.

.
Bumerang - Yazarkafe


19 MAYIS

19 MAYIS

YASAK SİTELER

1.11.12

2

Kayıp Emel Kılıç Hala Bulunamadı



SAMSUN’da KAYBOLAN EMEL KILIÇ 9 AYDIR BULUNAMADI

YILLARDIR UZAK KALDIĞIM TOPRAĞIM SAMSUN HALKI, ER GEÇ BU BİÇARE KADINI BULACAKTIR, BULUNMASINA ÖNAYAK OLACAKTIR EMİNİM.
GURBET ELLERDE HER ZAMAN GURURLA İSMİNİ YADETTİĞİM
KARADENİZ’e HAS MERTLİĞİ, DÜRÜSTLÜĞÜ, CESARETİ VE MERHAMETLİĞİ İLE TANINAN HEMŞERİLERİM  BU OLAYI ÇÖZECEK ve HİÇ KİMSEDEN ÇEKİNMEDİĞİNİ, KORKMADIĞINI KANITLAYACAKTIR.

*****************************************

Güncelleme Tarihi : 26.08.2013
Sitemizin olağan güncellemisini yaparken, sıra Samsun'da kaçırılan Emel Kılıç'ın olayı ile ilgili şu an izlediğimiz sayfaya gelmişti.
Sayfanın tanzim tarihine baktım 1.11.2012, Emel'in kaçırılış tarihi ise Mart.2012. Tam olarak 17 ay geçmiş ve nerde bu Emel Hanım diye merak ettim doğrusu. 

Demekki bulunamamış sevgili Samsun'lu hemşerilerim tüm gayretlerine rağmen. Zaten bulunursa ölüsü yada dirisi süpriz olur bu satten sonra. Tüm Türkiye'nin topraklarını kazacak değillerya. 

Öyle bir ceza kanunumuz varki, bırakın güçsüzü korumayı, onun can güvenliğini teminat altına almayı, adeta güçlünün, egemenin yanında destek bölüğü gibi. Sanki İsviçre'de sandılar kendilerini bu kanunu yapanlar vede oylayanlar.

Bilmezlermiki her gün savunmasız bir kadının bıçaklandığı, darp edildiğini, bilmezlermiki gün aşırı kafası atan megalomanların önüne geleni yada sinirlendiği yine savunmasız birilerini kurşun yağmuruna tuttuğunu, kolu kuvvetli birazda azman yapılıysa yan bakanı bir yumrukta devirdiğini, bilirler, pekala bizden ala bilirlerde, onlarda güçlü olduklarından vede çok iyi korunduklarından hatta ölünceye kadar korunacaklarını çok iyi bildiklerinden, korunmasız, güçsüz, savunmasız insanları korumak akıllarına dahi gelmez.

Gerçi, Mısır'daki olaylara atfen "Ey batılılar Kanada'daki fok ları koruyacağınıza" diyebilen bir Başbakan ile "Okyanusta ağa yakalanmış balinalarla uğraşacağınıza" diyen bir TBMM Başkanı ve kendileri gibi düşünen, aynı partiden olan milletvekillerinin çoğunlukta olduğu bir Millet Meclisinden savunmasızları destekliyecek bir kanunun çıkması abesle iştigal olur. 

Henüz doğru dürüst dedektiflik kanununu çıkarmadan, böyle bir kanunu çıkarırsan olacağı budur ve katiller cenneti olmuş bir Türkiye.

Bu durum çıkardıkları Hayvanları Koruma kanunundan belli oluyor zaten. Kimsesiz hayvanları koruyorlarmı, itlafmı ediyorlar, yada insanları sesleri ile rahatsız etmesin diye toplatılıp ormanlaramı salınıyor bilinmez.

Sonuç ta güçlüysen vur, öldür, sonrada ıssız bir yerde kaz bi çukur göm toprağa tamamdır, sen sağ ben selamet, ne şehit oldu ne gazi misali. Arkasından da palavraları eksik olmayan, biz halkımız için varız diyen iktidarlar manzumesi. Sevsinler böyle halk yanında olmayı.

Hal böyle iken Samsun'lu Emel'in bulunmasıda pek mümkün görülmüyor, bulunmayıncada kayıp dosyası, kayıplar ofisinin raflarında tozlanmaya mahkum kalıyor. Taki katil yada yardımcıları insafa gelerek, vijdan azabına dayanamayıp suçlarını itiraf edinceye kadar.

İçler acısı bir ülke, kanun karşısında eli kolu bağlı kalmış bir kolluk kuvveti, gördüğünü, bildiğini söylemekten imtina eden gölgesinden korkan insan kılığında insancıklar ve sırra kadem basmış bir sürü insan, ölümü dirimi kimse bilmez.

Samsunlu Hemşerilerime gelince :
Sanırım bundan sonra o güzelim cümleleri kuramıyacağım, daha doğrusu kurmaya yüzüm kalmadı gibi. Kimse çıkıpta görmemişlerdir, duymamışlardır demesin, bizleride, kendilerinide kandırmaya çalışmasın. 
Bu kadıncağız resmen kaçırıldı, kocası yada başkası tarafından vede görenler çok oldu. Kusura bakmayın ama dağ başından kaçırılmıyor bu insan, hemde güpe gündüz, Samsun'un en güzel semtinden. Ama ne yazikki birinin gördüm dediği görünen kişi hayır diyebiliyor, neden korkuyor neden çekiniyor bilinmez. 

Olaya tanık olupta söylemekten çekinenler için iki seçenek kalıyor :
1- Ya kaçırma eylemine yardım etmiştir yada birlikte eylemi gerçekleştirmiştir.( Alçaklığın ve adiliğin en büyüğü derim ben buna. Savunmasız bir kadına kaçırmak, kaçırıp yokolmasına neden olmak. Bu tiplere insan demek insana hakaretten başka bir şey olamaz. Böylelerine sadece halk tabiriyle ne idüğü belirsiz yaratıklar denir.)

2- Kaçırıldığını görüpte yada gerçek ağızdan duyupda hiç bir neden olmadan söylemeyen, bir insanın yok olmasına rahatlıkla göz yumabilen, vijdanı sızlamadan rahat uyuyan biri ise ona insan demek için düşünürüm biraz.

3- Görüp yada duyup ta yapanlardan çekinerek söyliyemiyorsa ki Emil'in eşinin Kırşehir'den gelip Samsun'a yerleşmiş, iri yapılı, boksör sporu ile uğraşmış çevresinde çekinilir bir tip ve korkusuz olduğu söyleniyor. Diğer yanı beni ilgilendirmez ama korkusuz olması takdire şayandır, ona bir şey diyemem, diyemem ama bu korkusuz adamdan korkan Samsun'lu yada Karadeniz'li varsa onada ne denileceğini hemşerilerim düşünsün.

4- Son olarak söylememe nedeni, Karı-koca arasına girilmez, namus meselesi gibi saçma sapan ve orta çağ zihniyetine bağlı ise vede sonu cinayete kadar gidebilecek bu tür olaylarda susulabiliyorsa, söyliyecek söz bulamıyorum, sadece yazıklar olsun derim, bu cehalete, bu bağnazlığa, bu gericiliğe ve düne göre ileri seviyede olacağı yerde kat kat geriye gitmeyi, bu iletişim çağında kendilerine reva gören vede rahatlıkla sindirebilen sevgili hemşerilerime.

Ülkemizde ufak çapta arap kültürüne evet diyecek, Somali'leşen, Sudan'laşan, nerede geri kalmış, orta çağı yaşayan İslam ülkesi varsa onları örnek alacak,  birkaç yöremizde vardır böyle insanlarımız derken, bu tür geriye doğru yönelişlere Karadeniz'in incisi güzelim Samsun'da ortak olduysa vay halimize demekten başka çaremiz kalmıyor artık.

Ortadoğunun güneşi iken hatta tüm ortadoğu ve yakın asya ülkelerinin imrenerek izlediği ve örnek aldığı Türkiye Cumhuriyeti'ni son zamanlarda, resmen Ortadoğu'laştıran, hatta araplaştıran, batının izni dışında hiç bir çıkarımız olmadığı halde, Türk Ordusu'nu, devletine karşı isyan bayrağını çekmiş teröristlerin yanında savaşa sokmaktan çekinmeyen iktidar ile onları hala orada tutmaya yemin etmiş seçmenlerin, gelecek kuşağa ne cevap vereceklerini tarih gösterecektir.

Güncellemenin son cümlesi olarak, TV.kanallarına çıkıpta savaşa bizde katılacağız diyen, dökülecek kanların hesabını yapmaktan aciz bir Dışişleri bakanı ile ona destek veren tüm AKP lilere derimki, bizi hiç ilgilendirmeyen bir savaşa katılmaya niyetiniz varsa önce kendi çocuklarınızı ön safta gönderin, gönderinki samimiyetinize itimat edelim.

Kusura bakmasın bu zevat, iyiki çocuğum yokmuş, olsa inanın orduyu karşıma getirseniz göndermezdim onu, sizin gibiler istiyor diye savaşı, anladınızmı beyler.

*********************************************

Bu gün yine 3 çocuk annesi Emel Kılıç(33) olayı, Türkiye’nin Reality Show program sunucusu Leydi Dedektif Müge Anlı’nın gündemindeydi.
Bu ve buna benzer kayıp yada çözümlenememiş cinayet dosyalarının aydınlanmasında büyük başarılara imza atan Müge Anlı ve ekibinin programına katılan Emel Kılıç’ın(38), iki gözü kan çanağına dönmüş ablası Emel Kaya isyan ediyordu bu adaletsizliğe ve vurdum duymazlığa.

Üstelik 9 aydır ne ölüsü nede dirisi bulunamayan kardeşinin dosyası, cinayet masasından alınarak kayıplar masasına verilmişti.

Emniyet birimlerini suçluyor, olayı görüpte gizliyenlere veryansın ediyordu.
Haklıydı Emel Hanım, kanı biricik kardeşi yoktu ortada, buharlaşıp uçmadı ya, yaşasa şimdiye kadar çıkardı ortaya, beklide öldürülmüştü ve gömülmüştü biryerlere.

Bir CMUK(Ceza Muhakemeleri Usul Kanunu) sayesinde ülkemiz neredeyse katiller cenneti haline geldi artık. Delilden suça doğru ilkesi çok yerinde bir uygulama ama, bir İsviçre değil Türkiye, neticede Orta Doğu ülkesi. 

Namusmuş, kandavasıymış ve benzeri safsatalarla sokaklar kan gölüne döndü nerdeyse. Öldür, yoket tamamdır, ceset bulununcaya kadar ben öldürdüm desende serbestsin ikinci mahkemede ben öldürmedim dediğin an.
Böyle uygulamalar oldukça daha çok Emeller, Aliler, Fatmalar buharlaşıp uçarlar, örnekler okadar çokki.
Bir türlü öğrenemedik Devlet olarak da birey olarakda aynaya bakmasını.

Olayı takip edenler bilirler. 
Samsun merkez İlkadım İlçesi Yaşar Doğu Mahallesinde ikamet etmektedir Emel ve Muzaffer Kılıç ailesi. Emel Hanım iş buldukça çalışmayı seven, çocuklarına düşkün bir kadın, Eşi Muzaffer ise basından öğrendiğimize göre sabit bir işi olmayan, İç Anadolu’nun bir kentinden gelerek Samsun’a yerleşmiş, boksör lakaplı, sokak kabadayılığına sevdalı, şiddet meraklısı, kendi gölgesinden korkan insanların çekindiği bir tip.

Olay tarihinden 5 ay kadar önce, Emel Hanım eşinden gelen ve bir türlü sona ermeyen şiddet dolayısıyle boşanmak üzere eşini mahkemeye verir ve akrabalarının yardımı ile dayayıp döşettiği ayrı bir eve taşınır aynı zamanda da iş bularak çalışmaya başlar.

Başlarda külhanbeyi eşi bir türlü rahat bırakmaz Emel Hanımı. Emniyete yaptığı şikayetlerde, mahkemece verilen 50 m.lik yaklaşmama cezasıda durduramaz yürekli adam! Muzaffer’i ve fırsat buldukçada taciz etmeye devam eder Emel Hanımı. Yapılan şikayetler sonucunda Polisce gözaltına alınmış isede, Savcılıkca serbest bırakılır bu kabadayı.

Bu durumdan iyice bunalan ve vatandaşı olduğu, güvenmesi gerektiği Devlet’inden de bir yardım ve koruma gelmiyeceğini anlayan Emel Hanım son olarak bir umutla Savcılığa dilekçe verir ve neredeyse yalvarırcasına “hala bir önlem almazsanız artık mezarıma gelip yasin okursunuz” diyerek korunmaya alınmasını talep eder ama ne yazıkkı hiçbir işlem yapılmaz.

Devlet’in bu umursamazlığını çok iyi bilen, kadına karşı kuvvet gösterisini kahramanlık ve erkeklik sayan örnek meczuplardan biri olan Muzaffer, bir fırsatını bulur ve Mart-2012 ayı içerisinde Boşanma davasının görüleceği duruşmaya 3 gün kala Emel Hanımı kaçırır.

Görgü tanıklarının, ayağında terlikle Emel Hanımın zorla taksiye bindirildiği,  müdahale etmek istiyenlerede Muzaffer’in “ Kendisi eşimdir, namus meselesi” diye karşılık verildiği şeklinde ifadelerine ve kullanılan ticari taksinin bulunmasına karşın, olay tamamen açıklığa kavuştuğu halde ne acıdırki kahramanımızın! “Benim haberim yok, kendisi kaçmıştır” diye ifade vermesi serbest kalması için yeterli olmuştur.

Polisin eli bağlı, yargı bir şey yapamıyor, kadıncaığızı öldürüp toprağa gömdüyse yada ayağına taş bağlayıp denize attıysa yine  ifadesi alınıp serbest bırakılacaktır. Ceset bulunsa dahi sadece “Haberim yok” diye ifade vermesi yine serbest kalması için yeterli olacaktır.

Oh ne ala memleket, kes, biç, öldür, yak yada toprağa göm, hiç korkma sana bir şey yapamazlar, nasıl olsa CMUK seninle.

Oysaki ceza kanunları, masumu korumak, suçluyu cezalandırmak, suç işlemede caydırıcılığı temin için vardır, suçluyu korumak, sorumsuz kişileri suça teşvik için değil.
Kanun yapıcılar sanırım Türk toplumunun eğitim ve sosyal yaşam gelişmişlik düzeyini akıllarına getirmemişler bu kanunu hazırlarken.

DİP NOT : Türkiye nüfusunun yarısı kadınlarımız, dolayısıylede seçmenlerin yarısınıda onlar teşkil ediyor. 

Buna rağmen Ulu Önder Atatürk’ün kendilerine verdiği ki, dünya halkına daha sonraları yavaş yavaş verilen hakları bir türlü kabullenemediği ve koruyamadığı gibi, erkek egemen toplumumuzda, bu hakları tamamen ortadan kaldıracak partilerin iktidara gelmesine yardımcı olduklarından bihaberler.

Ezilen, ikinci sınıf vatandaş yerine konulan, şiddetin her türlüsüne maruz bırakılan, dövülen, sövülen, bıçaklanan ve hatta namus saçmalığı sebeb gösterilerek öldürülen köylüsüyle, kentlisiyle siz kadınlarımıza bir önerim olacak .
Kadına özgürlük örneği
Özellikle son yıllarda arap  örf, adet emperyalizminin etkisi altındaki ülkemizde, insanca yaşamak, evrensel insan haklarına sahip olmak, birey olduğunuzu ve ikinci sınıf vatandaş olmadığınızı kanıtlamak istiyorsanız: 

Bırakın milletin namazını, niyazını, camilerde ibadet gösterisini, dindar oluşunu, olmayışını, size reva görülen aşağılanmadan, şiddetten kurtulmak, eşit vatandaşlık ve birey olma hakkına kavuşmak için, siz siz olun aklınızı kullanın ve seçimlerde sizlere bu hakkı tanımayı vadeden partileri destekleyin, aksi takdirde bindiğiniz dalı kesmiş olacaksınız. 


Green Card çekilişine katılarak siz de ABD de yaşama ve çalışma imkanına kavuşabilirsiniz!




Bizi Takip Edin

Share

2 yorum :

  1. Ege'den Bir Ses24/10/14 11:01

    Sevgili Admin
    Boşyere samsun'u metedip durmayın, orada kadının adı vardır ama kendisi yoktur ve o kadın bulunmaz, ne ölüsü nede dirisi.
    Halkı kendisini çok mert sandığı için öyle karı koca arasına girmezler, karısıdır döverde öldürürde derler ve bu adamlarda mertlikten bahsederler. Güldürmeyin insanı.
    Mertlik, yiğitlik, dürüstlük vede insanlık öyle tabanca bıçak elde kadın boğazlamakla olmaz arkadaş, Siz mertseniz o biçare kadının hakkını aramalısınız, kimsesi olmayana yardımdır mertlik, savunmasız canlıya yardımdır mertlik.
    Biz mertiz , yiğidiz demekle olmuyor, bu durumu Emel hanımda da görmüş olduk.

    YanıtlaSil
  2. Samsun'lu___8/2/17 11:00

    Haklısınız arkadaşım hemde çok haklı istemiyerek kabul etsek de haklılığınızı, ne acıdırki gölgesinden korkan bir taksi şoförü yüzünden kentimiz insanları korkaklıkla itham edilmekte.
    Kadınlarımız şakır şakır bildiklerini söylerken, ne oldu da erkekler susar, hani yiğittik biz, hani kimseden korkmazdık biz de görenler bilenler neden susar.

    Samsun'un yerlisi dahi olmayan bir adamdan neden bu kadar korkulur, çekinilir, mafyamı desek, Karadenizde mafya olmaz, herkes birer mafyadır, adamın boksör olmasımı gözünüzü korkuttu, Samsun'lu korkmaz arkadaş, gözünü budaktan esirgemez bu böyle biline.

    Ozaman bir neden kaldı o da, taksici ile görüpte susan ödlekler acaba nereden geldi, yerleşti de güzelim kent insanlarımızı bilerek töhmet altında bırakıyor.

    YanıtlaSil



BUNLARDA DİKKATİNİZİ ÇEKEBİLİR











TARİHTE BUGÜN-Hürriyet Kafe


Tarihte Bugün v.8.0
************************************

FOREX
Green Card çekilişine katılarak siz de ABD de yaşama ve çalışma imkanına kavuşabilirsiniz! ABD......
ADİL IŞIK