.

.
Bumerang - Yazarkafe


19 MAYIS

19 MAYIS

YASAK SİTELER

25.6.13

0

Kıbrısın Özgür Eşekleri



KIBRIS / KARPAZ YARIMADASI ve YABANİ EŞEKLER

Karpaz, Kıbrıs Adası’nın kuzey doğusunda Anadolu’ya doğru uzanan ve 74 hareketinden sonra KKTC. Sınırları içerisinde kalan sivri ve uzun  bir yarımadadır.

Yüzölçümüne göre nüfusu az olan bölge milli park statüsünde ve koruma altındadır. Kıbrıs’ın doğal rezervi olarak kabul edilen bölgenin yabani çiçekleri, deniz fosilleri, kuşları ve Kıbrıs’a özgü yabani eşekleri yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çekmekte.
Özellikle sadece Kıbrıs’a ait ve Kıbrıs’ın simgesi olan  bir eşek türünün, sürüler haliunde ve yabani olarak, koruma altında yaşamlarını sürdürdükleri bir yerdir Karpaz Yarımadası.
Karpaz Eşekleri,yarımadada birçok zengin Flora ve Fauna’nın koruma altına alındığı “Karpaz Koruma Alanı"nında ( Karpaz Milli Parkı) yaşar.

                                 Kıbrıs Eşekleri yarımadanın en uç noktasında ve Karpaz Milli Parkı'nda yaşamaktadır.
                                 Bölge yerleşim alanı dışındadır. Şikayetlerin amacı araziye el koyma sevdası olmasın.

Tam olarak sayıları bilinmemesine rağmen 1000 veya 2000 dolaylarında olabileceği tahmin edilen bu güzel gözlü yabani eşeklerin geçmişi 1878 yılına kadar uzanmaktadır.
Yüz yıldır o bölgede yaşamış bu eşekler ve 1974 yılından sonra o bölgeye göçle gelen Türk’lere kadar, başta Rumlar olmak üzere kimseler şikayetçi olmamış, birlikte yaşamlarını sürdüre gelmişler yarımadada.
                                     Eşekler yabani olarak geçiyor ama ziyaretçilerden yiyecek isteyenleride yok değil.

Ne olmuşta 1974 yılından sonra buraya gelen Türk’ler serzenişte bulunmaya başlamışlar, yetkililer başvurmuşlar önlem alınsın, sayıları azaltılsın yada satılsın diye. Acaba değişen neymiş, ozamana kadar Rumların bağına bahçesine zarar vermeyen eşekler ne olmuşta gelenlere zarar vermeye başlamışlar, Türk olmaları onları rahatsızmı etmiş, bilmiyorum bilmemde mümkün değil ama Star Kıbrıs Gazetesi köşe yazarının yazdıkları pek yenilir, yutulur cinsten değil doğrusu, neredeyse Türk’lüğümüzü orada da belli ettik demek geliyor içimden.

                                        Özgürlük çok güzel bir şey, düşmanları başarılı olamayınca tabi.

Yazar yöreye gitmiş ve yöre sakinleriyle görüşmüş, şikayet konularını dinlemiş, röportaj yapmış, bunlara kendi düşüncelerinide ekleyip köşesinde yayınlamış.
Köylülerin şikayetleri ile yazarımızın sorunu giderme hakkındaki düşünceleri, söylemeyim dedim ama söylemek zorunda bıraktı beni, evet Tük’lüğümüzü oradada belli ettik vesselam.

                                        Bir eşek daha, güzel gözlerini dikmiş bakıyor sürücüye, istemenin bir yolu.

Yazara göre bölgeye göçle gelen Türk’ler, 1975 yılından sonra Larnaka’nın İskele Köyünden kaçarak gelenlermiş ama bilmiyoruz tabi Türkiye’den gidenlerde varmıdır, yokmudur, olsun yada olmasın neticede şikayetçi olanlar Türk ve dünya basınınada böyle aksetmiş.

Yöre halkının şikayetleri şöyle sıralanıyor :
Köy dışındaki tarlalarımız tamamen eşeklerin istilası altında, mahsüllerimiz  yok oluyor, bahçelerimizdeki sebzelerimiz, meyvalarımız zarar görüyor, kovalıyoruz yine geliyorlar, bazıları(Belki anlatanda) av tüfeğiyle son çare öldürüyor, yasak olduğu için toprağa gömüyor ama yinede önliyemiyoruz. 

Bir gaddarlık ve canavarlık örneği, üçüde silahla vurulmuş. Çevredeki köylüler, görmedim, duymadım, bilmiyorum demek
sizleri vicdani sorumluluktan kurtarmaz. Bunlara çekilen silah bir gün gelir sizede çekilebilir. Bilinizki masum bir hayvanı
öldüren canavar, insanı çok daha rahat öldürür, ozaman da şikayet etmeye hakkınız olmaz. Vijdan taşıyorum diyen sizler
gelin birlik olun ve bu canileri, alçakları, adileşmiş sürüngenleri, korkakları ve hayvan dahi diyemiyeceğim bu beyinleri
çürümüş yaratıkları ele verin, vijdanen rahatlayın.
Hatta bazı açıkgözler özellikle sıpaları yakalayıp kesiyor ve sucuk yapıp satıyorlar. Kime şikayet ettiysek, onlar koruma altında ülkemizin simgesi diyorlar ve karışamayız yanıtını veriyorlar.
Şikayetler doğruysa ve dedikleride gerçekse yazıklar olsun böyle insanlara demekten başka söz bulamıyorum doğrusu.
Aslında şikayet edenlerde köylüler ve her yıl onlarca eşeği bile bile öldürenlerde onların içinde bazı insanlar, bu durumu hepsi biliyor. Yabancı gelip orada eşek öldürmez eti için öldüyorse zaten alır götürür. 
Yetkililerin park alanında yaptığı araştırmalarda ne yazıkki bir çok eşeğin tüfeklerle vurularak öldürüldüğü görülmüş, bunların çoğunda ise av tüfeği haricinde başka silahlarında mermi izlerine rastlanmıştır.
                                          Anne ve yavrusu, bırakın özgürce yaşasın. Onların yaşadığı koruma alanına
                                          mahsül ekerseniz tabiki zarar vereceklerdir, kimseyi kandırmaya kalkmayın..

Tarım alanlarına zarar veriyorlar demeleride aldatmaca, çevrecilerin yaptığı araştırmada, eşeklerin sadece orman bölgelerinde ve park alanında yaşadıklarını bile bile bazı köylülerin yasak olmasına rağmen bu alanlarda ekim yapmaları, eşeklerde alana gelince ürünümüz yok oldu diye ortalığı ayağa kaldırmaları gerçek olan. Hem suçlu hem güçlü derler böylesine.

                                          Sevgili İskele'li göçmen Türk'ler. Siz oraya yerleşmeden önce bir asırdır onlar
                                          orda yaşadılar vede yaşıyorlar. Eski yerleşimcilerden Rumlar dahil hiç kimse ne 
                                          şikayetçiydi nede öldürmüşlerdi. İki dönüm kıraç toprak için onlara cephe almaya 
                                          gerek yok, bırakın onları yine yaşamlarına devam etsinler. Devletin sizlere bıraktığı 
                                          araziler yeterde artar bile, çünkü hepsi mümbit topraklar. Onları öldürmekle yada
                                          öldürenlere göz yummakla, sadece Kıbrıs'da yaşayan Türk'ler değil Tüm dünyadaki
                                          Türk'leri dünya insanları karşısında küçük düşüreceğinizi unutmayın.

Doğayla birlikte yaşamayı bir türlü öğrenememişiz, öğretmemişler bizlere. Dünyanın sahibi sadece biziz, başka canlılara yer yok, bencillik içinde yaşamışız gelecek kuşaklarada hep aynı yaşamı aşılamışız. Ne doğa sevgisi , ne hayvan yada canlılara karşı sevgi, merhamet, yardım duyguları tamamen silinmiş, yada hiç yerleşmemiş.

İşte burada hiç kimse kusura bakmasın ama, Arap Kültürü altında gelişen İslam Kültürü ile Hiristiyan kültürü arasındaki fark  bariz olarak kendisini gösteriyor.
Yüz yıldır birlikte yaşadığı doğada hiçbir serzenişte bulunmayan bir Hiristiyan Rum toplumu ve arkasından onların yerine gelip yerleşen Arap kültürünü benimsemiş Türk toplumu ve şikayetler diz boyu. Üzücü bir durum ama ne yazıkki gerçek bu.


Hiç unutmam, bir arkadaşımın İngiliz kökenli damadı Britanya’nın(İngiltere) Galler Bölgesi/Cardiff’de yaşıyor, 1 ve 4 yaşlarında iki  çocuğu var. 
İlk çocukları bir yaşına basmadan, hayvan barınağından bir kedi alıyor, alıyor ama kedi resmen sahipli, tasmalı sokak kedisi.
İstediği saat çıkıyor karnı acıkınca geliyor uyuyor, çocuklarla oynuyor, sonra tekrar çıkıyor. 
Sadece hayvanlara karşı ilgi onda değil,  genelde halkın çoğunluğu özelliklede çocukları olanlar kesinlikle evlerinde kedi, köpek yada başka bir hayvan beslemektedirler.

Arkadaşım merak edip sormuş damadına, her gün sokakta dolaşan bir kediyi nasıl olurda bebeklik çağındaki çocukların yanına alıyorsunuz, hastalık geçmezmi yada zararları olmazmı.
Yanıt net, aşıları bakımı yapıldıktan sonra hiç şüpheniz olmasın, yatağındada yatar oynarlarda. 
Önemli olan bu  durum değil zaten, çocukların küçük yaşta sevmeyi sevilmeyi öğrenmeleri ve dünyada başka canlılarında yaşam hakkının var olduğunu bilmeleri ve ortak yaşamı benimsemeleri dir esas amaç.
Doğru söze ne denirki , söyliyeninde, uygulayanında sadece önünde eğilinir ve saygı duyulur.

İlimde, gelişimde, teknolojide, teknikte hep gerilerde kalırken, doğurganlıkta dünya rekoru kıran, takribi 10 yıl öncesinde 1 milyar 250 bin nüfusu şimdilerde 1.5 milyara ulaşan devasa İslam toplumunda bir kişi gösterebilirmisiniz böyle bir uygulamaya girişen. 

Gösteremezsiniz göremezsiniz duyamazsınızda. Çünkü onlar çocuklarına ilk önce Allah korkusunu, ardındanda kedi tırmalar, köpek ısırır, böcek sokar ve benzeri onlarca sebebler ileri sürülerek hayvandan korkulması gerektiğini öğretirler. 

Bu çocuklar yetiştiğinde de siz kalkıp onlardan Allaha karşı sevgi, hayvan sevgisi yada kendinden daha aşağıdaki canlılara(Kendin güçsüz insanlar da dahil) karşı merhamet etme duygusu beklersiniz.

Hayvanlara karşı yapılan zulümlerden vazgeçtik, dünyanın hangi ülkesinde İslam ülkelerinde olduğu gibi kadınları sokak ortasında bıçaklayıp öldürürler yada kız çocuklarını diri diri toprağa gömerler, intihar etti süsü verilerek nehire atarlar. Hiçbirinde tabi.

Olayın en acı vede üzücü tarafı ise, bunları yapanların çoğunluğunun, dini vecibeleri tamamen yerine getirdiklerini söyliyenlerden ve dinine bağlılıklarını heryerde ısrarla ifade edenlerin içinden çıktığıdır.
Üstelik bunların, Bir rivayete göre, oturduğunda, eteği üzerine yatıp uyuyan kediyi görünce kalkarken onun rahatsız olmasına gönlü rıza göstermediği için eteğinin bir kısmını kesip yerde bırakacak kadar merhametli, sevgi dolu yüce bir Peygamberin(sa) ümmetinden olmaları.

Biz tekrar Kıbrıs konusuna dönelim
Hal böyle oluncada Karpaz’a yerleşen Müslüman Türk’lerin, kendilerinden yıllar önce orada bulunan adeta oranın simgesi ve yerlisi sayılan yabani eşekleri buradan atın yada satın demeleri gayet doğal gelecektir insanlara. Dağdan gelip bağdakini kovmaya benzer bir olay.

Yazarın önerisi ise başka bir hilkat garibesi, gerçi köylüler böyle konuşuyorlar diyor ama, arkasındanda kendi düşüncelerini açıklıyor, iki düşüncede örtüşüyor birbirleriyle.


Muhteşem buluşu ve önerisini şöyle sıralıyor :
Önce çevrecilere bir nasihatta bulunuyor ve sizler üçbeş eşekle uğraşacağınıza gidin çevreyi ve doğayı koruyun (Bilgi dağarcığındaki eksiklik sanırım, doğa deyince içinde yaşayan tüm yabani hayvanlarıda içerdiğini unutuyor) ozaman çok daha faydalı bir iş yapmış olursunuz diyor.

Sonrada yetkililere sesleniyor bizim mucit yazarımız, bulunmaz fikirleriyle, hem Karpaz Yarımadası eşeklerden temizlenip cennetten bir köşe oluveriyor, hemde ekonomisi zayıf olan Kıbrıs’a muazzam bir gelir kaynağı bulunmuş oluyor.


Mucitler hep hiristiyanlardan çıkacak değilya, bir tanede İslam dünyasından çıksın vede Türk olsun fenamı. 
Malum Orta çağın sonundan itibaren rönesansı gerçekleştiren Hiristiyan alemi, yeni yeni keşiflere, sanayi devrimine, yeni yeni icatlara imza atar ve gelişmelerini sürdürürken, İslam toplumu ne yazıkki o günden  günümüze dek, cennet cehennem düşüncesinden kurtulup bu dünya için bir şeyler icat etmeye, keşiflere fırsat bulamamıştır. Ne mutlu bizeki yüzyıllar sonrada olsa bizimde bir mucidimiz oldu.
Bakalım mucidimiz bu buluşuna neler eklemiş. Efendim yetkililer turizm için birkaç eşek ayırıp kapalı bi alana koysunlar, turistlerde gelip onları izlesin.(Turistlerde salak ya, bilmiyorduk doğrusu)
                                                  Sonrasında metodik yöntemlerle yokederiz , yöntem bu olsa gerek.

Geri kalanınlarda bilinçli bir metodla ortadan kaldırılır veya zararsız hale getirilir. Bakarsınız sürpriz sonuçlar ortaya çıkar, özel eşek çiftlikleri kururulur, beslenir, çoğaltılır, sonrada etleri piyasaya arzedilir ve ülke ekonomisinede hatırı sayılır bir gelir kaynağı bulunmuş olur ve devam ediyor sevgili mucidimiz emsalsiz buluşlarına, dünyada bakarsınız diyor, Kıbrıs eşeklerinin değerini öğrenir, kapış kapış ülkelerine ithal ederler ve sonuçta oluk oluk döviz akar KKTC ne.

                                           Eşekler yok oluncada başlansın parsel parsel arazi dağıtımına, nasıl olsa alıştık
                                           bedava arazilere konmaya. Dağıtalım köylüye arazileri, yazık değilmüç beş eşek 
                                           için koca arazi boş kalsın. Eh öncü oldukya üç dört dönümde bize düşer herhalde
                                           nede olsa öncü olduk, deniz kenarı olursa hayır demem doğrusu.

Nasıl buluş ama kutlarız kendisini bu muhteşem icadından dolayı. Kıbrıs’lı çevreciler, hayvan severler ve duyarlı insanlar şayet sizde kutlamak isterseniz bu mucidimizi, İnternette Kıbrıs/Star Gazetezine girin ve Yazar Özcan Han’ın “Karpaz’ın özgür eşekleri” başlığını taşıyan makalesini okuyun.

Ben girdim okudum ve yorumumu yorum hanesine yazdım. Yemek için yaşayan, yaşamak içinde doğada gördüğü insan haricinde ne kadar canlı varsa hepsini midesine indirmekten çekinmeyenler için usta Yazar/Şair Tevfik Fikret’in bir şiirinden iki dizeyi ekledim yorumun altına :

“Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,
Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin.”

DİP NOT: Makalemi bitirince merak edip yorum yaptığım sayfaya uğradım. Birde ne göreyim, benim yorum bayağı ses getirmiş olacakki bir çok okur lehde ve aleyhte cevabi yorum yazmışlar. Duyarlılıklarından dolayı hepsine teşekkür ederim.
Bu duruma çok sevindim ama ne yazıkki Kıbrıs’lı çevrecilerden vede hayvan severler den hiç yorum gelmemiş üzüldüm doğrusu.
Yorumcu okurlardan birkaç tanesinin dediği doğrumu acaba dersiniz.

ETİKETLER : KIBRIS EŞEKLERİ - HAYVAN SEVGİSİ - AVCILAR - KARPAZ - İSLAMDA HAYVAN SEVGİSİ - HAYVANLARIN YAŞAM HAKLARI


BUNLARDA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR:


Anne köpeği ile yavrularını dünyaya tanıdan bir aile.
Evlerinin bir odasını sevgili köpeğine ayıran aile, şimdide yavruları ile birlikte bu güzelliği dünya insanları ile paylaşıyor.
Ailenin yaşadığı ülke ne Türkiye nede Türkiye gibi bir islam ülkesi.

20 Yıllık Dostluk Sona Erdi.
20 Yıllık bir dostluk sona erdi, son yıllarda ayakları rahatsızlandı biricik sevgili köpeğinin ve soğuk su terapisi rahatlatıyordu onu.
Sahibi olan insan gibi insan Mr. John sevgili köpeğini hergün akşam üzeri evinin yakınındaki gölün serin sularında yüzdürüyordu... 



Yeni Gelen Türk Göçmenler Yüzünden Rahatı Kaçtı Eşeklerin
Kıbrıs'ın Kuzey doğusunda Anadolu'ya doğru uzanan Karpaz Yarımadası'nın sahibi eşekler 100 yılı aşkın zamandır orada özgürce yaşamakta.
Ancak ne varki Kıbrıs Harekatından sonra Kıbrıs Türk Cumhuriyeti sınırları içinde kalan bu topraklarda, eşeklerin rahatı kaçmış durumda çünkü Türkiye'den gelenlerin yerleştiği bu bölgede silahla vurulan savunmasız eşeklerin sayısı hızla artıyor...

Hayatını Kurtaran Sahibine 11 Yıl Dostluk verdi.
Yağmurlu bir akşam vakti sokakta tek başına yardıma muhtaç dolaşırken X Adamı görüyor ve ayaklarına dolanıyor minik yavru kedi al beni dercesine.
X Adam alıyor onu arabasına gidiyor, henüz bir aylık kadar küçük olan minik yavru üşümüş olmalıki sevinçeten adamın montunun içine atıyor kendini ve 11 yıllık dostluk başlıyor...







Bizi Takip Edin

Share

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder



BUNLARDA DİKKATİNİZİ ÇEKEBİLİR











TARİHTE BUGÜN-Hürriyet Kafe


Tarihte Bugün v.8.0
************************************

FOREX
Green Card çekilişine katılarak siz de ABD de yaşama ve çalışma imkanına kavuşabilirsiniz! ABD......
ADİL IŞIK