.

.
Bumerang - Yazarkafe


19 MAYIS

19 MAYIS

YASAK SİTELER

4.9.12

1
Çamlıca’ya Cami Yapılıyor


ÜLKELERİN GELİŞMİŞLİK SİMGELERİ

BASINDAN ALINAN HABERLERE GÖRE
İstanbul’un dillere destan, şiirlere şarkılara ilham vermiş yeşil tepelerinden, Üsküdar Belediyesi sınırları içinde bulunan Büyük Çamlıca’ya görkemli bir cami yapılıyor, İstanbul’un heryerinden görünecekmiş vede  dünyada bir eşi olmayacakmış, 268 m. yükseklikte ve takribi 15 bin m2.alan içinde, külliyesi ile, 6 adet minaresiyle ki mekkedeki minarelerden bilem yüksek, kuran kursu derslikleriyle, şadırvanlarıyla  bir mimarlık harikası.

Mimar Sinan’ımız yok ama onun kadar başarılı ve usta imam mimarda projenin başına getirilmiş, K.Maraş Belediyesi’nin Müslüman vede dindar başkanı emrinde çalışan Müslüman vede dindar İmar Müdürü Hacı Mehmet Güner. 

Sayın Güner anında Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Müşavirliğine atanmış, yarın altına zırhlı bir mercedes, birde şanına yakışır bilmem kaç odalı ofis, korumalarıda eksik olmasın, türbanlı çarşaflı onbeş yirmi tane sekreter, muhasebeci, daktilo vs. vede yüksek tazminatlı maaşlar. 

Oh ne ala, devletin malı deniz, yemeyen domuz demiyomu meşhur atasözümüz be, niçin olmasın. İktidar emekliye, memura zam yaparken aylarca düşünür, hesap kitap yapar, %4 leri bile zoraki verebiliyoruz derken, kendi yandaşlarına gelince nedendir bilinmez kesenin ağzı sonuna kadar açılıverir.

Yakışır doğrusu, Üsküdar Belediyesi Başkanı Dindar Müslüman, proje başkanı desen aynı, iktidar desen tamamı dindar Müslüman, Allah yürübe kulum demiş kim tutar sizi. 

Devlet sizin, hazine sizin, gelecek nesilinde, yetiminde hakkı var dediğimiz hazine topraklarıda sizin, dilediğiniz gibi kullanın, dilediğiniz gibi harcayın, kimse hesap soramaz size.

Nasıl olsa gelecek tüm seçimlerde alternatifiniz yok, ne yapsanız seçilirsiniz. Karşınızda bir türlü değişime adım atamayan, özellikle ekonomi alanındaki görüşlerinde gerçekleri görüp zamana ve bulunduğu dünya şartlarına uyum sağlamak istemeyen bir ana muhalefet partisi CHP. olduktan sonra.

Çamlıca’dan başka İstanbul içinde devasa 4 caminin daha yapımına başlandığını da öğrendik basından. Sevindik bu habere ama 4 az gelir, yanına bir sıfırcık koyunda 40 olsun, hatta niçin sadece İstanbul, Türkiye’nin her tarafını devasa camilerle donatalım, gelişmişliğin göstergesi değimlidir bu yapılar. 

Kimse eleştirmesin, tarihten örnek alın, Osmanlı’ya bakın, Rönesans öncesi Avrupa’ya bakın, her taraf camilerle, kiliselerle donatılmamışmıydı.

TV.deki bir sohbet programında izlemiştim, misafir sözcü “Türkiye’nin bugünkü gidişatı ve durumu Rönesans öncesi orta çağ Avrupa ülkelerine benziyor” demiştide, spiker de bizde dilimizi yutacaktık azkaldı, olurmu böyle şey demiştik, karşı çıkmıştık. 

Demekki yanılmışız, öyle yıllarca kemer sıkarak milyonlarca dolar ödeyip, ultra model elektronik cihazlar, arabalar, uçaklar, silahlar almakla, onları kullanmakla, görkemli ibadethaneler yapmakla, dindar nesil yetiştirme bahanesiyle arap kültürünü benimsetip, emperyalist ülkelerin sömürüsüne çanak tutmakla orta çağ kültüründen çıkılamıyacağını öğrenmiş olduk.

Yapım maliyetini "İstanbul Cami ve Eğitim-Kültür Hizmet Birimleri Yaptırma ve Yaşatma Derneği"nin üstlendiği Çamlıca Camisi imar kararı, ne zaman alınmış, ne zaman araştırma yapılmış gibi hukuk devletine yakışır soru sorarsanız ki hiç sormayın, bizim ülkede öyle önceden karar mekanizmalarınca karar alma, araştırma yapma ve benzeri alışkanlıklar maalesef yoktur.

Öksürünce görsel basında günlerce haber, ağzından çıkan bir kelime ise anında kanun olan, bırakın Obama'yı şunu bunu, Osmanlı'nın Muhteşem Kanuni Sultan Süleyman'da bulunmayan yetkilere sahip, Sn. Başbakanımız Erdoğan'ın yapın demesi yeterlidir.
 
Benim bir çift sözüm olacak yapım maliyetini üstlenen ve bilmem kaç milyon dolar sarfetmeyi göze alan, İstanbul'daki Cami Yaptırma derneği ile bu derneğe yüklüce bağışını esirgemeyen yardımseverlere :
Yandaki resme iyice bakın, bu resim ülkemizdeki acı gerçeklerden sadece bir tanesi. Aylarca belkide yıllarca sıra bekliyerek tekerlekli sandalyesine kavuşan yoksul ve yaşlı bir kadınımız. 
Bunun gibi yüzlerce, binlerce yürüme özürlü çocuk, genç, yaşlı vatandaşımız sıra beklemekte. Kimden sıra bekliyor derseniz isim vererek söyleyim size. ATV. kanalında Reality-Show programını yapar Müge Anlı ve grubu. 


Peki bu sandalyelere ödenecek parayı nerden temin ediyor derseniz, güleceksiniz ağlanacak halimize ama, o paralarıda program izleyicileri tarafından gönderilen pet şişe kapaklarının satışından. Nasrettin Hoca'nın borcunu ödemek için koyun sürüsü tüylerinin birikeceği hikayesine benziyor ama ne yazıkki gerçek.

Bi tarafta yüzbin dolarlarla camiler külliyeler yapılırken, diğer tarafta pet kapaklarından umut bekleyen özürlü insanlarımız. İlginç vede garipsenecek bir tablo değilmi bu olay sizce.
İyilik peşindeyseniz, sevap kazanmak istiyorsanız buyurun size bir fırsat. Önce bu yoksul ve yardıma muhtaç vatandaşlarımızın istekleri olan sandalyeleri temin edin, sonra isterseniz bin tane cami yaptırın. Helal olsun derim size.

Ne cevap vereceğinizi bilmiyorum ama şöyle başınızı iki eliniz arasına alıp biraz düşünün.


 BASINDAN BAŞKA BİR HABER
ABD nin Mars’a gönderdiği araç Mars yüzeyine inmiş ve araştırmalara başlamış. Adamların işi gücü kalmamış, önce uzaya roketler, uydular artık uzay onların sanki bir arka sokağı. 

Sonra bu Ay denen geceleri parıldayıp duran aşıkların ilham kaynağı neyin nesi demişler ve öğrenmişlerki oradada bir şey yok, kayalar, tepeler, çukurlar. Canlının esamesi yok, ne geçmişte nede gelecekte.
Aradan zaman geçmiş birde Mars’sa bakalım demişler, pek canlı emaresi görülmedi ama başka işe yarar bir şeyler bulunabilir, herhalde elma armut bulalım diye gitmiyorlar oraya, vardır bir bildikleri.

Peki ABD, Batı ülkeleri, Rusya, Çin gibi ülkelerin dertleri nedirki bu kadar uğraşıp didinirler, yerin dibini, gökyüzünün arkalarını araştırıp dururlar.
İşleri güçleri kalmamış teknoloji teknoloji .
Özelliklede ABD. her zaman hepsinden bir adım öndedir, bu üstünlüğünüde kimselere kaptırmak istemez.

Sanırım onların akıllı adamları biraz az hatta yok gibi, ya kardeşim Allahın kuru gezegenine gidip, milyar dolarları harcayıp kayaları kırarak, toprağı eşeliyerek ne bulacaksınki.

Bırak böyle boş işleri, kaldır o elini havaya kaldırmış özgürlük heykelini, yerine öyle bir kilise yapki dünyada eşi olmasın, yüksekliği ne kadar gökdelen varsa hepsini aşsın, Amerika’nın her yerinden görünsün, bir bakan bir daha baksın, öyle bir çan koyki tonlarca ağırlıkta, çalmaya başladığında tüm dünya sesini duysun, özelliklede bizler duyalımda, sizinde ne kadar gelişmiş bir ülke olduğunuzu öğrenelim.

Bu kadar basit bir bilgi dağarcığına sahip değilseniz gelin bize, bizde çok böyle konularda akıl verecek cabbar prof.larımız, hatta çizimide yapacak hacı mimarlarımız, anında yardımınıza koşarlar.

Paranızmı yok yine gelin bize, bizde öyle vakıfmış, bilmem ne yararına adını taşıyan, gelirinin nereden geldiği nereye gittiği bilinmeyen dernekler varki, parasal konuda da yardımcı olurlar sizlere, yeterki isteyin.

Kusura bakmayın, bizden bu kadar, yollarını gösterdik parasınıda vereceğiz dedik ama siz istemesini bilmiyorsunuz, ne yapalım.
Aslında suç batıda, ABD de değil, suçun büyüğü Avrupa’daki  Rönesans Döneminde, hiç gereği yokken ortaya çıkıp, Papaya, kiliselere meydan okuyan Martin Luter denen adamda. 

Şimdi cehennemde yanıyordur kesin. Nasıl yanmasınki Papa aforoz etmiş bir yandan, diğer taraftan yüzyıllarca Hristiyan toplumunun inandığı kutsal kitap incili, böyle yorum olmaz, siz kendinize göre yorumlamışsınız demiş, yeni bir yorum getirmiş ve Protestan denen yeni bir Hristiyan mezhebinin kurulup gelişmesine önayak olmuş. Pek aklım ermezde cehenneminde bölümleri varsa zavallı Luter en yüksek derecedeki ateşin içindedir şuan.

Ah Luter sen kötülüğü sadece kiliselere yapmamışsın, bizede yaptın kardeşim. Sen olmasaydın bu günlerde dünyanın jandarması ABD değil biz olurduk. Sizlerde koca koca çanlı görkemli kiliseleri inşa ederdiniz, ibadetlerinizi huşu içinde yerine getirir, cennete gitmeyi garanti altına alırdınız.

Sevgili izleyicilerim, sizlere iki tip gelişmişlik örneği ülke ve eserlerini açıklamaya çalıştım, yorum sizlerin. 







Bizi Takip Edin

Share

1 yorum :

  1. Tayyip Bey'in cami yaptırma gayreti meğer orta çağ sevdasından geliyomuş yeni öğrendik.
    Ne diyor baksanıza üç gün önce, çok sevdiği borazan Tv.kanallarında :
    Avrupa'da devasa Katedral ve Kiliseler var, gidenler bu ihtişamlı yapıları imrenerek seyrederler, bizde neden olmasın büyük camiler.
    Ya Sayın Tayyip Bey bizde onların boy ölçüşemiyeceği camilerimiz var ne diyorsun sen. Sana bunları yazıp getiren kurmaylarına bi çıkış. Bilmedikleri konuları yazıp vermesinler size. Sizin yeni yaptırdıklarınızda eski camilerimizle kıyaslanamaz.Yazık değilmi halkın parasını öyle yerlere harcamaya. Biçare engelli binlerce vatandaş, TV.kanallarını bir tane tekerlekli sandalye almak için aşındırırken, siz kalkıp milyar dolarlara cami yaptırıyosunuz. Bravo valla ne deyim.
    İktidara devam edebilmek için bu kadar çar çura hala halkımız oy veriyorsa onlara da bişey diyemem artık, kendi cebinden çıktığını bile bile.
    İkinci konu Katedral, bir ibadet yeri değil Katolik Piskoposlarının ikamet ettiği kilise idare merkezidir ve içinde ayrıca kilisede vardır.
    İşin garibi Tayyip Bey'in imrendiği o yapıların tamamı neredeyse orta çağdan kalmadır, bizdeki camiler gibi.Yeni çağda kaç tane yapılmış söyliyebilirmi acaba.
    Ama Tayyip bey orta çağı geri getirmek istiyorsa ona dur deriz, okadar seviyosan o çağı sen git yaşa, halkımızı sürüklemeye çalışma.
    kurmaylarının bilmediği bir şey daha var hatırlatırım. O yapıları yaptıran zihniyet hala Av.da hakim olsaydı, bilinizki Av. hala orta çağda yaşardı. Av.yı Avrupa yapan o zihniyete karşı gelen ve papazların hakimiyetine son veren Protestanlardır.
    İslam ülkelerinin neden geri kaldıklarını sanırım şimdi öğrenmişsinizdir. 600 yıl önce geçirdikleri bir rönesans sayesinde bu güne geldi onlar. İslam ülkeleri ise hala yerinde saymakta. bir 600 sene daha onların arkasında seyrederiz islamda rönesans olmadıkça. Bunu pekala Tayyip Beyde, diğer islam ülkelerinin yönetim kadrolarıda çok iyi biliyorlar ama
    kendi güçlerinin kaybolacağı korkusuyla hiç yanaşmazlar bu gelişime, sonundada ne olursa halka olur, ezilir, sömürülür, yönetimdekiler refah içinde onlar kemer sıkar durur.
    Onlarda doğrusu müstehak bu duruma. Bu dünya deneme yeridir, esas olan öbür dünya dersen, sömürülürsünde, ezilirsinde, kimsede kalkıp ezilme demez bunu içten istiyenlere. Bir Atatürk demişti ve açıklamıştı ama, yine o ezilen halk, kendisine ezdirme kendini diyen Ata'sına sırtını çeviriverdi.
    Böyle millete söylenecek tek söz vardır. Ezilmek istiyosan ezil kardeşim, sömürülmek istiyosan sömürsünler seni ve geleceğini.

    YanıtlaSil



BUNLARDA DİKKATİNİZİ ÇEKEBİLİR











TARİHTE BUGÜN-Hürriyet Kafe


Tarihte Bugün v.8.0
************************************

FOREX
Green Card çekilişine katılarak siz de ABD de yaşama ve çalışma imkanına kavuşabilirsiniz! ABD......
ADİL IŞIK