.

.
Bumerang - Yazarkafe


19 MAYIS

19 MAYIS

YASAK SİTELER

26.11.12

1
Tayyip Bey, Görsel Basın ve Yargı


TÜRKİYE YASAKLI BİR ÜLKEYEMİ DÖNÜŞÜYOR

Günlerden Pazar ve 2012 Kasım ayının 25 i, akşam haberlerinde, iktidarın borazan Tv kanalları Sn.Tayyip Bey!in Kütahya’daki malum seçmenlerine yaptığı söylevi veriyor, virgülüne noktasına kadar ve her zamanki gibi.
Maşallah bizim tarafsız! Görsel basınımıza, basın dediğinde böyle olur, hangi kanalı açsanız ya Sn.Tayyip Bey yada kurmayları. Aman devam edin, eskaza vermezseniz biz habersiz kalırız sonra, verecek başka haberde olmadığı için, kanal yada programlar kapanır, çalışanlarınızda işsiz kalır yazık değimli.

Unutmadan söyleyim, siz siz olun, yazılarınızda, konuşmalarınızda Devlet büyüklerimizden bahsederken isminin başına “Sayın” kelimesini koymayı unutmayın. Savcılarımızın gözü kulağı Face Book’da, Twitter’de ve Basında. Aksi takdirde 6-7 bin TL. cezaya mahkum olursunuz. Biraz daha ileri giderseniz yolunuz cezaevide olabilir.

Neymiş efendim bu cezanın nedeni : “Kamu görevlilerine hakaret etmek”. Şikayete gerek yokmuş, savcılar direk dava açarlarmış, ben bilmiyordum öğrendim, sizede önerim aklınızıda bulunsun her zaman.

Olayın ilginç tarafı ise bambaşka, ülkemizde memuru ile, amiri ile, hizmetlisi ile birkaç milyon vatandaşımız var, kimisine alenen küfür edilir, kimisinin ağzı burnu kırılır ama şikayet olmadıkça ceza alan bir kişi görmedim, duymadım, hoş şikayetçi olsada takipsizlik kararı verilir konu kapanır.

Demekki kamu görevlisi deyince, öyle sıradan memur işçi değilde, Millet vekilleri, Bakanlar ve Başbakanlar dan söz ediliyormuş, bunuda öğrenmiş olduk vede kocaman bir maşallah çekelim.
Demokrasi kelimesinin ağızlardan düşmediği ülkemizede bu yakışır doğrusu.

Biz gelelim esas konumuza :
Ne diyor Sn. Tayip Bey, öksürse alkış alacağı belli olan malum seçmenlerine, Patriot Füzeleri Suriye’ye karşı savunmak için alınmış ve sınır boyuna yerleştirilecekmiş. Akçakale’ye top mermisini atan Suriye, ya daha ileri bir saldırıda bulunursa, biz ülkemizi korumak zorundayız.

Ordumuzuda oraya yerleştiririz, uçaklarımız sınırda devriye gezer ve en sonunda da Patriot füzeleri, kimsenin söz söyleme hakkı olamaz bizim bu yaklaşımımıza vede sıralıyor gür sesiyle. Tabi arkasından Allah nidaları ve alkışlar.

Sn. Tayip Bey madem bu kadar haklı olduğundan eminsen, bırak hayatında bir kere internete girmemiş, doğru dürüst gazete sayfası açmamış temiz yürekli vatandaşlarımızı, gel fikirlerine karşı olan basını karşına al, sorularına cevap ver, hadi buna hayır dedin, benim gibi sıradan milyonlarca vatandaş var ülkemizde, onları al karşına fikirlerini savun, savun ama gelecek sorularada cevap ver.
Hemen söyleyim cevabı olmaz efendim, benim zamanım değerlidir, böyle soru cevaplarla zamanı harcıyamam diyecektir kesin.

Çünkü o karşısına, 2 kere 2 eşittir 5 dese dahi, nasıl olur Başbakanım diyemiyecek yandaş basın grubunu alır, sorulacak sorular bellidir, cevaplarıda hazırdır hep. Tabi bu tür oturumlarda borazan görsel basında dakika başı yayınlanır.

Sn.Başkanımız vede Dışişleri bakanımız vede AKP kurmayları ve borazan Tv. kanalları : Kimse kalkıp milleti uyutmaya heveslenmesin. 21 nci yüzyıl İletişim Çağında artık herkes herşeyi biliyor vede farkında.
O masumane şekilde ifade ettiğiniz ve savunma aracı olarak kullanılır dediğiniz Patriot Füzeleri, istendiğinde emsallerine nazaran kat kat fazlasıyla, etkili vurucu ve saldırı silahı olarakta kullanılır. Bu gerçeğin milletten niçin gizlendiğinide anlamış değilim doğrusu.

Suriye Sorunu :
Eğri oturup doğru konuşalım. Suriye konusunda milleti uyutmaya, kandırmaya kimse yeltenmesin. Belki bir kısım halk inanır böyle hikayelere ama, inanmayanlar, gerçeği bilenlerde az değil, milyonlarca var bu insanlardan.

Bir Suriye hiçbir zaman ülkemize karşı değil top tabanca dahi doğrultmamıştır. AKP yönetiminin kayıtsız şartsız desteklediği çapulcular ordusu, arkasını Türkiye ve Türk Ordusu’na verip, 500 metre mesafedeki kasabaya saldırırsa, oranın kuvvetleride buyur demiyecektir tabiatıyla, karşılık verecektir. 

Karşılık verincede ülkemiz topraklarına top mermiside, havan mermiside, tüfek mermiside düşecektir, bunu bilmemek aymazlık olur, bilipte bilmemezlikten gelmek vede milleti uyutmaya  kalkmak ise sadece sorumsuzluk değil, halka karşı saygısızlık olur.

Yiğidi öldür ama hakkını yeme diye bir söz vardır. Suriye yönetiminin de hakkını vermek gerek. Düşünün bir kere, paralı, parasız dünyanın çeşitli İslam ülkelerinden başta El-Kaide olmak üzere ne kadar terörist militan varsa binlercesi gelmiş ve çapulcular ordusunun başını çekiyor, önüne gelen kente saldırıyor, yakaladıklarını kesip biçiyor. 

Bunlara destek veren ülkenin ordusu sınır boyuna yerleşmiş, topuyla tüfeğiyle, füzesiyle ve kazaen düşen bir top mermisine karşılık, komşu ordu topçusu yüzlerce mermi atıyor. Buna karşılık Suriye’den bir kere olsun top atılmıyor. Korkudanmı hayır, atabilirdide ama mantıklı yönetimin yapacağını yaptı Suriye.

Acaba diyorum aynı durum ülkemize karşı yapılsaydı ne olurdu, yanıtı gayet basit, ordumuz dünyanın en büyük 4 ncü ordusudur deyip arkasında toz bırakmayan Başbakanımız sayesinde bölge kan gölüne dönerdi.

Sonuç olarak tüm ordunun teyakkuz altında tutulması, sınır boyuna yerleştirilmesi, tekerleri yere değmeyen uçaklar, birde tuzu biberi Patriot füzeleri.

Bunların bedava olmayacağını bilmeyen, bilmediği gibi öğrenmek te istemiyen, art arda gelen zamlara karşı gıkı çıkmayan ve tüm bu paraların kendi cebinden çıktığını hala anlamayan vatandaşlarımızda alkışlasın dursun sevgili Başbakanlarını.

Sn.Başbakanımızın ikinci çok önemli konusu neymiş :  

Muhteşem Yüz Yıl dizisi. Yine yaktı yıktı kesti biçti ortalığı, ne oyuncusu kaldı, ne senaristi, ne yapımcısı nede yayınlayan kanalı. Hepsini ihbar etti yargıya ve yetkili kurumlara. 
Oldu olacak izliyenleride ihbar edin olsun bitsin.

Daha doğrusu ihbar yada şikayet gibi görünüyordu ama aslında bu bir emirdi ve gereği yapılmalıydı. Yakında görürüz neticeyi, savcılar kovuşturmalar, rütükten gerekli önlemler vede yayınlayan kanalın başına gelecekler.

Neymiş efendim bizim Sultan Süleyman böyle değilmiş, at üzerinde gezermiş, ecdadımız karalanmış, saray yaşantısı öyle değilmiş ve daha nelerde neler. 

Akşam oldu yandaş basından yüzüne alıştığımız ama bıkkınlık getiren bir beyefendi, tarih bilgisi belliki üst seviyede, çıkmış borazan kanallarından birine tam destek. 

Aynı cümlelerde ondan, birde bilge efendi ekliyor, saraydaki kadınlar kızlar yani bildiğimiz cariyeler koruma altına alınan biçare insanlarmış, vay vay vay, sevsinler senin bu açıklamanı, be arkadaşım senden başka bir bilen yokmuydu şu tarihimizi, en bilgilisi sen isen yandı AKP yanlısı basın.

Bir belliki Başbakanımız bu diziyi hiç izlememiş, birileri kendisine rapor vermiş anlaşılan. Dizi başlamadan manşetlik harflerle “Bu dizideki olaylar, kişiler vs. vs. gerçekle hiç alakası yoktur” diyor, diyor ama Başbakanımız belgeselden bahsediyor. 

Süleyman Han 30 yıldır at üstündeymiş, yapmayın efendim, 30 yılda her gün savaşmı olduki at üstünde bu padişahımız. 

Dizideki gibi cinsellikte biri değilmiş bunu ima yoluyla izah ediyor ama kusura bakmayında, o cariyelerin görevi nedir sarayda, dünyada eşine rastlanmayan, enerji verici yiyecekler, içicekler meşhur mesir macunları niçin yapılıyordu, daha çok cevaplar verilebilir ama gerek görmüyorum.

Bi yanıtta akşam TV.kanalına çıkıp o "kadınlar koruma altına alınmıştır" diyen, akıllı vede tarih bilgini yandaş basın sözcüsüne : 

Hey arkadaş sen dönde biraz bu konulara vakıf milyonlara söyle o iddialarını, sende Başbakanın 2 kere 2 eşittir 5 demesine dahi doğrudur diyenlerdensin anlaşılan, ya biraz itinalı ve dikkatli konuşsan olmazmı, bilmem ne kadar milyon insan dinliyor seni, okadar salakmı sanıyosun bu halkı sen. 

Sana tavsiyem biliyorsan konuş bilmediğin konulardada ahkam kesme.
Saraydaki o "korunma amacıyla orada bulunuyorlar" dediğin kadınların, kızların; özellikle yabancı diyarlardan, gayri Müslim ülkelerden çocuk yaşta yada genç kızken çoğunlukla zorla kaçırılan, parayla satın alınan ve sadece Padişaha sunulmak üzere analarından, babalarından, kardeşlerinden koparılıp isimleri ve dinleri değiştirilen biçareler olduğunu cümle alem bilir, dünyada bilmeyen yoktur ama herkesten önce bilmesi gereken basın görevlisi bilmez. 

Yazıklar olsun vede yüzkere pes doğrusu. Açıkçası onların genel adı cariyedir ve tamamı Padişahın emrindedir, kimi eş olur kimiside gözde.

Başbakanımızın yasaklara alışkanlığı :

Sn.Başbakanımıza gelince, bana sorarsanız ne geçmişte nede günümüzde dünyada böyle ağzından çıkan her cümlenin kanunlaştığı, uygulandığı, anında yargıya taşındığı  ne bir başbakan, ne bir devlet başkanı görülmemiştir.
Bırakın Başbakanı, Devlet başkanını, halkın sosyal yaşamı üzerinde bu kadar etkili ve söz sahibi olan diktatörler, krallar ve imparatorlar bile parmakla sayılıdır.

Başbakanımızda bu tür girişimler bir alışkanlık oldu artık, önce biliyorsunuz yasaklarla başladı bu alışkanlık. 
- Sigara yasağı, öyle araştırma tartışmaya gerek yoktu, yine böyle bir mitingde “içmesinler efendim” demişti. Ertesi gün gerekli çalışmalar başladı. 

- Arkasından sıra içkiye geldi onada aynı şekilde “içki kullanmasınlar efendim” dedi ve hemen yasak mekanlar, yerler belirlenmeye başladı.


Başbakanımız imam kökenli olduğu için halkın yaşam tarzınında kendisine uyum sağlamasını istiyordu, baktıki dediği anında yerine getiriliyor, halkı kenara bıraktık artık sesi gıkı çıkmaz bir halk, o seçilmiş 326 milletvekilininde sesi çıkmıyor, karşı bir söz söylenmiyor, söyleseler bir daha o meclisi rüyalarında bile göremiyeceklerini biliyor.




Ve Başbakanımız devam ediyor, yine bir toplantıda yada mitingte:

-  “Her aile 3 çocuk sahibi olsun” diyor, bir iki çocuğu olanlar hemen üçüncüye adım atıyor.
- Ardından kürtaja el atıyor ve “kürtaj cinayettir” diyor ertesi gün kanunlar çıkıyor, yasak getiriliyor.
- Onun ardından “kadınlar normal doğum yapmalı, sezeryan yasaklanmalı” diyor ve anında oda yasaklanıyor.

Böyle her dediği anında yerine getirilirde istekler bitermi, bitmez tabi. 
- Bu sefer şahsi istekler giriyor gündeme, kime kızmış ise, kim saygısızlık etmiş ise, bunlar memur olmuş, asker olmuş, Tv. Kanalları olmuş, gazeteci olmuş önemli değil, çıkıyor ekrana “yargıya söylüyorum gereğini yapmalı” diyor ve savcılar anında baskınlar, yakalamalar insanlar tutuklu. 

Çoğu suçlarını dahi bilmez, özel mahkeme ve savcılar, inanılmaz yetkilerle donatılmış görevliler. Suçlamada çok kolay, terör örgütü ile ilişkisi var, organize ilişkiler içinde, telefonu takıldı vs. gibi
suçlamaların sonu anında tutuklanmadır artık, şansınıza kalmış, kaç sene yatacağınız belli olmaz, suçlu olmasan bile en az 5 yıl yatabilirsiniz, sonunda berat etseniz dahi. 

Özel mahkemeler kanununa da zamanında öyle maddeler eklendiki, hatalı tutuklama kararı veren mahkeme heyetine karşı hiçbir soruşturma olmaz, haksızlığa uğramış kişinin kazandığı tazminatları ise devlet ödiyecek yani biz ödiyeceğiz, oh ne ala yargı düzeni, kes, as , biç ne yaparsan yap sorgulama yok. Emir Başbakandan yerine getirmek onlardan.

- Daha bitmedi istekleri Başbakanımızın istekleri, "görünür meydanlara cami yapılsın" dedi, anında belediye meclisleri aldılar kararı. İstanbul’un Çamlıca tepesine milyarlar harcanarak cami yapılmasına başlandı, parasınıda bir dernek üstlendi, nerden nasıl buldu bukadar parayı orası hiç bilinmez. 

- Oda yetmedi yine belediye meclis kararı ile İlçe Belediyesi ve halkı karşı geldiği halde, Kadıköy’deki büyük bir parkın ortasına cami yapılma girişimi başladı, kaç kişi gidip namaz kılacak kimse sormaz. Başbakan istediya yeter o, akan sular durur.

- Bitmedi yüce hünkarımızın iskleri, bitecek gibide değil zaten. Yine bir meydanda “ben dindar gençlik istiyorum” dedi, ertesi gün çalışmalar başladı, ilk öğretim 4+4+4 yıl parçalı bir ucubeye dönüştürülüverdi. 
Amaç belliydi, memlekete bol bol imam yetiştirmek(çok gerekliya), minik çocukların beyinlerini uyuşturmak, kaderci, tevekkül sahibi gençlik yetiştirmek için onları kuran kurslarına yönlendirmek.

Aman dikkat edin sn.Başbakanımız, imamlar yetişsin, dindar ve kaderci gençlik çoğalsın ama ilim adamı, çağdaş bilime ışık tutacak kişi yetişmesin, olurya eskaza bunlar çoğalırsa, dilediğin gibi hareket edemezsin.
En son sıra geldi TV. Dizilerine konuyu biliyorsunuz, gülermisin, ağlarmısın cinsinden. İlerde daha neler gelecek gündemimize vede uygulanacak Allah bilir.
Bir makalemde yine yazmıştım, heryerde de söylerim “yasaklar arkasından yasakları getirir" demiştim  iddiamda da haklıymışım demekki.

Sağolsun halkımız, yönetim ne yaparsa yapsın, beterin beteri vardır safsatasıyle gıkını çıkarmaz, her şeye peki der ve bizede :
Yürü be Başbakanım kim tutar seni demek düşer.

DİP NOT : 
AKP. ne Ve BAŞKANINA DİYECEK HİÇ BİR SÖZÜMÜZ YOK, SÖYLEMEYEDE ZATEN HAKKIMIZ YOK.
AKP de YÜRÜYECEKTİR , KİMSE ONLARI TUTAMAYACAKTIR, ÇÜNKÜ KENDİLERİ İSTESEDE KARŞILARINDA İKTİDARA TALİP PARTİ YOK.

Tek bir umudumuz vardı, yıllarca ana muhalefet partisi olarak mecliste boy gösteren CHP. Başkanı değişmiş isede zihniyet değişmediği için ondanda umudumuz kesildi.

Bir türlü anlatamadık, siz hala ekonomide “Devletçilik” politikasını izlerseniz, “Özel sektörü destekleriz” cümlesinin arkasına “ama” kelimesini getirirseniz, içinde bulunduğunuz Kapitalist dünyada, iktidar olamazsınız, olsanız dahi anında düşürülürsünüz. Bunu idrak edin artık, çıkarın at gözlüklerini, gerçekleri görün.
Size bir şartla hak verebiliriz : 
Olabiliyormusuz bir Kuzey Kore, bir Küba yada Venezuella vede değiştirebilirseniz ekonomik sistemi kökten ozaman meydan sizin.

AKP Yöneticilerinede bir çift sözümüz olacak:
Liberal ekonomi sistemini tam olarak uygulayan ve özel sektörün önünü açan ve onlara kolaylıklar sağlayan AKP iktidarı sayesinde yapılan yatırımları, eserleri görüyoruz ve bunlar size artı getiriyor.

Ancak Başbakanın nedeni bilinmez ikidebir, sosyal yaşama ve kişilerin özel yaşamına direkt müdahale edercesine çıkışlarda bulunması,  dindar oyların tamamını almak için aşırı dindar kararlara imza atması ve milliyetçi oylara yönelik çalışmalar için aşırı milliyetçi tutum takınması, ne yazıkki bu artıları silip yokediyor.
Açıkçası bu gidişat partinizi, tüm görüşleri içine alan merkez parti politikasından çıkıp uç parti hüviyetine doğru yönlendiriyor. Uç partilerin oy potansiyeli zaten bellidir. Söylemesi bizden.






1 yorum :

  1. Tayyip beye destek Abdulhamid'in torunu Orhan efendiden geldi. Sanırım ondan öğrendi sarayın haremini. Oda öyle diyor, Kanuni hep savaştaymış, öyle dizideki gibi cinsellikle pek alakası yokmuş, haremdeki cariyeler padişaha sunulmazmış, mış mış. Ya bunlar bizi salakmı sandı dersiniz. Tamam dedenin dedelerini savun ama doğru söyle. Cariyeler tamam evlendirilir ama kusura bakmada orhan efendi, padişah istediği cariyeyi yatağına alır, isterse devamlı alır isterse bidaha almaz evlendirirler. Açıkçası padişahın gözdeleridir bunlar, atıp tutma boşyere.
    İkinci konu cami yapmışlar külliye yapmışlar, hamam yapmışlar, bi soru ornacığıma. Bunların Anadolu halkının refahına ne katkıda bulunduğunu söylermi acaba, o biçareler bin sene önce kullandığı ağaçtan yapılma tahta kara sabanı hala kullanır, saraydakiiler refah içinde yaşarken, versin bi cevap bakalım. Bulmuş karşısında cahil spikeri söyle dur. Spikerde kızmasın cahil değilse sorularını doğru dürüst sorardı, demekki oda bilmiyor. Bilipte sormuyorsa daha büyük hata, milleti kandırıyor.

    YanıtlaSil



BUNLARDA DİKKATİNİZİ ÇEKEBİLİR











TARİHTE BUGÜN-Hürriyet Kafe


Tarihte Bugün v.8.0
************************************

FOREX
Green Card çekilişine katılarak siz de ABD de yaşama ve çalışma imkanına kavuşabilirsiniz! ABD......
ADİL IŞIK