.

.
Bumerang - Yazarkafe


19 MAYIS

19 MAYIS

YASAK SİTELER

13.11.12

0

Mardin’li Yeşilaycı Lütfü Efendi




MECZUPLAR YER ve ORTAM UYGUNSA ORTAYA ÇIKARLAR
Yeniden güncellendi.Ocak.2014

Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 74 ncü ölüm yıldönümünü anmak için, yurdun dört bir köşesinde büyük ve coşkulu gösteriler, törenler yapıldı. 
Ulusal ve  yerel TV kanallarında açık oturumlar düzenlendi, Ata’mızın devrimleri konuşuldu, sevdiği şarkılar, türküler söylendi. 

Yazılı basında, internet sayfalarında O’nun, Türk Halkının çağdaş uygarlık düzeyine yükselmesi için ne kadar büyük çaba gösterdiği, gelenek adı altında halkımıza adeta şırıngayla aşılanan, ne kadar beyin uyuşturucu, düşünceyi engelleyen, birey olma özelliğini yok sayan, arap kültür emperyalizmine has örf ve adetleri varsa hapsini ortadan kaldırdığı, kurduğu modern Türkiye Cumhuriyeti’ni Türk Halkı’na emanet ettiği, köşe yazılarında, manşetlerde yazıldı çizildi.
Herne kadar iktidar partisi içinde bazıları bu güzel anma törenlerine karşı isteksiz davranmış olsalarda, halkımız layıkıyle andı Ata’mızı şevkle, coşkuyla.

Konu konuyu açar derlerya, benimde 
aklıma şu geldi doğrusu : 
Acaba ülkemiz, Ata’mızın hayal ettiği ve gerçekleştirmeye çalıştığı çağdaş uygarlık düzeyindemi yada bu seviyeye ulaşmak için yönetimlerinde ve halkında bir çaba görülüyormu? 
Gönül isterdiki evet diyelim ama, ne yazıkki diyemiceğim. 
Bırakın istenen seviyeye yükselmeyi, özellikle son yıllarda ibre tersine döndü ve hızla geriye doğru gitmekte. 

Devrim kanunları ile yasaklanan ve Yüce Ata’mızın “ Efendiler ve Ey Millet, bilinizki Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler ve meczuplar memleketi olamaz” “Ölülerden medet ummak, medeni bir cemiyet için lekedir” diye işaret ettiği şeyhlik, dervişlik, müritlik, büyücülük ve benzeri unvanlar ad ve eylem olarak tekrar ortaya çıkmış; türbeler, tekkeler, zaviyeler açılmış; tarikatlar ise cemiyet ve vakıf adı altında faaliyetlerine devam etmeye başlamıştır.

1950 Yılından itibaren demokrasi adına sistematik bir şekilde süre gelen uygulamalar sonucu, günümüzde amaca ulaşılmış, yasaklanan tüm unvan ve eylemler, kanunlar kaldırılmadığı halde fiilen ortadan kalkmıştır.

Erzican C.Baş Savcısı İlhan 
Hatta eylemler öyle aşırılığa varmıştırki, bir ilimizde devrim kanunlarına aykırı eylemde bulunduğu tesbit edilen kişiler hakkında, o İlin Cumhuriyet Baş Savcısı tarafından açılan soruşturmaya karşın sanık konumunda olan kişiler “Sarıklarımızla uğraşmayın, sonunuz iyi olmaz” diye tehditkar davranışlarda bulunmuş ve sonuçta ne acıdırki dedikleri olmuş, soruşturmayı açan Türkiye Cumhuriyeti’nin bir Baş Savcısı hakkında, iktidar kontrolündeki Özel Yetkili Mahkemelerce tutuklama kararı çıkarılmış ve adı geçen Baş Savcı makamında görev başında iken, yine özel yetkili savcılar tarafından derdest edilerek tutuklanmıştır.

Aslına bakarsanız bu tür acı örneklerin ülkemizde meydana gelmesi doğal karşılanmalıdır.
Şöyleki toplam 6 milyona yakın üyesi bulunan dini cemaat ve vakıfların faaliyet gösterdiği, hemen hemen iktidara gelen tüm dini referanslı yada muhafazakar partilerin seçimlerden önce onlardan icazet aldığı bir ülkede başka ne beklenebilirki.

Sayfa başında bahsettiğimiz meczuplar, ucubelerde böyle bir ortamı beklerler her zaman. 
Bu orta çağdan kalma örümcek beyinliler fırsatını bulduklarında da ortaya çıkarlar, bazıları kanun hukuk tanımadan eylemlere girişir, bazıları ise sinek küçüktür ama mide bulandırır cinsinden alimane kelamda bulunurlar. 

Örnekleri okadar çokturki bunların :
- Geçmişe bir göz atacak olursak, İstanbulun göbeğinde oruç tutmuyor diye bir gencin dövülerek öldürülmesi, 
- Erzurum’da ramazan günü sigara içiyor diye genç bir bayanın sokak çapulcuları tarafından dövülmesi ki mert olarak lanse edilen Erzurum’lu hiçbir beyfendininde bu olaya müdahalede bulunmaması, 

- Samsun’da bir park bankında sohbet eden kız erkek iki gence, öyle samimi şekilde oturmayın burada, terbiyenizi takının diye ikazda bulunup onları parktan kovan belediye zabıtalar hakkında hiç bir soruşturma açılmaması ve birçok buna benzer, uygar ülkelerde olmaması gereken olaylar.

- Ve Mardin'deki Üniversite Düşmanı, Ahlak Bekçisi Yeşiyaycı Lütfü Günlüoğlu :

- Ve en sonunda da bulunduğu göreve yakışmayacak birisinin, Yeşilay gibi saygın bir cemiyetin Mardin Şubesi Başkanımıdır, temsilcisimidir bilinmez, insanlara pes dedirtecek saçma sapan beyanatları ve bu beyanatlarınıda yüzü kızarmadan basın temsilcilerine karşı vermesi.

Üstüne üslük olayda, aynı yörede Dost-Der. adında bir derneğin Bşk.Yr. olacak şahıs Mehmet Arasan’da desteklemiş bu alim zatı, daha bitmedi Mardin Artuklu Üniversitesi’den birkaç kız öğrencide bu malum şahsa destek veriyor.
Ne diyelim hayırlı uğurlu olsun memleketimize, milletimize bu genç kızlarımız, bu derneklerimiz ve saygın bir cemiyetin temsilcisi.

Bu orta çağ beyniyle yeni çağda meşhur olmak isteyen cüretkar kişi kim diyorsanız açıklıyalım.

Üniversitesi bulunan tüm illerdeki gençler arasında görünen hayasızlık ve ahlak dışı manzaraların, Mardin’de görülmesini önlemek için kan ter içinde kalan, çırpınan, kendisini memleketin ahlak bekçisi sanan bilge insan, Yeşilay Cemiyeti’nin Mardin’deki görevli elemanı Lütfü Günlüoğlu.

Özetle ne diyor, memleketin ahlak düzeyinde ve anlayışında söz sahibi olan ve düzenlemek görevinin kendisine verildiğini söyliyen zatı şahaneleri :
Efendim Mardin’e Üniversite gelmiş, beraberinde de üniversiteli gençlerin ahlaksızca ve hayasızca davranışları yüzünden ahlaksızlık getirmiş, bu yüzden yerli gençlerinde ahlakı bozulacakmış, zina ve fuhuş olayları yörede çoğalacakmış. 



Mardin İli yerli gençleri İstanbul, Ankara, İzmir ve Üniversitesi bulunan diğer illerin gençliği gibi olacakmış, ahlaksızca ve hayasızca davranışlara alışacaklarmış vede arkasından fuhuş patlak verecekmiş. Vay vay vay.
Bay bilmiş sonrasında da tüm yetkilileri göreve çağırıyor bunun önlenmesi için gerekli önlemlerin bir an önce alınmasını istiyor, önlem alınmazsa hiç kimse bu işin hesabını veremez, bu vebalin altından kalkamaz diyor.

Çok kültürlü vede ileri görüşlü olduğunu duyduğumuz Mardin Halkı senin bu beyanatın karşısında ne tavır alır, ne yapar, ne yapmaz bilemem ama, sen böyle bir beyanatı benim bulunduğum batı bölgesindeki herhangi bir ilde vermiş olsaydın, ya bu kişi delirmiş diye ihbarda bulunurlardı yada arkana teneke bağlayıp sokaklarda dolaştırırlardı.

Ha şayet, benim yaşadığım ilin halkıda benim görüşümdedir, beni destekler ben bundan eminim dersen, ozaman bağırıp çağırmaya, diğer illerlide karalamaya hiç gerek kalmaz, çözüm çok kolay olur.
Açarsın bir imza kampanyası, toplarsın imzaları, baktın çoğunluk senin fikrine evet diyor, imzalı belgeleri alır gider TBMM Başkanlığına teslim edersin, Üniversite isteyen okadar çok il varki, alırlar Mardin’den götürür onlara verirler, sende kurtulursun, halkda kurtulur bu aklaksızlık ve fuhuş derdinden olur biter.

Tarih bilgin nasıldır, araştırma merakın varmıdır tabi bilemeyiz ama, senin bu beyanatın, 1400 yılları Rönesans öncesi Avrupa Kilise papazlarının, ahlaksızlık konusu üzerine verdikleri tehditkar bildirilerine benziyor biraz.

Sn.Günlüoğlu, Üniversite gençlerinin, parklarda, caddelerde elele, kolkola dolaşmalarını, gülüşüp eğlenmelerini yada birbirleriyle flört etmelerini ahlaksızlık olarak niteliyebiliyorsa, kendisine ve ona destek veren dernek yada kişilere birkaç sorum olacak :

Buyurun Dünyada eşine az rastlanır Ahlaksızlık Örnekleri :

- Geçmiş günlerde N.Ç. adlı küçük kız çocuğuna onlarca aklı başında sapık tecavüz edip, ellerini kollarını sallıyarak Mardin sokaklarında dolaşırken siz neredeydiniz. Bu olay ahlaksızlık değilmiydi?
O biçare kız çocuğu, çağdaş dernek ve kuruluşların girişimiyle rehabilite edildi ve şu an Hukuk öğrencisi. Bu dernekler yardım elini uzatmasalardı, sanırım namus safsatası ileri sürülerek bu gün Dicle sularında kaybolacaktı.



- 12-13 Yaşına gelmiş kız çocukların bluğ yaşına gelmiştir, evlenmesinde sakınca yoktur uydurma safsatasıyle, okutmak yerine dedesi yerindeki adamlara para karşılığı kuma olarak verilmesi çokmu ahlaki bir olaydır sizce, hiç sesiniz çıkmaz.


- Öz kuzenleri tarafından zorla ırzına geçilince, kuzenlere sesi çıkmayan alçak dedenin emriyle yine aynı tecavüzcülerin babaları, kızın öz alçak vede şerefsiz amcaları tarafından öldürülerek Dicle'ye atılan, sonrada cenazesine kimsenin sahip çıkmadığı Hatice olayında siz nerdeydiniz, ey namus düşkünü Lütfü efendi olacak yaratık? 

- Aile içi tacizde hamile kalan kız çocuklar, kimse duymasın diye diri diri toprağa gömülürken, ülke dışındamıydınız ey dürüst! adam Lütfü efendi hazretleri? 


- Tecavüz edilen bir kız çocuğuna yardım edilmesi gerekirken, namusu gitti diye ölüm fermanı kesilirken  neden sustunuz.
Bu saydıklarım ve daha onlarcası olay yanıbaşınızda meydana gelirken, bir kere olsun ortaya çıkıpta olmaz böyle şey dedinizmi?

Sonuç olarak ahlak, namus ve benzeri kavramları  seksle ilişkilendirip, sadece kadınlara endeksliyen ortaçağ zihniyetli kişilerin, grupların yada toplumun, bilmedikleri bir kavram hakkında ahkam kesmeleri abesle iştigalden başka bir şey değildir. Önce öğreniceksiniz sonra fetva vermeye kalkışacaksınız.


ETİKETLER :  MECZUPLAR  YEŞİLAYCI MÜTFÜ  ATATÜRK DEVRİMLERİ  ERZİNCAN BAŞ SAVCISI  ÇOCUK GELİNLER  MARDİNLİ NÇ. MARDİN ÜNİVERSİTE  AHLAK VE ÖĞRENCİLER  AHLAK BEKÇİLİĞİ  SAMSUN DA PARKTA OTURAN KIZ-ERKEK 





Bizi Takip Edin

Share

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder



BUNLARDA DİKKATİNİZİ ÇEKEBİLİR











TARİHTE BUGÜN-Hürriyet Kafe


Tarihte Bugün v.8.0
************************************

FOREX
Green Card çekilişine katılarak siz de ABD de yaşama ve çalışma imkanına kavuşabilirsiniz! ABD......
ADİL IŞIK