.

.
Bumerang - Yazarkafe


19 MAYIS

19 MAYIS

YASAK SİTELER

24.10.12

0

Demokrasi ve AKP İktidarı



AKP İKTİDARINA HAS DEMOKRASİ UYGULAMASI ve TÜRKİYE

Türkiye Cumhuriyeti tarihinde, özellikle son 5 yıl içerisindeki AKP iktidarı gibi bir yönetim ne tek partili sistemde nede tek başına yönetime gelen partilerin iktidarında görülmemiştir.

Şöyleki İktidar ile Devlet kavramı yasada ayrı olarak nitelendirilmiş isede pratikte bu ayrım tamamen ortadan kalktığı gibi, yönetim  mekanizması artık tek bir kişinin insiyatifine bırakılmış durumdadır, o kişide hiçbir tereddüte mahal kalmaksızın Başbakanımızdır.

İstanbul Haliç tesislerinin açılışında, anında asıldığı yerden kaldırılan AKP partililerinin hazırladığı afişte belirtildiği gibi Tayip Erdoğan’ın ünlü Osmanlı Padişahlarına eşdeğer tutulması aslında gerçeği yansıtmaktadır.

Oysaki Anayasada, hukuk devletinden bahsedilir, yürütme, yasama ve yargının dengeli birleşimi ile mücehhez, parlementer ve demokratik rejimle idare edilen  bir devlettir Türkiye Cumhuriyeti denir ama acaba uygulama böylemi gerçekleşiyor. Evet demek biraz safiyane bir yanıt olur bence.

Nedenlerini görünen uygulamalarla açıklamaya çalışalım:

Yasama Çalışmaları :
Başbakanın, gerek miting meydanlarında, gerek meclis grup toplantılarında ve gerekse katıldığı başka toplantılarda, isteyipte yerine getirilmeyen, kanunlaşmayan, yönetmeliği hazırlanıp karara bağlanmayan yada İdari birimlerce yasaklanmayan, serbest hale getirilmeyen hiçbir arzusu varmıdır, karşı gelen olmuşmudur hayır. 
Komisyon görüşmelerinde, meclisteki oylamalarda bir milletvekili çıkıpta, eleştiri yapabilmişmidir, hayır.

Birkaç örnek verelim :
Biliyoruz Sn.Başbakanımız sigara kullanmaz, içkide içmez, gördüğü eğitim ve yaşam tarzına aykırıdır bunlar. 
Bir toplantıda halkımız sigara içmesin,hem sıhhatine hemde kesesine zararlıdır,  içki kullanmasın, kullanırsada yeri ve mekanı belirlensin demişti.
Arkasından yıldırım hızıyla Sağlık Bakanlığı harekete geçti, komisyonlar, yetkili kurullar derken kanun çıktı, yönetmelikler hazırlandı, talimatlar devreye girdi, adeta bir savaş seferberliği gibi sigaraya karşı savaş başladı. 
Tüm Sağlık denetim elemanları, Polisi, Jandarması, Zabıtası birazda iktidara yalakalık olsun diye muhbirliğe soyunan memuru, sivili, sigara içenleri yakalamak için yarışa başladı.

Alkollü içkiye gelince, bu konuda beni benden çok düşünen Sağlık Bakanlığı pek varlık göstermedi ama, onun yerini Valililer, Kaymakamlaraldı. 
Bu idari birimlere geniş yetkiler verildi. Bilenler bilir eskilerde içki mekanlarına izin verilirken, İbadet, okul gibi yerlere mesafeleri belirlenirdi. 
Şimdi ise tüm yetki Mülki Amirin iki dudağı arasında artık, dilediği yere açtırır mekanı, dilediği yerde kapattırır, hatta isterse yerleşim dışına dahi atar bu tür mekanları, uygulamalarıda basından okuyoruz zaten.

Ne diyelim, Siyam Kralıda kim oluyor, Koca Osmanlı 4 ncü Murat’ının yapamadığını, demokrasinin ağızdan düşmediği ülkemizde Başbakanımız yapıyor yaptırıyor, kutlamak gerek.

Bu arada insanın aklına birkaç soru geliyor:
Başbakanımız azda olsa sigara kullansa, içki içse, acaba bu kanunlar çıkarmıydı, bukadar çaba gösterilirmiydi.
Başbakanımız bu yasaklansın kelamını sarfetmeden önce, bu kadar halkı halktan çok düşünen, vatan, millet, sakarya sevdalısı Sağlık Bakanlığının o güzide hekimleri, bilim adamları bilmiyorlarmıydı sigaranın zararlarını, neden hiç girişimde bulunmadılar, yoksa uzaydamı kalıyorlardı.

Hadi bunlar emir kulu, emir demiri keser, emir vermeyede gerek yok zaten.Sn.Başbakanımız öksürse emir sayarlar ve anında yerine getirirler. 
Benim tuhafıma giden başka konu, sigara yasağından sonra sigarayı bırakanların  “Allah razı olsun Başbakanımızdan, onun sayesinde sigarayı bıraktım” demeleri. 

Kişilik, irade gibi kavramlar söz konusu olunca, arkasında toz bırakmayan bu zavallı insanlar ne yazıkki kendi kendilerine karar vermekten yoksun kalmışlar, illaki birilerinin dürtülerini beklerler hep. Kulluktan kurtulup birey olma özelliğinibir türlü elde edemiyen yada ettirilmeyen biçare insanlarımız ne yazıkki bunlar.

Bağımsız Yargıda :
Yargının bağımsız olduğu söylendiği halde Başbakanın imalıda olsa hedef gösterdiği, suçladığı, serzenişte bulunduğu  bir olaya yada herhangi bir kuruma, kişiye yönelik araştırmalar, soruşturmalar anında başlarken, pek memnun kalmadığı belli olan Deniz Feneri soruşturmasının hemen hemen durdurulması, uydurma bahanelerle soruşturma savcılarının alınmasına ne denir.

Millet olarak hafızalarımız pek güçlü değildir ama hatırlatalım. Kendilerini “Sarıklarımızla uğraşmayın, başınız yanar” diye tehdit eden Erzincan’daki bir grup yobaza karşı savaş açan Erzincan C.Baş Savcısı İlhan Cihaner ile 3. Ordu Komutanı Org.Saldıray Berk ve Başbakan geldiği zaman ayağa kalkmayan PKK nın korkulu rüyası General Engin Alan’ın başına gelenleri.

Daha bunlara benzer, gerek Başbakanın ve gerekse AKP lilerin hoşlanmadığı, fikirlerini beğenmediği ne kadar asker, iş adamı, siyasetçi, gazeteci varsa hemen hemen tamamı Silivri Cezaevi’nde (Kılıçdaroğlu’nun söylediği gibi Silivri Toplama Kampı’nda).

Örnekler okadar çokki, insanın inanası gelmiyor. Bırakın demokraside, Osmanlı Hakanları bile gerek kurumlarda ve gerekse halk üzerinde bu kadar etkin olmamıştır.

Başbakanımız yine bir toplantıda çıkıyor kürsüye(Okadarda çok beyanat veriyorki hemen hemen hergün ve onun sözcüleri görsel basında tamamını ekrana getiriyor, görevli bu çünkü) :

“Ben ülkemde sezeryanla doğuma karşıyım diyen bir başbakanım”
“Ben ülkemde kürtaj yapılmasını istemiyorum, o yavru bir haftalıkda olsa canlıdır”
“Ben gelecekte dindar gençlik istiyorum”
“Ben her ailede en az 3 çocuk yapılmasını istiyorum” ve bunlara benzer kendi yaşam tarzında neleri arzu ediyorsa arzı beyan ediyor ve ülkesinde uygulanmasını talep ediyor Sn.Başbakanımız.

Hemen arkasından nemi oluyor dersiniz. Ertesi güne kalmadan, tüm gün TV.kanallarını takip eden ve Başbakan bir şey isterse deyip hazır bekliyen, tüm bakanlıklar içinde konu ile alakalı bakanlığın yine güzide kurmayları anında harekete geçiyor, kanun tasarıları hazırlanıyor yıldırım hızıyla, mecliste muhalefet varmış yokmuş önemli değil nasıl olsa ve istenen kanunlar kısa zamanda oylanıyor kabul ediliyor, C.Başkanımızda aynı partiden zaten onay ve yürürlüğe giriyor.

Sezeryanla doğrum birtakım kurallara bağlanıyor, adeta yasaklanıyor.
Kürtaj desen aynı şekilde oda yasaklanıyor.

Dünyanın jandarması ve başkanlık sistemiyle idare edilen ABD nin başkanı Obama’ya kürtaj konusu sorulduğunda, yanıtı şu olmuştu “O konu kadınları ilgilendirir, ben cevap veremem” Bir türlü demokrasiyi hazmedemeyen yöneticilerimize ve seçmen halkımıza şamar gibi bi yanıttır bu.

O dünyada söz sahibi lider böyle derken, bizim başbakanımız bırakın kürtajı, kadınların doğurmasının şekline dahi karışabiliyor vede ne acıdırki ülkemizin neredeyse kadın erkek yarıya yakın kesimi bu fikri alkışlıyor, destekliyor.
Yüce Atamızın “Türk milleti zekidir” sözü bu kesim halk için söylenmiş demekki!

Dindar gençlik sorunu hallediliyor ve 4+4+4 hikayesiyle pıtırak gibi İmam Hatip okulları devreye giriyor. (Ne gerek var bilim adamı yetiştirmeye, bu dünya nedirki, imamlar alsın halkı o güzelim cennete götürsün niyetiyle tabi)

Sessiz sedasız kenarda oturup, el kaldırmaktan başka işi olmayan bazı Milletvekilleride  basın karşısına çıkıp : 
"Allaha şükürler olsunki İmam Hatip Okullarının kapısı açıldı, tüm liseler imam hatip okulu olcaktır inşallahhhh” diye göbek atıyor.

Olayın düşündürücü tarafı ise, bu sn.milletvekilinin demokrasinin beşiği diyebileceğimiz Batı bölgemizde bulunan tatil kenti Muğla’dan seçilmiş olması.

3 Çocuk fetvasına gelince, halkımız maşallah büyük sözü dinlemeye bayılır, onlar ne söylerlerse doğru söyler safsatasına inanır ve uygulamaya başlar.

Siyaset literatüründe adına iktidar şımarıklığımı dersiniz yada her arzusu kanunlaşan, yerine getirilen aşırı güçlülük tutkusana esir olmuş lidermi dersiniz bilemem ama, bunların getirdiği cesaretle Başbakanımız sonunda ülkeyi felakete sürükliyecek bir olaya karar verme aşamasında son günlerde, uygulamayada yavaş yavaş geçilmiş durumda.

ABD nin meşhur Orta Doğu yapılandırması olan Arap Baharı planı çerçevesinde, uzaktan yakından hiç alakamız olmadığı halde, batı dünyasının pohpohlamasıyle, Suriye yönetimini tek başına devirme görevini üstlendi Türkiye, Başbakanımız sayesinde.

Adeta iktidarın sözcüsü durumundaki ulusal TV. Kanallarını günün her saatinde kullanan Sn.Başbakanımız ve AKP kurmayları, savaş çığırtkanları, silah lobilerinin sözcüleri veryansın ortalığı ayağa kaldırdılar.

Esad katliam yapıyor, Müslüman kardeşlerimizi öldürüyor, güneydoğu yerleşim alanlarına top atışı yapıyor, uçağımızıda düşürmüştü ama o gün sabrettik, artık sessiz kalamayız.

Biz güçlü ülkeyiz, gücümüzü göstermeliyiz ve Esad’ı alaşağı edip yerine,onların söylemeye dili varmıyor ama biz söyliyelim, onun yerine El-kaide karışımı bir sunni İslam şeriat devleti kuralım.
Tüm bu söylemlerede ne yazıkki halkımızın bir bölümü saf saf inanıyor.

Aslında bu safsata palavralar, atıp tutmaların ana nedeni sözde özgür Suriye ordusu denen isyancı gruba Türkiye tarafından yapılan silah ve eğitim yardımının gizli tutulması isteğidir. 

Önceki yazılarımızda da belirttiğimiz gibi, meşhur Arap Baharına kadar Suriye’de ne baskı vardı nede özgürlüklere müdahale. Üstelik Arap Devletleri içinde dini özgürlüklere son derece serbestlik tanıyan tek laik devlet Suriyedir. 
Sunniymiş, aleviymiş, hristiyanmış herkes dilediği gibi yaşamını sürdürmektedir, ne zamana kadar, Taki ABD ajanlarının ülkeye girerek sunni kesimde başıbozuk nekadar insan varsa onlara gösteri yaptırıp ortalığı karıştırana kadar tabi.



Birde bu terörist gruba sayıları beş bini aşan El-kaide militanları katılınca bombanın fitili ateşlenmiş oldu. Sonucunda da günümüz sözde özgür Suriye ordusu peydahlandı ve kanlı iç savaş. Çapulcular ordusu ellerinde son derece hafif ama öldürücü silahlarla, kasabalara, şehrin varoşlarına saldırıyor, Esad kuvvetleride hoş geldiniz diyecek değil ya cevap veriyor, sonrasında da çapulcular ordusundan onlarca ölü ve ardından bizim TV.ler ortalığı yıkıyor, katliam var diye, ne diyelim sadece yazıklar olsun, böyle yalanlarla halkı uyuttukları için.



Özellikle son günlerde sınır boyundaki kasabaları almak için saldıran isyancıları, basın bağıra bağıra anlatırken, onlara destek veren, sadece onları korumak için tankını ve toplarını suriye’ye çeviren Türkiye yetkilileri hala katliam var diyor, pes doğrusu.

Güney yerleşim yerlerine düşen top yada havan mermileri:

Suriye ülkemize top atışı yapıyor diye utanmadan yayın yapan görsel borazan TV kanalları, nasıl anında tesbit ettiniz anında atıldığı yeri gördünüz ve arkasından da Suriye özür diledi diyorsunuz, yalanlarınıza birde bunu ekliyorsunuz. Bunu duyan Suriye’den hayır özür mözür dilemedik deyince hiçmi sıkılmadınız, utanmadınız. Bumudur sizin özgür basın anlayışınız, bari çıkında mertçe söyleyin, hükümete yaltaklık etmek için biz her şeyi yaparız deyin, içinizde birazcık da olsa dürüstlük varsa.

Kaldıki top mermisi düşmüş olsa dahi, sen sınır boyundaki çapulcu ordusunu resmen desteklersen, arkanda ben varım dersen, Suriye ordusuda tabiatıyle bu çapulculara topla, havanla cevap verecektir ve bu atışlardan kazaen bir yada birkaç mermi Türk topraklarına düşecektir, bunu bilmeyecek ne var, sanki yetkililer bilmiyomuydu bu gibi kazaların olacağını. 

Öyleya amaç üzüm yemek değilde bağcıyı dövmek olunca tabi olayın rengi değişir, Suriye ateş açtı diye yüce meclisimiz kullanılarak AKP nin vatansever üyeleri tezkere çıkararak, zaten savaş için durmadan naralar atan yönetime savaş yetkisini verir. O top mermilerinin kasıtlı olarak çapulcu ordusunca atılacağını dahi düşünmezler.

Meşhur düşen uçağımıza gelince, hangi silahla düşürüldüğü hala belli değil, bir tane iz yok parçalar üzerinde vurulduğuna dair ama yine asılsız yaygaralara devam TV kanallarımız, Suriye düşürdü

Ya içinizde hiçmi dünya silah sanayisini inceliyen, bu uçakların ana data yazılımlarının kimin elinde olduğunu inceleyin, bu yazılımlarla pilota gerek kalmadan, uçağa istediğin yönü ve irtifayı verdirebilirsin. 

Yada hiçmi ABD nin Alaska Eyaleti'nde faaliyet gösteren H.A.A.R.P Tesisleri 'ni incelemediniz, bu tesislerde ne yapılır, yerküre ve atmosferde ne gibi işlevleri gerçekleştirir, yalan haber yayma sevdasından fırsat bulursanız o tesislerin internet sitelerine girinde bir şeyler öğrenin.

Deveye sormuşlar neden boynun eğri, nerem doğruki demiş, bizim ülke misali. Nereye el atsan elinde kalıyor doğrusu.

Oh ne ala memleket, Siyam’da kral, ABD nde Başkan yada Osmanlı’da padişah olacağına gel Türkiye’de Başbakan ol. Başbakan Alaaddin, halkımız ise alaaddinin lambası, dile benden ne dilersin masalı gibi bir toplum.

Yinede şükredelimki insaflı bir Başbakanımız var, başka şeyler istememiş. 
Ya çıkıp sözcülüğünü vede borazanlığını yapan TV kanallarına, bir gemicikmiş, bir ulusal TV kanalıymış, bilmem kaç tane ufak tefek şirketmiş, yakışmaz bizim aile bireylerine.

En azından 10 gemilik bir filo, hiç olmasa 5 ayrı markada mağazalar zinciri, fazla istemem 5 tanede ulusal TV. Kanalımız olsun, halkımız lütfederse şöyle gelecek neslimiz için İsviçre bankalarında saklanmak üzere 100 kilo kadar altın talep ediyorum deseydi vede bunu refarandumla halka sorsaydı, mazallah anında kabul edilirdi.

Nede olsa çok iyiliksever cömert bir milletiz, kendimiz açlıktan nefesi kokar halde yaşarız, kemerleri yıllarca sıkarız ama dini bütün yöneticilerimiz oldumu canımızı dahi veririz.

Eğri oturup doğru konuşmakta yarar var. Sn.Tayyip Erdoğan bunları istemiş olsa yerden göğe kadar haklıdır derim. Arka bahçeye dönüp bir bakın bazı yardımcılarının, bazı bakanların ailelerine, çocuklarına neleri var neleri. Allah daha fazlasını versin, "kıskanma çalış seninde olsun" diyor insan.

Biraz zaman ayırıp, aylarca yöneticileri Silivri Kampında tutuklu bulunan ODA TV. yayınlarından Babalar ve Oğulları yazı dizisine göz atarsanız sizlerde görürsünüz bilmediğimiz gerçekleri. Boşunamı atmışlar adamcağızları Silivri'ye. 
Öyleya sana ne kardeşim, otur masanın başına "Padişahım çok yaşa" diyen diğer yalaka yayın organları gibi yazını yaz, yayınını yap, bak keyfine, arı kovanına çomak sokacağına.
Hoş sabah akşam yazsan çizsen ne olacak sanki, hala gaflet uykusundan bir türlü uyanamıyan, helal olsun diye naralar atan yüzde ellinin üzerinde bir halk desteği var oldukca.


Hiç yorum yok :

Yorum Gönder



BUNLARDA DİKKATİNİZİ ÇEKEBİLİR











TARİHTE BUGÜN-Hürriyet Kafe


Tarihte Bugün v.8.0
************************************

FOREX
Green Card çekilişine katılarak siz de ABD de yaşama ve çalışma imkanına kavuşabilirsiniz! ABD......
ADİL IŞIK