.

.
Bumerang - Yazarkafe


19 MAYIS

19 MAYIS

YASAK SİTELER

30.12.12

0

Töre Cinayeti ve Devlet


GENÇ KADINA ZORLA TECAVÜZ ve KAHROLASI TÖRE

Kadına ve kız çocuklarına karşı işlenen hunharca cinayetlerin bir örneği daha Diyarbakır’da yaşandı.
Basından alınan bilgilere göre 17.Aralık.2012 günü Batman Çayı’nda kıyıya vuran cesedin
Diyarbakır’lı Hatice D. Adlı genç bir kadına, daha doğrusu çocuğa ait olduğu ait tesbit edildi.
Yapılan kovuşturma sonunda Hatice D.nin baba evinde iken, amca çocukları S.D. ve Ö.D. tarafından zorla tecavüze uğradığı ve 4 aylık hamile olduğu anlaşıldı.

Olayın ailece öğrenilmesinin ardından aile meclisi, dedesi R.D. önderliğinde toplanarak genç kadının infaz kararı alındı ve H.D. , E.D. adlı öz amcaları tarafından boğularak öldürülüp Batman Çay’ına atıldı.

Genç kadının 12 yaşında iken yine zorla evlendirildiği eşinden, şiddetli geçimsizlik nedeniyle ayrılıp baba evine döndüğü öğrenildi.

CESEDE SAHİP ÇIKAN OLMADI
11 Gündür Batman Devlet Hastanesi morgunda cesedi bekletilen Hatice’ye kimse sahip çıkmayınca, Batman C.Savcılığı ve emniyet yetkililerinin ısrarı ile, adı açıklanmayan başka bir amcası tarafından cesed morgdan alınarak, polis eşliğinde ambulansla Diyarbakır’a getirildi.

Amcası, yeğeninin cenazesini toprağa verilmek üzere Yeniköy’deki camiye bıraktıktan sonra ortadan kayboldu.

CENAZE DEFNEDİLDİ
Dünyaya kız çocuğu olarak gelmiş olmasından başka bir suçu olmayan Hatice’nin cenazesi ne yazıkki, kepçeyle açılan bir çukura ceset torbasıyla gömüldü.

Diyarbakır’da bulunan ne ailesi, ne akrabası, ne arkadaşı nede müslümanım, müminim derken arkasında toz bırakmayan halktan bir tanesinin bile bulunmadığı, zavallı, biçare Hatice’nin mezarı (Mezar denirse tabi) başında sadece Diyarbakır Aile ve Sosyal Politikalar Müdürlüğü çalışanları ile kentteki kadın derneklerine üye 20 ye yakın kadın bulunuyordu.


SANIKLAR YAKALANDI
Diyarbakır ve Batman emniyet yetkililerince yapılan sıkı bir takip ve araştırma sonucu, aileden 7 kişi gözaltına alındı ve bunlardan, Azmettirici ve infaz emrini verdiği iddia edilen, Hatice’nin öz dedesi R.D. ile infazı bizzat gerçekleştirdiği iddiasıyle öz amcaları H.D. ve E.D. tutuklanarak cezaevine konuldu.
Tecavüzcü kuzenler S.D. ile Ö.D. ise olayın emniyetçe duyulmasının ardından kaçarak izlerini kaybettirdiler. Polis şimdi onların peşinde.

ÇAĞ ATLATAN! TÜRKİYE CUMHURİYETİ ve ACI GERÇEK

Gün geçmiyorki, bir kız çocuğu kaçırılmasın, bir kadın şiddete uğramasın, tecavüze uğramasın yada öldürülmesin.
Neredeyse tüm adli olaylar kadınlar üzerine yoğunlaşmış durumda. Kimi çıkar töre uydurması  uğruna, kimi çıkar kendisinde hiç olmayan namus safsatası uğruna, kimi çıkar kendi acizliğini gizlemek için kıskançlık uğruna ve daha bir sürü saçma sapan sebeblere sığınarak, erkekliklerini kanıtlamaya çalışan erkekcikler ve mağdur kadınlar.

Bir tarafta son model otomobillerle, korumalarla, koruma araçlarıyla ve yüzlerce polisle il il dolaşıp caka yapan siyasiler, siyasi liderler, diğer tarafta 12 yaşındaki kız çocuğunu dedesi yaşındaki adam müsveddesine para karşılığı satan babalar, analar.

Bir tarafta imanlı gençler istiyorum, geleceğimiz imanlı gençlerde derken, imanından şüpelendiği ve yerden yere vurduğu gençlerin ve hocalarının yaptığı uyduyu şaşaalar içinde uzaya fırlattıran siyasi liderler, diğer tarafta beş vakit namazına beş daha ekleyen, Allah kelamını ağzından düşürmeyen ama suçluya ceza vereceği yerde mağduru boğdurup öldüren, öldürten sonrada nehire atan dedeler, amcalar.

Bir tarafta ileri, çağdaş yaşam düzeyini ve sistemini benimsemiş, insan haklarına saygılı bir halkın yaşadığı bölgeler, diğer tarafta karanlık orta çağ düzeyinde, derebeylik ve aşiret kaidelerinin, geleneklerinin, örf ve adetlerinin geçerli sayıldığı ve bunları benimseyen, içine kapanmış, kaderci ve takdiri ilahici arap İslam geleneklerinden kendisini kurtaramayan, bir halk grubu ve bölgesi.

Üstelik bu halk kümesinin, bu gerici ve suskun, mistik yaşam tarzlarının değişmesini istemiyen, istemediği gibi, değişim görüntüsü altında, adeta devam etmesini oy ve iktidar uğruna destekleyen, 60 yıldır ülkeyi idare eden  iki yüzlü sağ görüşlü muhafazakar iktidarlar.
  
Türkiye böyle bir ülke işte, birtürlü ikilemden kendisini kurtaramamış, kurtulmanında, kurtarılmanında istenmediği ve riyakar iktidarların hüküm sürdüğü bir acayiplikler ülkesi.

Günümüze kadar bir çok benzerleri meydana gelmiş, ilerde de geleceği ne yazıkki belli olan Hatice olayını irdeliyecek olursak :
Olayın elle tutulacak, burası doğrudur diyebileceğimiz hiçbir tarafı yok aslında. Neresine el atsanız elinizde kalır.
Hatice’nin kaderimi desem kadersizliğimi bilemiyorum ama bu acımasız dünyaya gözlerini açtığında başlıyor onun şanssızlığı.

Kız çocuk olarak doğması onun için alnında koca bir leke sanki, çünkü kız çocuk olmuş olmamış hiç önem taşımaz o yörelerde ve erkek çocuk oluncaya kadarda doğuma olayına devam edilir, baktınız olmuyor, aynı kaderi paylaşmış bulunan annesi değiştirilir.

Çocuk büyümeye başlar, evdeki tencereye ortak olmasından başka hiçbir gideri yoktur o kız çocuğunun. Okulmuş, eğitimmiş, oyunmuş yabancıdır o bunların tamamına gerekte yoktur. Biraz uydurma dini dersler verilir, kadercilik, büyüklere karşı gelmeme, mukaddes annelik gibi.

 Özelliklede, ata sözümüdür, ana sözümüdür bilinmez “Cennet annenin ayağı altındadır” deyimiyle ana olma ve doğurganlık duygusu çocuğun beynine adeta kazınır iyice. Bundan sonra o kız çocuğunda tek gelecek ve özlem vardır, oda ana olmak ve çocuk doğurmak.

Yaşı 11-12 lere geldiğinde ise evlenmeye hazırdır Hatice. Öyle Devletin medeni kanunuymuş, ceza kanunuymuş bilmez Hatice’nin ailesi, onlar kendi gelenekleri ne ise ona uyarlar. Nasıl olsa onlara göre 12 yaşına gelen kız çocuklarının evlenmesi mubahtır, İslam dini bunu söylemektedir.

Onlar bir takım uydurma hadisleri, birazda işlerine geldiği için kabul ederler. Kaldıki Peygamber ailesinin düşmanı Emevi Sultanı Muaviye tarafından yorumu yaptırılan mukaddes kitap Kur’an’da da geçer bu evlilik yaşı.
Geriye kaldı üç beş dua bilen bir imam (Resmi İmam’a zaten müracaat etmezler) o herköyde hazır ve nazırdır zaten.

Bulunur şöyle malı, mülkü, parası biraz fazla olan bir kişi, yaşına evli olup olmadığına bakılmaksızın aile büyükleri karar alır ve kız çocuğu kurbanlık koyun gibi satılır.
Yaşı ne olursa olsun Hatice artık evinin kadınıdır, ev işi, ahır işi, kümes işi ne varsa onu beklemektedir, tabi başta asıl görevi olan sayısı Allaha kalmış çocuk doğurma işi.
Hatice çocuk gittiği hanedeki her türlü hakarete, dayağa boyun eğerse yaşamı garanti altındadır.
Ben çekemiyeceğim bu yaşamı, bende insanım derde evine geri dönerse, işte ozaman ilk adımını atmıştır ölüme doğru.

O artık bir dul kadındır ve yakını, uzağı tüm evli yada bekar erkeklerin gözü ondadır, fırsat kollanır ve bulunurda. Zorla, şantajla, tehditle tecavüzler başlar, devam eder taki aile reisi öğreninceye kadar.
Olay öğrenilir öğrenilmez, tecavüzcülerinde içinde bulunduğu tüm aile büyükleri toplanır ve infaz kararı alınır, zaman geçirmedende infaz gerçekleştirilir. Acelenin sebebi zaten bellidir, ya kendisine tecavüz edenleri söylerse birilerine.
Öyle yada böyle Hatice ve Hatice gibiler hep öldürülür, toprağa gömülür yada nehire atılır. Ceset bulunursa suçlular aranır, yakalanır hapse atılır. Bulunamazsa “ölen ölür, kalan sağlar bizimdir” derlemesiyle yaşam devam eder.

Haticeler öldürülür, öldürülür ama cenazesine bile saygı gösterilmez, kimse mezarına gelmez, mezar denilen yerde kepçeyle kazılmış bir çukurdur zaten.
Gerekte yoktur mezara, o belki hiç yaşamamıştır, o belki vardır ama gerçekte yoktur, nüfus kayıtlarında zaten ismine rastlanmaz onun. “Yaşar ne yaşar ne yaşamaz” hikayesine benzer onun yaşamı.

SUÇLU KİM?

Hatice’lerin doğumundan ölümüne kadar suçlu yada suçlular kim :
1- Suç, Evleneceği kadını sadece kendisine hizmet etsin ve cinsel isteklerini yerine getirsin diye seçen damat adayındamı, yoksa eli ayağı düzgün, mali durumu iyi bir koca bulayımda geleceğim garanti altında olsun diyen gelin adayındamı?

2- Suç, nasıl yetiştireceğini düşünmeden, sırf çocuk hasretini gidermek için yada çok çocuk büyüyünce çok kuvvet, güç getirir diyen babadamı, anadamı?

3- Suç, Kız çocuğu doğunca hastane kapısında suratı asarak başını eğen babadamı, yada kızına anne olmaktan başka şans tanımayan, “Cennet annelerin ayağı atındadır” hikayesiyle onu şartlandıran anadamı?

4- Suç, erkek çocuklarını okutup onları meslek sahibi yapmak için uğraşırken, kız çocuklarına sıra gelince, kız çocuğu okuyupta ne yapacak meslek onların nesine, evlensin çoluk çocuğa kavuşsun diyen anada, babada yada aile büyüklerindemi?

5- Suç, “ilköğretim mecburidir” diye kanun çıkarıp, mecburiyete uymayanlara, yaptırım uygulamayan yöneticilerdemi, yaptırım için kanun çıkarmayan siyasetçilerdemi, sen okutmazsan elinden alır ben okuturum diyemiyen devlettemi?

6- Suç, Yasak ve caydırıcı cezası olduğu halde 12 yaşını geçen kız çocuklarını reşit olmadan kocaya veren ailedemi, onları “İmam nikahı” safsatasıyle eş olarak kabul eden insanlık fakiri kocadamı, anlı şanlı düğünlerle evlendirilen bu çocukları görüpte ihbar etmeyenlerdemi, sağır sultanın duyduğu bu olayları görmedim, duymadım diyen asayiş kuvvetlerindemi, yada duyduğu halde şikayetçi yok diye dava açmayan savcıdamı?

7- Suç, Koca şiddetine dayanamayıp baba evine dönen çocuk yaştaki kadını cinsel obje olarak gören, en yakınından en uzak akrabasına kadar, onu koruyacakları yerde tecavüz eden mağara adamlarındamı?

8- Suç, Tecavüze uğradığı belli olan kadının infazı için karar alan, içlerinde tecavüzcülerinde bulunduğu aile meclisindemi, bu kararı duyupta ihbar etmeyen vijdansız anadamı, ninedemi, kızkardeştemi yada yetişkin gençlerdemi?

9- Suç, Tecavüz edenleri değilde, zorla tecavüze uğrayan masum bir kadını, gözüne baka baka ölüme gönderen öz ve öz gözü kanlı dede mi, onu elleriyle boğup suya atan insanlıktan bihaber amcalardamı?

10- Suç, sadece yakalanan ve bizzat ölüme karışan kişileri cezaevine atarken, cinayetin olacağını önceden bildiği halde ihbar etmeyen, cinayet sonrası ise yine sessizliğini koruyan, bu yüzden cinayete yataklık eden yada bildiği halde susan kişileri içeri atmayan yargıdamı?

YOKSA SUÇ “Benim halkım geleneklerine bağlıdır, gelenekleriyle yaşar ve yaşıyacaktır” diyen OY AVCISI ve İKTİDAR HIRSI içinde kıvranan, kendilerini MUHAFAZAKAR OLARAK TANITAN SİYASETÇİLER demi?

Asıl suçlu kimdir diyecek olursak, asıl suçlu ben, sen, o, biz, siz, onlar yani hepimiz suçluyuz, bütün Türkiye halkı suçlu; “Örfüne, gelenek ve göreneklerine, töresine bağlı bir millet istiyoruz” diyen, orta çağ derebeylik sistemini ve aşiretler düzenini koruyan, kollayan, onların yok olmaması için elinden geleni esirgemeyen sağcı olarak nitelenen Muhafazakar iktidarları 60 yıldır başımızdan eksik etmediğimiz için.

Ne diyor Ünlü Şair Nazım Hikmet : Kabahatın çoğu senin canım kardeşim.

SONUÇ OLARAK ÜLKEMİZDE BİR TEK SUÇSUZ VAR, SUÇSUZLUĞUNUN CEZASINI ÇEKEN HATİCE ve HATİCELER.









Hiç yorum yok :

Yorum Gönder



BUNLARDA DİKKATİNİZİ ÇEKEBİLİR











TARİHTE BUGÜN-Hürriyet Kafe


Tarihte Bugün v.8.0
************************************

FOREX
Green Card çekilişine katılarak siz de ABD de yaşama ve çalışma imkanına kavuşabilirsiniz! ABD......
ADİL IŞIK