.

.
Bumerang - Yazarkafe


19 MAYIS

19 MAYIS

YASAK SİTELER

10.6.13

0

Taksim Gezi Parkı ve Topçu Kışlası



GEZİ PARKI OLAYLARININ MEKANI ve TARİHÇESİ

Çevreyi talan etmeyin, özel yaşam tarzımıza karışmayın gibi demokratik isteklerle iktidarı protesto eden, birey olma özelliğini benimsemiş ve özgürlük sevdalısı İstanbul’luların buluştuğu mekan Gezi Parkı nerededir, özelliği ve tarihi hakkında öğrendiklerimizi siz izleyicilerimizle paylaşmak istedik.
                                                            Gezi Parkı ortasında açık alan


Taksim Gezi Parkı İstanbul’un belli başlı ve tarihi geçmişi bulunan 12 park ve korusundan bir tanesidir.
38 000 m2. lik bir alanı kapsayan park, Beyoğlu İlçesi sınırları içerisindedir ve Cumhuriyet Anıtının bulunduğu Taksim Meydanı’nın kuzey doğusunda; Cumhuriyet, Mete ve Asker Ocağı Caddelerinin arasında yer alır.
                                                     Taksim Gezi Parkı'nın uydudan görünüşü

Ortada büyük bir fıskiye ve titizlikle dzayn edilmiş açık oturma alanı, etrafında ise 70 yıllık ağaçların yer aldığı çayır ve çiçeklerle bezenmiş yeşillik, İstanbul’un merkezinde bir dinlenme ve gezi alanı ile oksijen deposu yapay tabiat harikası.
             Dr.Lütfi Kırdar
Gezi Parkı 1940 yılında, zamanın İstanbul Valisi ve Belediye Başkanı olan ve Menderes Hükümeti’nde de son 3 yıllık Sağlık Bakanlığı görevini yerine getirirken 27.Mayıs.1960 ihtilalinde tutuklanıp Yassıada’ya gönderilen ve 1961 yılında kalp krizinden vefat eden Dr.Lütfi Kırdar tarafından yaptırılmıştır.

Sonradan iç avlu yapısı değiştirilerek Stat durumuna getirilen ve Taksim Stadı adı ile spor hizmetine sunulan Osmanlı’dan kalma Taksim Topçu Kışlası ile etrafındaki alanın kamulaştırılarak yıkılması sonucunda yaptırılan parkın planı, şehircilik uzmanı Henri Prost tarafından hazırlanmış, günün zayıf ekonomik koşullarına rağmen olağan üstü güzellikte ve mimaride  tanzim edilmiştir.
Cumhuriyet döneminde yapılan ilk park unvanınıda alan Gezi Parkında; ağaçlar, çiçekler ve yeşillik bir uyum içinde yer almakta, tamamı mermer olan parmaklıklı merdivenler, boğaza bakan oturma mekanları, zarif dayanıklı banklar ve özellikle göze hoş gelen orta açık alan zeminin simetrik yapısı halkın ilgisini çekmektedir.
                                                              Parkın bir başka açıdan görünüşü


Bir zamanlar Taksim Gezisi adıylada anılan parkın, kamulaştırma ve kışlanın yıkılması sonrasındaki alanı 100 bin m2.ye yaklaşırken, otel ve diğer tesislere tahsisler ve daha sonrasında yapılan bir takım düzenleme adı altında başka kullanım alanlarının yapılması sonucunda 38 bin m2.ye kadar düşmüştür.

TAKSİM TOPÇU KIŞLASI ve STADI

1803 Yılında zamanın Osmanlı Padişahı III.Selim’in emriyle yapımına başlanan ve 1806 yılında tamamlanan o zamanki adıyla Halil Paşa Topçu Kışlası, kapıkulu askerlerinin topçu ocağı olarak hizmet vermeye başladı.
                                                          Taksim Topçu Kışlasının Cumhuriyet öncesi durumu

Tahta çıkışından itibaren Osmanlı Ordusunda değişime ve Avrupa tarzında yeniliklere dönük çalışmalara başlayan III.Selim’in bu çerçeve içinde askeri bir okul ve eğitim merkezi olarak düşündüğü kışla, aynı zamanda Anadolu yakasında bulunan Selimiye Kışlası’nın Avrupa yakasındaki benzeri olarak da kabul edilmiştir.
Yeşillikler ve ağaçlık alan içerisindeki Ermeni Mezarlığının yıkılarak yerine yapılan, Rus ve Hint mimari özelliklerini taşıyan kışlanın ne ilginçtirki Mimarı ve inşaat sorumlusu Kayseri yerlilerinden Ermeni Kirkor Balyan’dır.
                                                    Topçu Kışlasının Taksim Stadı olarak hizmete sokulduğu hali 
                                                      

Mezarlıklar üzerine inşa edildiği için uğursuz bina olarakda anılan kışla, bir asır arayla 2  defa gerici kanlı isyana şahit olmuş, Tanzimat Devrinde ve sonrasındaki bağımsızlık  ve yenilikçilik yanlılarının işkence merkezi, 1 nci Dünya Savaşı yenilgisinden sonra ise bu devasa yapı Fransız safında çarpışan Senegalli askerlerin karargahı olarak kullanılmıştır.

                                                         Anadolu yakasında Selimiye Kışlası

İSYANLAR :
           
1 nci İsyan 1807 Yılının Mayıs Ayında III.Selim Han’a karşı yapılan Kabakçı Mustafa İsyanı :
       III.Sultan Selim
III.Selim’in yenilikleri arasında ve en önemlisi olan modern eğitimlerle hazırlanmış, sayıları hızla artarak 12 bini aşan Nizam-i Cedid askerlerini hazmedemeyen ve ilerde kendi ağırlıklarının sona ereceğini düşünen Karadeniz Boğazı Tabyalarındaki yeniçeriler ve yamaklar, Osmanlı Ordusu’nun modernleşmesini istemeyen yabancı güçlerin teşviki ve iç hainlerle birlikte yaptıkları kışkırtmalar neticesi gizlice  ve planlı bir şekilde ayaklanmaya hazır hale gelmişler,  Büyükdere Çayırında toplanarak Kastamonu’lu Kabakçı Mustafa’yı lider olarak seçmişler ve isyana başlamak için fırsat kollamak üzere beklemeye başlamışlardır.

Baştan itibaren tüm bu kışkırtma, isyana hazırlık olaylarının planlayıcısı ve uygulayıcısı Sedaret Kaymakamı (Sadrazamın yokluğunda ona vekalet eden paşa) Hainlerin başı Köse Musa’nın direktifiyle asiler Sarayda Haseki Ağası Halil’i linç ederek öldürürler ve saraya doğru harekete geçerler.                                                                                 Osmanlı'da Yeniçeriler
Gerek kışladaki ve gerekse Levent Çiftliğindeki Nizam-i Cedit taburları, asileri yoketmek için emir beklerken Sadrazam Vekili Köse Musa bu emri vermez ve Sultan Selim’e giderek “Hünkarım siz merak buyurmayın, ben asileri teskin ederim, ancak Cedit ordusunun dağıtılması gerekir” der. Biraz saflığından birazda Müslüman kanı akmasın diye, Musa’nın isteğini kabul eder ve anında harekete geçen Musa, Nizam-i Cedit Ordusunun lağvedildiğini bildirir fermanı imzalar ve asilere yürüyün talimatını iletir.
          IV.Mustafa
Asiler hiçbir engelle karşılaşmadan Unkapanına kadar gelir ve buradaki yeniçerilerle birleşerek, yakaladıkları dağılan Cedit askerleri ile ne kadar varsa yenilikçi ve Cedit yanlısı devlet adamlarını katletmeye başlarlar, en sonunda da III.Selim’i istemiyoruz diyerek onu tahttan indirir ve yerine 29.Mayıs.1807 günü IV.Mustafa’yı getirirler.

Sarayın çapulcu yeniçerilerinin kontrolüne geçtiğini gören Selim yanlısı önemli devlet görevlerinde bulunmuş reformcu gizli örgüt, ortalığı hiç velveleye sokmadan Alemdar Mustafa Paşa’ya haber gönderirler ve emrindeki milis kuvvetleriyle Edirne’ye gelmesini sağlarlar.
                                                                                           Alemdar Mustafa Paşa
Ordu Edirne’ye geldikten sonra Hacı Ali Ağa komutasındaki 300 kişilik baskıncı süvari birliği asiler üzerine gider ve önce Rumeli Feneri’nde üstlenen asilerin birkısmını başlarındaki Kabakçı Mustafa’yla birlikte öldürür kalanını esir alır, sonrasında Rumeli kavağı’de direnen asilerin üzerine gider ve 4 gün içinde onlarıda etkisiz duruma getirir ve sağ kalanları teslim alır. Daha sonraları ise isyana elebaşlık edenler ve kışkırtıcılar yakalanarak öldürülür.
21.Temmuz.1807 günü isyan tamamen bastırılır ve Alemdar Mustafa Paşa Kırcalı milis ordu ile Çırpıcı Çayırı’nda ordugahını kurar.
            II. Mahmut
Padişah IV.Murat, Alemdar’ın III.Selim’i tekrar taht ta getirebileceği korkusuyla, cellatlara emir vererek onu kafes odasında 28.Temmuz.1808 de boğdurarak öldürtür. Cellatlar Şehzade Mahmut’uda öldürmek için ararlar ama saklanan Mahmut ölümden kurtulur.
Kargaşanın hala devam ettiğini gören Alemdar Mustafa Paşa, milisleriyle saraya geldiğinde, III.Selim’in öldürüldüğünü görür ve IV.Mustafa’yı tahttan indirerek yerine sağ kurtulan kardeşi II.Mahmut’u getirir.
II.Mahmut  kardeşi IV.Mustafa’nın yeniçerilerce tekrar tahtta getirilebileceği endişesiyle onu 17.Kasım.1807 günü boğdurarak öldürtür.

2 nci İsyan, 31.Mart Vakası. Rumi 31.Mart.1325 gecesi başladığı için bu adı almıştır:
II nci Meşrutiyetin ilanı, İttihat ve Terakkicilerin gelişimi,yenilik hareketleri, meclisi mebusan ve anayasa gibi ilerici hareketlerin hızla uygulanması, içte şeriatçıların, dışta ise yenilikçilerin Osmanlı dış siyasetini İngiliz ekseninden Almanya eksenine doğru kaydırmasını kabul edemeyen İngilizlerin kışkırtmasıyla 31.Mart gecesi (13.Nisan.1909) Taksim Kışlasındaki Avcı birlik erlerinin, başlarındaki subayları tutuklayıp nezarete attıktan sonra “Şeriat İsteriz” naralarıyla silahlı olarak sokağa çıkmaları, önceden planlanmış şekilde kendini satmış din adamı geçinen yobaz şeriat yanlıları ve arkalarına takılan bir türlü kula kul olmaktan çıkamayan bir kısım boşgezer halkla birlikte Din elden gidiyor diye bağırarak Heyet-i Mebusan binası (Millet meclisi) önüne gelirler.

Hükümetin derhal istifa etmesini ve ittihatçıların teslim olmasını talep ederler, buna karşılık mevcut hükümetin başı Hüseyin Hilmi Paşa, asilere karşı koyacak bir güç olmadığından uzlaşma yolunu seçer ve kabine istifa eder yerine isyancıların istediği şeriat yanlısı hükümet kurulur.
Bu arada asiler yakaladıkları ittihatçıları ve ittihatçı subayları yakaladıkları yerde öldürmeye ve cezalandırmaya devam ederler. Ortadaki otorite boşluğundan ve isyancıların ses çıkarmasından istifade eden II.Abdulhamit tekrar ülkeye egemen olur, padişah koltuğuna oturur.

                                                           II.Abdulhamit'in tekrar padişah koltuğuna oturması

İstanbul’da denetimi kaybeden İttihatçılar esas güç merkezi olan Selanik’teki 3.Orduyu harekete geçirir ve kurulan Hareket Ordusu İstanbul’a gelir. İsyancılar kışlaya sığınarak karşı koymak isteselerde çoğu öldürülür klanlarda teslim olur ve böylece kanlı başlayan bir isyan 23.Nisan.1909 gecesi kanlı şekilde bastırılmış olur.
İsyanı bastıran Hareket Ordusunun Suvari Birlikleri 

Daha sonraları isyancıların asker ve dini kesimden olan elebaşları Divan_ı Harp te yargılanır, 13 idam kararı çıkar ve bunlar İstanbul’un ayrı ayrı semt meydanlarında asılarak idam edilir.

                                                                            İdam edilen 31.Mart olayı elebaşları

Bazı köşe yazarlarının ifadelerine göre AKP yanlılarından bazılarının 23 Nisan gününe tepkileri bu bozgunun bir eseridir, diğer taraftan Tayip Bey’in Taksim Kışlasını yeniden aynı yere yaptırma ısrarı ise ittihatçı olan İsmet İnönü’ye bir tepki ve 31.Mart olayına bir misillemedir.


TOPÇU KIŞLASININ KADERİ

Gerek  isyanlarla ve gerekse yangınlar neticesi sık sık hasar gören kışla en şaşaalı devrini 1860 larda yaşar. Yeniden yapılan kubbeli kale benzeri kuleler, devasa dış kapılar bir heybet timsali olarak kendini gösterir Taksim’de.
                                                                 Topçu Kışlasının idari ana giriş kapıları ve kuleler

Ancak en son 2009 olayında isyancılara karşı yapılan yoğun top ateşi sonunda çok ağır hasar görür kışla ve sonrasında önemini yitirir. Ekonomik nedenlerle bir türlü bakıma alınamayan tarihi kışla 1913 yılında Sanayi ve Ticaret Şirket-i Milliye-i Osmaniye’ye satılır.

                                                                                       Kışlada bir topçu bataryası
                                                                       
Geçici barındırma , cambazlık gösterileri gibi amaç dışı hizmetlerde kullanılan kışla, nihayet 1922 yılında avlusunda yapılan değişiklik ile spor karşılaşmalarının yapılacağı 8.000 kişilik bir Stat haline getirilir ve Taksim Stadı adını alır.
1923 Yılında Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ilk milli takımı, ilk milli maçını bu sahada Romanya Milli Takımı ile yapmıştır.
                                                                         Kışlanın yıkılmadan önceki son durumu

1940 yılına kadar Stad olarak kullanılan kışla, hasara uğramış yapısıyla estetik ve tarihi görünüşünü kaybettiğinden, zamanın yetkililerince tamamen yıkılarak yerine şimdiki olaylı Gezi Parkı yapılır.

GEZİ PARKI ve TOPÇU KIŞLA KARGAŞASI

Kışlanın ilk yapılış aşamasında başlıyor hatalar, İstanbul’un merkezinde ağaçlık ve yeşillikler içinde bir mekanı, gayrimüslimlere ait tarihi mezarlığı yerle bir edip yerine görkemli vede heybetli bir taş yığını yapıyı oturtuyorsunuz ve bunun adınada güçlü olduğunuzun imajıdır diyorsunuz, klasik Osmanlı kafası.
Avrupa rönesansı yaşamış ve aradan 3 asır geçmiş, beyin trafiği, icatlar, keşifler almış başını giderken sanayi devrimine girmek üzere, Osmanlı hala güç gösterisi peşinde, olmayan gücüyle feth ettiği toprakları nasıl elinde tutacağı ve eksilen saray altınlarını nasıl temin edeceği uğraşında.
Duraklamayı geçmiş gerileme devrine girmiş bir İmparatorluk hala halkın sesi çıkmasın, şükür edip otursun diye dinin tüm baskılarını kullanıyor, zaten şeriat, kul, padişahım çok yaşa dan  başka kelime, cümle bilmeyen zavallı halk baskı ile dahada uyutuluyor, beyinleri çalışmasın diye elinden geleni yapıyor ve sonuç parçalanmış yok olmuş koca bir İmparatorluk.

Kışlanın Stat ve sonrasında yıkılmasına gelince, geçmişi kara lekelerle ve kanla doğlu bir yapının bana göre ayakta kalması anlamsız, zamanın yönetimi en güzel kararı vermiş ve Cumhuriyete kadar H si dahi ağıza alınmayan halk için İstanbul’un merkezinde bir eser yaratılmış ve hizmete sunulmuş, asırlardır saray eşrafı için harcanan altınlar artık halk için harcanmaya başlamıştır.
Bunu idrak edemeyen ve hala Osmanlı’yı göklere çıkaran zihniyete ne denir bilemiyorum.

Kışlanın yeniden yapılması fikrine gelince bilemiyorum ama esas amaç halk için olmasa gerek. Çünkü tasvir resimlerden de görüleceği gibi yapılacak düzenleme şöyle kısaca:
Şimdiki parkın etrafında kulelerin ve binaların yerleştirileceği arazi de bulunan ağaçlar, yeşillikler ve diğer düzenlemeler ortadan kaldırılacak, Tayip Bey’in dediğine göre buralardan sökülen ağaçlar iç kesime dikilecek, etrafı taş veya beton yapılarla çevrili alan ise park olarak kalacak ve yerin altı ile üstünde üç katlı devasa bir yapı.
Bu tesise yada düzenlemeye, parkmı denir, tarihi kışlamı yoksa açık cezaevimi yorumu sizlere bırakıyorum.
                                               Yapılması düşünülen Kışla ve içindeki park maketi.


Birtakım İstanbul’lular siz ne derseniz deyin ama bu kışla yapılacaktır diyen Tayip Bey’in
yine yazarların çizerlerin söylemlerine göre bu kadar ısrarlı olmasının sebeblerine gelince :

1) 31.Mart isyanı kanlı bir şekilde bastırılınca şeriat isteriz diye sokağa çıkan ve başındaki subayları zindana atan çapulcu askerler ile bunlara katılan başıboş avare insanların ve din adamı geçinen yobazların öldürülmelerine karşı bir tepki. (İsyanın ilk günlerinde yobazların yakaladıkları ittihatçı subay ve memurları öldürmeleri hiç akıllarına gelmez, çünkü onlar için bu insanlar şeriata karşı geldiği için kafirdir) 
2) Gezi Parkı İnönü devrinde ve onun yönetimi zamanında yapıldığı için, yeşillik olmuş park olmuş önemli değildir, onun her icraatına karşı gelinmelidir.
3) Son olarak ister devlete olsun isterse belediyeye yada üçüncü şahıslara yönelsin, çok büyük ve hatırı sayılır bir rantın ortaya çıkması.

DİP NOT (2 Adet):
1.Not : Tayip Bey yurt dışı seyahatinden döndü ve her gittiği yerdeki hava alanlarında büyük halk kitlelerince karşılanıyor, dikkat buyurun HALK KİTLELERİ. Bunu ben değil Kaleminin keskin olduğuna inandığımız Fatih Altaylı’nın çalıştığı TV. Kanalının spikeri söylüyor. Başka liderleri PARTİLİLER karşılarken Tayip Bey’i nedense HALK kitleleri karşılıyor. İnanmak zorundayız, nede olsa haberi veren TARAFSIZ ulusal haber kanallarından bir tanesi. Neden olmasın millet evinin, işyerinin kapısını kapattı doğru hava alanına koştu, pazara gider gibi, olmaz demeyin olur burası Türkiye.
İstanbul’un anlı şanlı AKP İl Başkanının beyanatını dinlemedinizmi tarafsız tv.kanallarında, diyorduki Sn.Başkan “Biz hiçbir zaman karşılama için organizasyona teşebbüs etmiyeceğiz, partilileri getirmeyeceğiz”
 
2.Not:  İkinci dipnotum tabiki belli, mensubu bulunduğum sevgili CHP yetkililerine :
BU DOĞRU DEĞİL – BURASI YANLIŞ – BÖYLE OLMAZ – AMA – LAKİN – FAKAT larla bu iktidara dur diyemezsiniz ve eylemlerinden vazgeçiremezsiniz buna gücünüz yetmez ve at çoktan alındı, Üsküdar çoktan geçildi, sıra Türkiye Cumhuriyeti’nde.
Dur demeniz ancak iktidara gelmeniz yada talip olmanızla mümkündür. Özel sektörü kenara itmekle, barış için çözüm sürecine karşı gelmekle, altı oka sarılıp seksen yıl öncesi politikalarla devleti idare etmeye soyunmakla iktidara gelinemiyeceğini 60 yıldır idrak edemediyseniz bırakın gidin idrak edenler gelsin.

BENZER KONULAR :
Gezi Parkı Olayları

ETİKETLER : TOPÇU KIŞLASI - CHP ve İKTİDAR - 31 MART İSYANI - DİVAN-I HARP - TAKSİM STADI - SELANİK - HAREKAT ORDUSU - 4.MURAD - 3.SELİM - MEŞRUTİYET - İTTİHAT - TERAKKİ


izmir_banner izmir300x250 Image Banner

Siberailem_banner mavi468x60 Image Banner




Share
Bizi Takip Edin

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder



BUNLARDA DİKKATİNİZİ ÇEKEBİLİR











TARİHTE BUGÜN-Hürriyet Kafe


Tarihte Bugün v.8.0
************************************

FOREX
Green Card çekilişine katılarak siz de ABD de yaşama ve çalışma imkanına kavuşabilirsiniz! ABD......
ADİL IŞIK