Bumerang etiketi

Bumerang - Yazarkafe

10.6.13

0
Taksim Gezi Parkı ve Topçu Kışlası


GEZİ PARKI OLAYLARININ MEKANI ve TARİHÇESİ

Yeniden Güncellendi.(21 Kasım 2019)
Çevreyi talan etmeyin, özel yaşam tarzımıza karışmayın gibi demokratik isteklerle iktidarı protesto eden, birey olma özelliğini benimsemiş ve özgürlük sevdalısı İstanbul’luların buluştuğu mekan Gezi Parkı nerededir, özelliği ve tarihi hakkında öğrendiklerimizi siz izleyicilerimizle paylaşmak istedik.
                                                            Gezi Parkı ortasında açık alan

Taksim Gezi Parkı İstanbul’un belli başlı ve tarihi geçmişi bulunan 12 park ve korusundan bir tanesidir.                                             Nedir bu doğa ve yeşillik düşmanlığı , anlaşılır gibi değil.

38 000 m2. lik bir alanı kapsayan park, Beyoğlu İlçesi sınırları içerisindedir ve Cumhuriyet Anıtının bulunduğu Taksim Meydanı’nın kuzey doğusunda; Cumhuriyet, Mete ve Asker Ocağı Caddelerinin arasında yer alır.
      
                                                     Beton yığınına dönüştürülmek istenen bir cennet köşesi                                               

Ortada büyük bir fıskiye ve titizlikle dzayn edilmiş açık oturma alanı, etrafında ise 70 yıllık ağaçların yer aldığı çayır ve çiçeklerle bezenmiş yeşillik, İstanbul’un merkezinde bir dinlenme ve gezi alanı ile oksijen deposu yapay tabiat harikası.

                                                                         Parkın bir başka açıdan görünüşü

         
TAKSİM GEZİ PARKI ve Dr. LÜTFİ KIRDAR
   
Bir zamanlar "Taksim Gezisi" adı ile anılan ve İstanbul deyince ilk akla gelen Taksim'deki Gezi Parkının yapımında imza sahibi, İstanbul'u İstanbul yapan tam 12 yıl İstanbul Valiliği  ve Belediye Başkanlığı görevini yürütmüş olan Dr. Lütfi Kırdar'dır.
                          
                                                            Efsane Vali Dr. Lütfi Kırdar

Günümüzde oldukça kabarık bir sayıda çeşitli resmi veya özel kurumlara adı verilen Efsane Vali Kırdar'ın önce Vali olarak görev yaptığı Manisa ve ardından 1938 yılında başlayan ve 1950 yılına kadar süren İstanbul valiliği sırasında, saymakla bitirilemiyecek kadar çok olan katkıları okadar fazla ki neler yaptığı yerine neler yapmadığı sorusu daha yerinde olur.


                                       Dr.Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı

Özet olarak önemli olan eserlerinden birkaçını saymak gerekirse :

Başta, bakımsızlıktan mezberelik halini almış Taksim Topçu Kışlası'nı yıkarak, yerine yaptırdığı konumuza esas olan Gezi Parkı, İstanbul Uluslararası Lütfi Kırdar Kongre Merkezi,
Atatürk Köprüsü, Atatürk Bulvarı, Atatürk Kültür Merkezi, Açık Hava Tiyatrosu, Dolmabahçe Stadı, Levent'de halk için iki katlı geniş sokaklı evler, Şişli'de Atatürk Müzesi, Aşiyan'da Tevfik Fikret ile Fatih'de Belediye Müzeleri, Spor Sergi Sarayı, Şehir tiyatroları ve daha onlarca tesisin yaptırılması,  ilaveten :


                                                          Onarım öncesi Mısır Çarşısı           


Eminönü'ndeki Mısır Çarşısı, Yeni Cami Müştemilatı, Emirgan Korusu, Yıldız Parkı, Florya Turizm Tesisleri, İstanbul'daki tüm harabe durumundaki mezarlıklar ile sayılamıyacak kadar sokak ve caddenin, tadilatları, düzenlemeleri, resterasyonları sıralanabilir.


                                                    Ve onarım sonrasında Mısır Çarşısı



Aslen Kerkük'lü olan, yaptığı ve düzenlediği bunca eserlere rağmen, yetmedi bu çalışmaları ile yaptığı harcamaları, zorunlu olmadığı halde, hemen hemen her ay basına demeç vererek açıklamaktan çekinmeyen bu dürüst ve çalışkan insan ne acıdırki 1960 darbesinde, Sağlık Bakanlığı görevinde iken Menderes gurubu ile birlikte tutuklanır ve Yassıda'ya nakledilir. 

                                                    Lütfi Kırdar Yassıada savunmasında

17 Şubat 1961 günü açılan uyduruk davaların birinde savunmasını yaparken kalp krizi neticesi yaşama veda eder.
Cenazesinin bile sukünet içerisinde kaldırılmasına izin verilmez, gelen kalabalıklar dağıtılır, asker nezareti altında defnedilir.

GEZİ PARKI TARİHÇESİ :

                                            Yıkılmadan önceki Taksim Topçu Kışlası

Sonradan iç avlu yapısı değiştirilerek Stat durumuna getirilen ve Taksim Stadı adı ile spor hizmetine sunulan Osmanlı’dan kalma Taksim Topçu Kışlası ile etrafındaki alanın kamulaştırılarak yıkılması sonucunda yaptırılan parkın planı, şehircilik uzmanı Henri Prost tarafından hazırlanmış, günün zayıf ekonomik koşullarına rağmen olağan üstü güzellikte ve mimaride  tanzim edilmiştir.

                                                   Topçu Kışlasında yıkım çalışmaları

Cumhuriyet döneminde yapılan ilk park unvanınıda alan Gezi Parkında; ağaçlar, çiçekler ve yeşillik bir uyum içinde yer almakta, tamamı mermer olan parmaklıklı merdivenler, boğaza bakan oturma mekanları, zarif dayanıklı banklar ve özellikle göze hoş gelen orta açık alan zeminin simetrik yapısı halkın ilgisini çekmektedir.
                                      
                                             1940 lı  Yıllarda Gezi Parkı ziyaretçileri
                                                              
Bir zamanlar Taksim Gezisi adıylada anılan parkın, kamulaştırma ve kışlanın yıkılması sonrasındaki alanı 100 bin m2.ye yaklaşırken, otel ve diğer tesislere tahsisler ve daha sonrasında yapılan bir takım düzenleme adı altında başka kullanım alanlarının yapılması sonucunda 38 bin m2.ye kadar düşmüştür.

                                          Taksim Meydanı ve 1928 Yılında yaptırılan Anıt

Gezi Parkında bu gelişmeler devam ederken, Cumhuriyet anıtının bulunduğu Taksim Meydanı'da yeniden dizayn edilmiş ve Gezi Parkıyla birlikte ziyarete açılmıştır.

TAKSİM TOPÇU KIŞLASI nın YAPILIŞI ve KANLI OLAYLAR

1803 Yılında zamanın Osmanlı Padişahı III.Selim’in emriyle yapımına başlanan ve 1806 yılında tamamlanan o zamanki adıyla Halil Paşa Topçu Kışlası, kapıkulu askerlerinin topçu ocağı olarak hizmet vermeye başladı.

                                      İlk yapıldığında görkemli kuleleri ile Topçu Kışlası
                                              
Tahta çıkışından itibaren Osmanlı Ordusunda değişime ve Avrupa tarzında yeniliklere dönük çalışmalara başlayan III.Selim’in bu çerçeve içinde askeri bir okul ve eğitim merkezi olarak düşündüğü kışla, aynı zamanda Anadolu yakasında bulunan Selimiye Kışlası’nın Avrupa yakasındaki benzeri olarak da kabul edilmiştir.

                                         Eski Taksim Meydanı ve arkasında Topçu Kışlası

Yeşillikler ve ağaçlık alan içerisindeki Ermeni Mezarlığının yıkılarak yerine yapılan, Rus ve Hint mimari özelliklerini taşıyan kışlanın ne ilginçtirki Mimarı ve inşaat sorumlusu Kayseri yerlilerinden Ermeni Kirkor Balyan’dır.
                                          
                                              Taksim Toplu Kışlası avlusunda askerler
                                       
Mezarlıklar üzerine inşa edildiği için uğursuz bina olarakda anılan kışla, bir asır arayla 2  defa gerici kanlı isyana şahit olmuş, Tanzimat Devrinde ve sonrasındaki bağımsızlık  ve yenilikçilik yanlılarının işkence merkezi, 1 nci Dünya Savaşı yenilgisinden sonra ise bu devasa yapı Fransız safında çarpışan Senegalli askerlerin karargahı olarak kullanılmıştır.
                                                   
KANLI OLAYLARA NEDEN OLAN İSYANLAR :
   
Her devlette olduğu gibi Osmanlı İstanbul sınırları içinde de irili ufaklı askeri kışlalar mevcuttur. Bunlardan önemli ve merkezi konumda olanlardan bir tanesi Avrupa yakasındaki Taksim Topçu Kışlası, diğeri de Anadolu Yakasındaki Selimiye Kışlasıdır.

                                Trakya Yakasının İhtişamlı Kışlası Taksim Topçu Kışlası ise
                                   
Osmanlı'nın gerileme döneminde meydana gelen kanlı isyanların hemen hemen tamamı, Avrupa yakasında yaşanır ve merkezide Topçu Kışlasıdır.
Bunun nedeni Payitaht ve yönetimin batı yakasında oluşu ve Taksim Kışlasının da hem merkezde bulunması, hemde silah ve asker gücü bakımından diğerlerine nazaran üstün durumda olmasıdır.
                                           Anadolu Yakasının ihtişamlı kışlası da Selimiye
                                   
Bu sebeblerle Taksim Topçu Kışlasını eline geçirenler, yönetimide eline geçirmiş sayılırdı o dönemler.
Osmanlı Gerileme döneminin en önemli ve kanlı geçen isyanı III. Selim zamanında yapılan "Kabakçı Mustafa İsyanı" ile II.Abdulhamid döneminde yapılan ve "31 Mart Vakası" adıyla anılan kanlı isyandır. 

                                            Selimiye Kışlası avlusu ve talim yapan askerler

İkiside tesadüfe bakın ki değişime, ilericiliğe, yeniliğe ve rönesansı yaşamış çağdaş dünyaya ayak uydurma çabalarına karşı, halkı tanımayan, içine kapalı şeriat düzenini savunan gerici ve yobaz sürülerince yapılmıştır.
        
1 nci İsyan : 1807 Yılının Mayıs Ayında III.Selim Han’a karşı yapılan Kabakçı Mustafa İsyanı :
  
       III.Sultan Selim
III.Selim’in yenilikleri arasında ve en önemlisi olan modern eğitimlerle hazırlanmış, sayıları hızla artarak 12 bini aşan Nizam-i Cedid askerlerini hazmedemeyen ve ilerde kendi ağırlıklarının sona ereceğini düşünen Karadeniz Boğazı Tabyalarındaki yeniçeriler ve yamaklar;

 Osmanlı Ordusu’nun modernleşmesini istemeyen yabancı güçlerin teşviki ve iç hainlerle birlikte yaptıkları kışkırtmalar neticesi gizlice  ve planlı bir şekilde ayaklanmaya hazır hale gelir.  

Kastamonu’lu Kabakçı Mustafa’yı lider olarak seçen isyancılar, Büyükdere Çayırı'nda toplanarak isyana başlamak için fırsat kollamak üzere beklemeye başlar.

Baştan itibaren tüm bu kışkırtma, isyana hazırlık olaylarının planlayıcısı ve uygulayıcısı Sedaret Kaymakamı (Sadrazamın yokluğunda ona vekalet eden paşa) Hainlerin başı Köse Musa’nın direktifiyle asiler Sarayda Haseki Ağası Halil’i linç ederek öldürürler ve saraya doğru harekete geçerler.
                                                                                                                          Osmanlı'da Yeniçeriler
Gerek kışladaki ve gerekse Levent Çiftliğindeki Nizam-i Cedit taburları, asileri yoketmek için emir beklerken Sadrazam Vekili Köse Musa bu emri vermez ve Sultan Selim’e giderek “Hünkarım siz merak buyurmayın, ben asileri teskin ederim, ancak Cedit ordusunun dağıtılması gerekir” der. 

Biraz saflığından birazda Müslüman kanı akmasın diye, Musa’nın isteğini kabul eder ve anında harekete geçen Musa, Nizam-i Cedit Ordusunun lağvedildiğini bildirir fermanı imzalar ve asilere yürüyün talimatını iletir.

          IV.Mustafa
Asiler hiçbir engelle karşılaşmadan Unkapanına kadar gelir ve buradaki yeniçerilerle birleşerek, yakaladıkları dağılan Cedit askerleri ile ne kadar varsa yenilikçi ve Cedit yanlısı devlet adamlarını katletmeye başlarlar, en sonunda da III.Selim’i istemiyoruz diyerek onu tahttan indirir ve yerine 29.Mayıs.1807 günü IV.Mustafa’yı getirirler.

Sarayın çapulcu yeniçerilerinin kontrolüne geçtiğini gören Selim yanlısı önemli devlet görevlerinde bulunmuş reformcu gizli örgüt, ortalığı hiç velveleye sokmadan Alemdar Mustafa Paşa’ya haber gönderirler ve emrindeki milis kuvvetleriyle Edirne’ye gelmesini sağlarlar.
                                                                                           Alemdar Mustafa Paşa
Ordu Edirne’ye geldikten sonra Hacı Ali Ağa komutasındaki 300 kişilik baskıncı süvari birliği asiler üzerine gider ve önce Rumeli Feneri’nde üstlenen asilerin birkısmını başlarındaki Kabakçı Mustafa’yla birlikte öldürür kalanını esir alır, sonrasında Rumeli kavağı’de direnen asilerin üzerine gider ve 4 gün içinde onlarıda etkisiz duruma getirir ve sağ kalanları teslim alır. 
Daha sonraları ise isyana elebaşlık edenler ve kışkırtıcılar yakalanarak öldürülür.

21.Temmuz.1807 günü isyan tamamen bastırılır ve Alemdar Mustafa Paşa Kırcalı milis ordu ile Çırpıcı Çayırı’nda ordugahını kurar.
            II. Mahmut
Padişah IV.Murat, Alemdar’ın III.Selim’i tekrar taht ta getirebileceği korkusuyla, cellatlara emir vererek onu kafes odasında 28.Temmuz.1808 de boğdurarak öldürtür. 

Cellatlar Şehzade Mahmut’uda öldürmek için ararlar ama saklanan Mahmut ölümden kurtulur.

Kargaşanın hala devam ettiğini gören Alemdar Mustafa Paşa, milisleriyle saraya geldiğinde, III.Selim’in öldürüldüğünü görür ve IV.Mustafa’yı tahttan indirerek yerine sağ kurtulan kardeşi II.Mahmut’u getirir.

II.Mahmut  kardeşi IV.Mustafa’nın yeniçerilerce tekrar tahtta getirilebileceği endişesiyle onu 17.Kasım.1807 günü boğdurarak öldürtür.

2 nci İsyan : 31.Mart Vakası. (Rumi 31.Mart.1325 gecesi başladığı için bu adı almıştır) :

Bu kanlı isyanın nedenleri okadar çoktuki, hepsi bir araya getirildiğinde zaten,  yenilikçiliğe, gelişime, anayasal bir düzene doğru giden İttihat ve Terakkiciler denetimindeki yönetime karşı padişaha kulluktan vazgeçemeyen, gerici ve şeriat yanlısı yobaz sürülerinin, karşı bir isyan çıkarmaması süpriz sayılırdı.

                                                                Hüseyin Hilmi Paşa

II nci Meşrutiyet ilan edilmiş, aralarında Mustafa Kemal'inde bulunduğu İttihat ve Terakkicilerin istediği  Hüseyin Hilmi paşa başkanlığındaki hükümet görevde ve anayasa çalışmaları başlamış, İstibdatçı II.Abdulhamid tahttan indirilmiş ve tam Avrupa benzeri bir meşrutiyet.
Bu hızlı gelişme tabiatıyle ülke içinde, şeriatçıların, gericilerin ve yobaz sürülerinin hoşuna gitmez, dışta ise Osmanlı dış siyasetinin İngiliz ekseninden, Almanya eksenine kayması İngilizleri kaygılandırır.

                             İsyancı 4.Avcı Taburu'nun bulunduğu Taşkışla (Mecidiye Kışlası)

Bu kaygılar sonucu zamanın geldiğine karar veren İngilizlerin kışkırtması ve teşvikiyle 31.Mart gecesi (13.Nisan.1909) Rumeli'nden getirilen ve Taşkışla'ya yerleştirilen 4. Avcı Taburu erleri, başlarında çavuşları olduğu halde ayaklanır ve subayları tutuklayarak nezarete atar.

Kışladaki tüm taşınabilir ağır ve hafif silah ile taşıyabildikleri kadar mühimmatıda yanlarına alan erler sabaha karşı sokağa çıkar, yine önceden planlandığı gibi kendini satmış sözde din adamı şeriatçı ve gerici yobaz gurupları ile medrese hocaları ve öğrencileride katılır isyancı erlerin safına ve yine plan uyarınca tenbihlenen sokaklarda, şunda burda ne kadar işsiz, boş gezer insanlarıda arkalarına takarak “Şeriat İsteriz” "Din elden gidiyor"naralarıyla Ayasofya Meydanına doğru yürüyüşe geçer.

                                             Başıbozuk isyancılar Taksim Meydanında

Ayasofya Meydanı'nda toplanan ve çapulcuların katılımıyla da sayıları tahminen üç bini aşan isyancılar Meclis-i Mebusan'a doğru yüyüşe geçer ve meclis kapısına gelir.

Amaçları meclisi dağıtmak, mevcut hükümeti değiştirerek tüm yenilikçi anayasal çalışmalarını durdurmak, meşrutiyet yönetimini elinde bulunduran, İttihat ve Terakki gurubunu dağıtmak, yoketmek ve II.Abdulhamid'i tahta getirerek eski şeriatçı, mutlak hakimiyetli sistemi geri getirmektir.

Karşılarında hiçbir karşı güç görmeyen gözleri kana susamış, ağızları salyalı bu çapulcular, meclis önüne gelirgelmez, rastladıkları veya benzettikleri yenilikçilere sorgusuz sualsiz ateş etmeye başlar, bu ateş esnasında Lazkiye Mebusu Aslan Bey öldürülürken, yine yanlışlıkla Bahriye Nazırı Rıza Paşa ise ağır yaralanır.

Meclisi kuşatarak işgal eden çapulcular, mevcut kabinenin derhal istifa etmesini, İttihatçıların kabine dışında kalmasını ve kendilerine teslim edilmesini ister.

                                                      Şeriat yanlısı Ahmed Tevfik Paşa

Bu isteklere karşılık mevcut hükümetin başı Hüseyin Hilmi Paşa, asilere karşı koyacak bir güç olmadığından uzlaşma yolunu seçer ve kabine istifa eder yerine 14 Nisan 1909 günü isyancıların istediği şeriat yanlısı hükümet Tevfik Paşa başkanlığında kurulur ve ilk etapta "Aff-ı Şahane" adı verilen genel af ilan edilir.

                                                   II.Abdulhamit'in tekrar padişah koltuğuna oturması

Bunlar yapıldığı halde başı bozuk isyancıların zorbalığı  durmaz aksine çoğalır ve İstanbul'u Askeri Kışlaları ile birlikte kontrolleri altına almış olmanın verdiği şımarıklıkla canavarlaşır, ardından cadı avı başlar İttihatçı sandıkları subaylar, mektepliler ve ileri gelenler için. 

İlk etapta yakaladıkları, içlerinde  Şerif Sadık Paşa ve katibi Esat Bey, Suvari Teğmen Selahattin Mümtaz ve Üsteğmen Yusuf Nurettin'in bulunduğu birçok subay öldürülür.
                                

Canavarlık ve katliam hırsı okadar ileri gitmiştir ki, Asar-ı  Şevket Zırhlısı Komutanı Deniz Binbaşı Ali Kabuli Bey, gemideki adeta canavarlaşmış yobaz ve canileşmiş kendi erleri tarafından, teslim alınır ve sokaklarda sürüklenerek Yıldız Sarayına götürülür ve yapılan katliamlardan adeta zevk alan , bizzat isyancılarca taht ta getirilen II. Abdulhamit'in karşısında işkence ile öldürülür.
                                                    
İsyancı caniler İstanbul sokaklarını kontrol altına aldıklarında, hükümet değiştirilmeden bir kaç gün önce kahraman bir Jandarma Yüzbaşısı  İsmail Canbulat Bey, bir fırsatını bulup, Selanik'teki ittihatçılara "Meşrutiyet mahvoldu" başlıklı bir telgraf çekmişti.

Telgraf ele geçer geçmez Selanik ve Makedonya'daki İttihatçılar anında büyük bir miting düzenler, o güne kadar gövrülmemiş kalabalık guruplar mitinge katılır, Padişaha, Sadarete ve Meclis-i Mebusan'a protesto telgrafları çekilir, tepkiler gittikçe artar.

Ve İstanbul üzerine bir ordu gönderilmesine karar verilir, genel seferberlik ilan edilir, ardından Selanik Redif Tümeni'nin tamamı savaş durumuna geçer, bu birliklere Edirne'de bulunan II.Ordu birlikleri ile Trakya'da sayıları oldukça yüksek olan ve ellerine silah verilen sivil gönüllülerde katılır.
                                                           Resne'li Ahmet_Niyazi Bey

Ordu henüz harekete geçmeden, özgürlük kahramanı olarak anılan Resne'li Niyazi Bey, Resne'de bir araya getirdiği gönüllülerle hareket ordusuna katılır.

                                                      Resne'li Niyazi Beyin kuvvetleri          

Bir araya getirilen bu güçlü ordunun başına Selanik IX,Redif Fırkası (Tümen) kumandanı Hüseyin Hüsnü Paşa getirilirken, Ordunun Kurmay Başkanlığına da Kolağası Mustafa Kemal  Bey atanır.
                                                          Hareket Or.Komutanı Hüsnü Paşa ve M.Kemal Paşa
                                            
Mustafa Kemal Bey (Atatürk) Selanik'ten İstanbul'a hareket eden bu orduya "Hareket Ordusu" adını verir ve tarihte bu kahraman ordu hep "Hareket Ordusu" olarak yerini alır.

                                                    Kurmay Bşk.Kolağası Mustafa Kemal Paşa

Tüm sefer hazırlıkları tamamlandığında tam teçhizatlı, Rumeli gönüllü sivillerinde içinde bulunduğu Hareket Ordusu, 14 Nisan 1909 günü trenle İstanbul'a doğru hareket eder.

                                                      Hareket Ordusu Yeşilköy'de


19 Nisan günü Bakırköy'de tüm hazırlıklarını tamamlar, planlar hazırlanır ve asilerin üzerine gidilecek tarih ve ilk etapta saldırılacak kışlalar tesbit edilir, alınan istihbarat bilgileri değerlendirilir.
                                                        Hareket Ordusu kumanda heyeti                                

Plana göre ilk ekapta asilerin yoğun olarak bulunduğu  öğrenilen Taşkışla, Taksim Topçu Kışlası ile Davutpaşa Kışlası'sına günü birlik baskın düzenlenecek, diğer irili ufaklı kışlalar ile jandarma karakollarının direnmeleri söz konusu bile değildir zaten. 

                                                  Hareket Ordusu askerleri Taksim'de


                                                           I

Diğer taraftan İstanbul halkının, ordunun gelişi ile kaygılanmaması ve telaşa düşmemesi için Hareket Ordusu Komutanı Hüseyin Hilmi Paşa'nın imzasını taşıyan ve Mustafa kemal tarafından kaleme alınan, içeriği ise ordunun İstanbul'a geliş amacını açıklayan bir beyanname telgrafla Erkan-ı Harbiye-yi Umumiye'ye iletilir ve sokaklarda yazılı metin olarak dağıtılır.

                                       Hareket Ordusu'ndan bir birlik Taksim'de dinlenirken

Hareket Ordusu henüz çatışmaya girmeden, komutanı ile kurmay başkanı gereken lüzum üzerine değiştirilir, komutanlığa Mahmut Şevket Paşa, kurmay başkanlığına ise Enver Paşa atanır.
                                                              Mahmut Şevket Paşa

Mahmut Şevket Paşa, 23 Nisan'ı 24 Nisan'a bağlayan gece yarısı orduya, İstanbul içlerine doğru ilerleme emrini verir.

                                                     Hareket Ordusu İstanbul'a giriyor

                                           Hareket Ordusu'ndan bir birlik hazır beklemede
Önce hızlı bir şekilde kente giren birlikler, gerek devriye gezen ve gerekse nöbetçi askerlerin direniş göstermemesi üzerine, hiç çatışmaya girmeden isyancıların yoğun olarak bulunduğu 3 kışlaya doğru ilerliyerek, Taşkışla, Taksim Topçu ve Davutpaşa Kışlaları kuşatılır.
                                                     
İsyancılara kan dökülmeden teslim olmaları bildirilir, ancak gözü dönmüş caniler, kışlaların korunaklılığına vede mevcut cephanenin yeterliliğine güvenerek teslim olmayı rededer  ve ateşle karşılık verir.
                                              Teslim olan asiler toplu halde götürülüyor

Gece ve gün boyu süren kanlı çatışmalarda, asilerin çoğu öldürülür, kalanlarda teslim olur, hareket durmaksızın devam eder, sokaklarda, karakol merkezleri ile çeşitli noktalarda görevli nöbetçiler teslim alınır, karşılık verenler öldürülür.

                                   Hareket Ordusu'na ait zırhlı araç İstanbul sokaklarında

İstanbul tamamen asilerden temizlenince sıra Yıldız Sarayı'na gelir ve  birlikler süratle saraya yönlenir, iki günlük kuşatma sonunda 27 Nisan günü sarayın denetimi ele geçirilir.

                                                                     Yıldız Sarayı

Geçici olarak, isyan boyunca can güvenlikleri için Yeşilköy'de bulunan Meclis-i Mebusan üyeleri, isyanın bastırılmasının ertesi günü yani 25 Nisan'da Ayasofya Meydanı'ndaki kendi binasına taşınmıştır.
                                                                Meclis-i Mebusan

27 Nisan'da acilen toplanan Meclis, asiler sayesinde tahtta oturan II.Abdulhamit için azil kararını alarak yerine kardeşi Veliaht Reşat Efendi'yi getirir ve  II.Abdulhamit Selanik'e sürgüne gönderilir.
                                            II.Abdulhamit tahttan indirilir ve Selanik'e sürgün edilir.

Olayın tamamen sona ermesi üzerine, sıkı yönetim ilan edilir ve 3 yerde Divan-ı Harp kurulması yanında, yeterli sayıda sorgulama için Tahkik Heyetleri ile halkın ihbarlarını değerlendiren Tedkikat Heyetleri oluşturuldu.

                                                           İdam edilenlerden bir gurup                                       

Yargılama sonucunda isyancılardan, içlerinde askerlerinde bulunduğu 70 cani idama mahkum edilirken 420 kişi, 6 Aydan başlıyarak müebbete kadar ceza aldı, yüzlercesi ise sürgüne gönderildi.
                                                 İdam edilen elebaşlardan ikinci bir gurup

İdam cezasına çarptırılan caniler teker teker Beyazıt, Ayasofya Meydanları ile Köprübaşı'nda, Kasımpaşa'da kurulan darağaçlarınde infaz edilir.

                                              Kaçarken yakalanan şeriatçı derviş Vahdeti 
                                                

Bu arada fırsat bularak yurt dışına kaçmak için trenle İzmir'e gitmek isteyen, 31 Mart vakasında önemli rol üstlenen şeriatçı Volkan Gazetesi'nin sahibi Derviş Vahdeti yakalanır.

                                               Derviş Vadeti'ninde akibeti idam sehpası
                                          
Divan-ı Harp'e çıkarılan Vahdeti, 1 Ay kadar süren yargılamada, akıl sağlığının bozuk olduğunu iddia etsede, bu savunma dikkate alınmaz oda idama mahkum olur ve Ayasofya Meydanı'nda cezası infaz edilir.

                                                                 Abide-i Hürriyet Anıtı

İsyanın bastırılması aşamasında şehit olan Hareket Ordusu mensuplarından 2 si Subay, 42 si er ve erbaş olan askerlerin naaşları, İstanbul Şişli'de Hürriyet-i Ebediyye Tepesi'nde yaptırılan "Abide-i Hürriyet Anıtı"ndaki mezarlarına defnedilmiştir.  
Mimarı Muzaffer Bey olan anıtın mezar bölümüne giriş kapısında "Makber-i Şuheda-i Hürriyet" yazmaktadır.

                                Günümüzde bakımlı haliyle Hürriyet Anıtı ve mezarlık girişi

Günümüze kadar itina ile bakımı yapılan ve koruma altına alınan, Osmanlı zamanında Türkiye sınırları içinde yaptırılan ilk ulusal anıt unvanına sahiptir. Dilerizki şeriat yanlılarınca ortadan kaldırılmaya ve yerine gökdelenler yapılmasına yeltenilmez.

                                                                            İdam edilen 31.Mart olayı elebaşları

Bazı köşe yazarlarının ifadelerine göre, AKP yanlılarından bazılarının 23 Nisan gününe tepkisi, 31 Mart vakasında isyan bayrağını çekip, önüne geleni, bizden değildir deyip öldüren kana susamış cani çapulcuların, 23-24 Nisan 1009 tarihinde bozguna uğratılarak çoğunun öldürülmesi yada sonrasında idam edilmesidir.

Diğer taraftan Taksim Topçu Kışlasının yeniden aynı yere yaptırılma ısrarı ise, ittihatçı gurup içinde bulunan başta Atatürk ve İnönü olmak üzere, gericiliğe ve şeriata dur diyen tüm özgürlükçü İttihat ve Terakki'cilere bir tepki ve 31.Mart olayında şeriat isteyen isyancıların hoş karşılanma isteğidir.

Oldu olacak AKP iktidarı da alsın bir karar, bozguncuları şehit sayıp, onlarada bir anıt yaptırsın, nasıl olsa güç onlarda. Karşılarında doğru dürüst bir muhalefet olmadığı için, kolay kolay bırakacak da değiller. 

TOPÇU KIŞLASININ KADERİ

Gerek  isyanlarla ve gerekse yangınlar neticesi sık sık hasar gören kışla en şaşaalı devrini 1860 larda yaşar. Yeniden yapılan kubbeli kale benzeri kuleler, devasa dış kapılar bir heybet timsali olarak kendini gösterir Taksim’de.

                                                                 Topçu Kışlasının idari ana giriş kapıları ve kuleler

Ancak en son 1909 olayında isyancılara karşı yapılan yoğun top ateşi sonunda çok ağır hasar görür kışla ve sonrasında önemini yitirir. Ekonomik nedenlerle bir türlü bakıma alınamayan tarihi kışla 1913 yılında Sanayi ve Ticaret Şirket-i Milliye-i Osmaniye’ye satılır.

                                                                                       Kışlada bir topçu bataryası
                                                                       
Geçici barındırma , cambazlık gösterileri gibi amaç dışı hizmetlerde kullanılan kışla, nihayet 1922 yılında avlusunda yapılan değişiklik ile spor karşılaşmalarının yapılacağı 8.000 kişilik bir Stat haline getirilir ve Taksim Stadı adını alır.
1923 Yılında Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ilk milli takımı, ilk milli maçını bu sahada Romanya Milli Takımı ile yapmıştır. 

                                  Parasızlık nedeniyle bakımı yapılamayan kışlanın yıkılmadan önceki son durumu

1940 yılına kadar Stad olarak kullanılan kışla, hasara uğramış yapısıyla estetik ve tarihi görünüşünü kaybettiğinden, zamanın yetkililerince tamamen yıkılarak yerine şimdiki olaylı Gezi Parkı yapılır.

GEZİ PARKI ve TOPÇU KIŞLA KARGAŞASI

Kışlanın ilk yapılış aşamasında başlıyor hatalar, İstanbul’un merkezinde ağaçlık ve yeşillikler içinde bir mekanı, gayrimüslimlere ait tarihi mezarlığı yerle bir edip yerine görkemli vede heybetli bir taş yığını yapıyı oturtuyorsunuz ve bunun adınada güçlü olduğunuzun imajıdır diyorsunuz, klasik Osmanlı kafası.
Avrupa rönesansı yaşamış ve aradan 3 asır geçmiş, beyin trafiği, icatlar, keşifler almış başını giderken sanayi devrimine girmek üzere, Osmanlı hala güç gösterisi peşinde, olmayan gücüyle feth ettiği toprakları nasıl elinde tutacağı ve eksilen saray altınlarını nasıl temin edeceği uğraşında.
Duraklamayı geçmiş gerileme devrine girmiş bir İmparatorluk hala halkın sesi çıkmasın, şükür edip otursun diye dinin tüm baskılarını kullanıyor, zaten şeriat, kul, padişahım çok yaşa dan  başka kelime, cümle bilmeyen zavallı halk baskı ile dahada uyutuluyor, beyinleri çalışmasın diye elinden geleni yapıyor ve sonuç parçalanmış yok olmuş koca bir İmparatorluk.

Kışlanın Stat ve sonrasında yıkılmasına gelince, geçmişi kara lekelerle ve kanla dolu bir yapının bana göre ayakta kalması anlamsız, zamanın yönetimi en güzel kararı vermiş ve Cumhuriyete kadar H si dahi ağıza alınmayan halk için İstanbul’un merkezinde bir eser yaratılmış ve hizmete sunulmuş, asırlardır saray eşrafı için harcanan altınlar artık halk için harcanmaya başlamıştır.
Bunu idrak edemeyen ve hala Osmanlı’yı göklere çıkaran zihniyete ne denir bilemiyorum.

Kışlanın yeniden yapılması fikrine gelince bilemiyorum ama esas amaç halk için olmasa gerek. Çünkü tasvir resimlerden de görüleceği gibi yapılacak düzenleme şöyle kısaca:

Şimdiki parkın etrafında kulelerin ve binaların yerleştirileceği arazi de bulunan ağaçlar, yeşillikler ve diğer düzenlemeler ortadan kaldırılacak, Tayip Bey’in dediğine göre buralardan sökülen ağaçlar iç kesime dikilecek, etrafı taş veya beton yapılarla çevrili alan ise park olarak kalacak ve yerin altı ile üstünde üç katlı devasa bir yapı.
Bu tesise yada düzenlemeye, parkmı denir, tarihi kışlamı yoksa açık cezaevimi yorumu sizlere bırakıyorum.
                                               Yapılması düşünülen Kışla ve içindeki park maketi.


Birtakım İstanbul’lular siz ne derseniz deyin ama bu kışla yapılacaktır diyen Tayip Bey’in
yine yazarların çizerlerin söylemlerine göre bu kadar ısrarlı olmasının sebeblerine gelince :

1) 31.Mart isyanı kanlı bir şekilde bastırılınca şeriat isteriz diye sokağa çıkan ve başındaki subayları zindana atan çapulcu askerler ile bunlara katılan başıboş avare insanların ve din adamı geçinen yobazların öldürülmelerine karşı bir tepki. 
(İsyanın ilk günlerinde yobazların yakaladıkları ittihatçı subay ve memurları öldürmeleri hiç akıllarına gelmez, çünkü onlar için bu insanlar şeriata karşı geldiği için kafirdir) 

2) Gezi Parkı İnönü devrinde ve onun yönetimi zamanında yapıldığı için, yeşillik olmuş park olmuş önemli değildir, onun her icraatına karşı gelinmelidir.

3) Son olarak ister devlete olsun isterse belediyeye yada üçüncü şahıslara yönelsin, çok büyük ve hatırı sayılır bir rantın ortaya çıkması.

DİP NOT (2 Adet):
1.Not : Tayip Bey yurt dışı seyahatinden döndü ve her gittiği yerdeki hava alanlarında büyük halk kitlelerince karşılanıyor, dikkat buyurun HALK KİTLELERİ. 

Bunu ben değil Kaleminin keskin olduğuna inandığımız Fatih Altaylı’nın çalıştığı TV. Kanalının spikeri söylüyor. 
Başka liderleri PARTİLİLER karşılarken Tayip Bey’i nedense HALK kitleleri karşılıyor. 

İnanmak zorundayız, nede olsa haberi veren TARAFSIZ ulusal haber kanallarından bir tanesi. Neden olmasın millet evinin, işyerinin kapısını kapattı doğru hava alanına koştu, pazara gider gibi, olmaz demeyin olur burası Türkiye.

İstanbul’un anlı şanlı AKP İl Başkanının beyanatını dinlemedinizmi tarafsız tv.kanallarında, diyorduki Sn.Başkan “Biz hiçbir zaman karşılama için organizasyona teşebbüs etmiyeceğiz, partilileri getirmeyeceğiz”
 
2.Not:  İkinci dipnotum tabiki belli, mensubu bulunduğum sevgili CHP yetkililerine :

BU DOĞRU DEĞİL – BURASI YANLIŞ – BÖYLE OLMAZ – AMA – LAKİN – FAKAT larla bu iktidara dur diyemezsiniz ve eylemlerinden vazgeçiremezsiniz buna gücünüz yetmez ve at çoktan alındı, Üsküdar çoktan geçildi, sıra Türkiye Cumhuriyeti’nde.

Dur demeniz ancak iktidara gelmeniz yada talip olmanızla mümkündür. Özel sektörü kenara itmekle, barış için çözüm sürecine karşı gelmekle, altı oka sarılıp seksen yıl öncesi politikalarla devleti idare etmeye soyunmakla iktidara gelinemiyeceğini 60 yıldır idrak edemediyseniz bırakın gidin idrak edenler gelsin.

BENZER KONULAR :
Gezi Parkı Olayları

ETİKETLER : TOPÇU KIŞLASI - CHP ve İKTİDAR - 31 MART İSYANI - DİVAN-I HARP - TAKSİM STADI - SELANİK - HAREKAT ORDUSU - 4.MURAD - 3.SELİM - MEŞRUTİYET - İTTİHAT - TERAKKİ






Bizi Takip Edin

Share

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder

Sudoku

HER GÜN YENİ BİR SUDOKU BULMACA
Powered by SudokuKingdom.com
NASIL OYNANIR :
Rakamları Yerleştirme :
1- Fare imleci istenen RAKAM üzerine getirilir ve TIK. Önceden yüklenen rakamlar içinde tıklanan rakam kaç tane varsa kırmızı çerçeve içinde belirir.
2- Seçilen rakam Fare ile istenen boş kareye getirilir ve TIK.
3- Silmek için Fare İmleci (X) üzerine getirilir ve TIK.
4- Fare ile silinecek rakam üzerine gelinir ve TIK.
Kurallar :
1- Aynı Blok.içinde 1 den 9 a kadar tüm rakamlar yer alır. (Toplam:45) 2 Aynı rakam yer almaz.
2- Aynı Satır içinde 1 den 9 a kadar tüm rakamlar yer alır. (Toplam:45) 2 Aynı rakam yer almaz.
3- Aynı Satır içinde 1 den 9 a kadar tüm rakamlar yer alır. (Toplam:45) 2 Aynı rakam yer almaz.

FİLM-SLAYT-MÜZİK-KLİP

VİDEOLAR - Çeşitli

VİDEOLAR (Sevimli Hayvanlar)

TARİHTE BUGÜN-Hürriyet Kafe


Tarihte Bugün v.8.0
************************************

REKLAMLAR

Green Card çekilişine katılarak siz de ABD de yaşama ve çalışma imkanına kavuşabilirsiniz! ABD......
PERA BULVARI 28.6.2020