydi, müslümansa niçin kilisede ayin yapıldı, hıristiyansa niçin yakılıp külleri boğaza atıldı diye bir sürü üstlerine vazife olmayan sorular sormaya başlamışlar ve böylece zaten karşı oldukları bu tür klasik sanatlarıda küçük düşürmek için ellerinden geleni yapmışlardır.

Tam biz Özgürce Paylaşım Sitesi olarak “Oturun oturduğunuz yerde be zındıklar, önce siz islami dindarlık maskesi altına gizlediğiniz günahlardan arının, hırsızlıkların, yediğiniz yetim haklarının kefaretini ödeyin, sonrada seviyesine bir türlü ulaşamadığınız vede ulaşamayacağınız Büyük sanatçı Leyla Gencer’i tenkit etmeye, eleştirmeye kalkışın” diye o yobaz kesime gerekli yanıtı verecektik ki, bizden önce Gencer’in sevgili yeğeni  Modacı Cemil İpekçi, Odatv.Com muhabirine, Teyzesi hakkındaki gerekli bilgileri, bizden daha kibar ve dahada nazik ifadelerle, yobazların anlıyacağı bir dil ile olmasada açıklamış oldu.  

Cemil İpekçi’nin Odatv.com muhabirine yaptığı açıklamanın özeti şöyle :
“Teyzemin Müslüman olduğunu çok iyi biliyorum… Bizim sülalede dahil olmak üzere, teyzemin babası ve Müslüman olduğu için annesi koyu birer Bektaşi’dir. Öyleki babası ve annesi Nazif Baba Tekkesi’ni devamlı ziyaret eden ve orada yatan  inançlı insanlardı. Tabi teyzemde çok inançlıydı…

Hatta inancı okadar derindi ki boynunda taşıdığı Mevlana Sikkesi içinde Ayetel Kürsi yazan kolyesini hiç çıkarmazdı…
Son gelişinde öldüğümde beni babamın yanına gömün demişti… Ölümüne yakın niçin böyle bir karar aldı orasını bilemiyoruz… Ancak bir görüşünü açıklamak isterim, teyzem bir mezarı olsun, her yıl devriyesinde mezarı başına gelinsin, anılsın, ağıtlar yakılsın gibi adetlerin tamamen karşısındaydı… Beklide bu yüzden yakılmak istedi bilemeyiz.

Bildiğim tek bir şey Türkiye ismini dünyada layıkıyla duyuran, asrın en büyük sanatçısı Leyla Gencer’i kaybettik, bu kayıp ülkemiz için büyük bir kayıp olmasına karşın gurur kaynağımız olarak da kalacaktır…
Dini inanışına gelince bu durum onunla tanrı arasında olan bir konudur ve kimsenin karışmaya hakkı yoktur…”

Kaynak :
odatv.com/
wikipedia.org/ 



Green Card çekilişine katılarak siz de ABD de yaşama ve çalışma imkanına kavuşabilirsiniz!


Share

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder



BUNLARDA DİKKATİNİZİ ÇEKEBİLİR











TARİHTE BUGÜN-Hürriyet Kafe


Tarihte Bugün v.8.0
************************************

FOREX
Green Card çekilişine katılarak siz de ABD de yaşama ve çalışma imkanına kavuşabilirsiniz! ABD......
ADİL IŞIK