.

.
Bumerang - Yazarkafe


19 MAYIS

19 MAYIS

YASAK SİTELER

6.11.11

0

HAARP Teknolojisi ve Deprem



HAARP TEKNOLOJİSİ, DEPREM ve KOMPLO TEORİLERİ


Son yıllarda ülkemizde ve dünyada meydana gelen depremler, hasarlara neden olan olağan dışı doğa olayları ve iklim değişiklikleri, konuyla ilgilenen insanların dikkatini çekmekte ve onları neden niçin nasıl sorularına yanıt aramaya yöneltmekte.


Böyle deprem görülmedi, böyle yağış, sel felaketi ve böyle kuraklık olmadı vs. gibi yorumlar arkasından teoriler üretilmeye başlandı, acaba bu gibi doğa olayları kendiliğindenmi oluyor yoksa yüksek teknolojik gelişimlere sahip olan bilinmeyen bazı güçler tarafındanmı gerçekleştiriliyor tezleri ortaya atıldı.

Gerçi her soruya ve ortaya atılan tezlere bilim adamları bilimsel olarak yanıt veriyorlar, böyle olaylar olabilir, sebebleri şunlar şunlar diye mantıksal  yönden doğru sayılabilicek yorumlarda bulunuyurlar ama karşıt görüşte olan ve “komplo teoristyenleri” diye adlandırılan grubun teorileride hiç yabana atılır cinsten değil.

Örnek vermek gerekirse, 28.Temmuz.1976 Çin Tangshan’da meydana gelen ve 650 bin kişinin ölümüyle neticelenen depremden önce, gökyüzünü devasa bir ışık kütlesi kaplamış ardından deprem olmuştur.
Keza 17.Ağustos.1999 Gölcük depremindede olaya tanık olanların ifadelerine göre, önce yine büyük bir ışık kütlesi ve arkasından depremin meydana gelişidir.

Bu tür ışık kütleleri her depremde görünmediğinden, bilim adamları bunu fay kırılmasındaki enerjiden meydana gelen deprem ışığı derken, karşı tezdeki bilim adamları ise “Hayır bu ışık kütlesi kırılmaya hazır fayların tetiklenmesi için yapay olarak başka bir yerden gönderilen enerjinin göstergesidir” diye yorumlarlar. Aslında her iki tezde de doğruluk payı vardır ancak bu ışık kütlesi doğaldır, fay kırılırken ortaya çıkan enerjiden dolayı  oluşur diyenlere yanıt, “neden tüm depremlerde aynı ışık kütlesi oluşmuyor” sorusudur.

Karşı tezi savunanlar yani komplo teoristyenleri diye adlandırılan kesim, bu sorunun yanıtını, dünyada gelişmiş ülkelerce yapılan bir takım teknolojik çalışmaları ve özellikle son yıllarda meydana gelen olağan dışı doğa olaylarını örnek göstererek vermeye çalışıyorlar.
Bu teknolojik araştırmaların başındada doğa olaylarına etkin olan iyonosfer tabakası üzerinde yapılan inceleme ve çalışmalar gelmektedir.

İYONOSFER ARAŞTIRMALARI :
Bilindiği gibi atmosfer katmanlarından iyonosfer tabakası, dünya üzerindeki doğa olaylarınının oluşmasında ve değişmesinde büyük rol oynar. Bu özelliği bakımından 1950 lerden itibaren bazı ülkeler iyonosfer tabakasındaki temel fizik prensiplerini araştırma çalışmalarına başlanmışlardır.



Proje ile uğraşan ülkeler :
ABD :
HAARP Projesi adıyla : Alaska ve Arecibo
HIPAS   Projesi adıyla : Porto Riko  daki tesisleriyle,

SOVYETLER BİRLİĞİ(Rusya) SURE Proje adıyla :
Moskova yakınlarındaki Nijini Novgorod ve Apatity
Ukrayna’daki Kharkov
Tacikistan’daki Duşanbe tesisleriyle





AVRUPA KONSORSİYUM (5 Ülke Ortaklığı) EISCAT(Scatter Radar) Proje adıyla :

Norveç Kuzeyindeki Tromso
Peru’daki Jicamarca tesisleriyle.






Projenin özet olarak teknik açıklaması :

ELF diye adlandırılan çok düşük değerdeki (2 Hz.-30 Hz.) elektromanyetik radyo dalgalarının, çıkış gücü çok yüksek 3.6 Gigawat’a kadar olan devasa verici antenlerle iyonosfer tabakasına gönderilerek, buradaki ısı veya başka değişikliklerin gözlenmesi.

Radyo dalgalarının düşük seviyede seçilme nedeni ise, dalgaların yoğunluğu çok az olan iyonosfer alt tabakasını(D tabakası) delip geçmesini önlemek ve o tabakada yoğunlaşmasını sağlamaktır. 

Bilindiği gibi Frekans seviyesinin yüksek olması durumunda alt tabakayı delip geçen elektromanyetik dalgalar, yoğunluğu çok fazla olan üst tabakaya (F tabakası) çarparak geri dönerler dolayısıylada istenen işlem yapılamaz.
Günlük yaşamda bu yansıma olayını halkın anlayacağı seviyede izah etmek istersek, Radyo vericilerinden :
-         Uzun Dalga ve Orta Dalga diye adlandırılan Radyo vericileri düşük frekans bandında çalışırlar ve iyonosferin alt tabakasını geçemediklerinden, uzak mesafelere uygun yayın yapamazlar.
-         Buna karşılık Kısa Dalga vericileri yüksek frekans bandında, MF Dalga diye adlandırılan radyo vericileri ise ultra(çok yüksek) frekans bandında çalıştıklarından, vericilerin gönderdiği yüksek frekanslı bant, alt tabakayı delip geçerek, daha yoğun olan üst tabakaya çarparak geri döner ve dünyanın hemen hemen heryerine uygun alınabilir yayın yaparlar.

ELF DALGALARI  ( Extremely Low Frequency) :
Aşırı düşük frekans anlamına gelen ELF elektromanyetik dalgalarının frekans değeri 2 Hz – 30 Hz. Arasındadır. Bu dalgaların canlılar üzerinde fizyolojik, davranış ve benzerleri yönünden çok çeşitli olumsuz etkisinin olduğu bilinmektedir. Üretimi çok kolay olmakla birlikte taşınmasında çok yüksek güçte vericiler gerektiğinden maliyeti fazladır.



Bu dalgaları insan beynide üretmektedir, örnek vermek istersek :

-Uyku durumunda 1-3 Hz. Seviyesinde Delta dalgaları,
-Yorgunluk ve hafif uyku durumunda 5-7 Hz. Seviyesinde Theta dalgaları,
-Tepki veya uyarılma durumunda 8-12 Hz. Seviyesinde Alpha dalgaları,
-Çalışma ve meşguliyet durumunda 14-30 Hz. Seviyesinde Beta dalgaları,
-Normal veya sakin durumunda ise 10 Hz.seviyesinde sınıflandırılmamış dalgalar
beyin tarafından darbe sinyaller şeklinde üretilmektedir.

Çarpıcı bir örnek verelim : 
Elinde 8-12 Hz.lik  Alpha dalga üretici cihazı bulunan bir kişiye yaklaştığınızda, bir rahatlık hissedersiniz ve ona güveniniz artar.

Sonuç olarak hemen hemen hiç yansımayan ve her kütle tarafından rahatlıkla emilme özelliği bulunan ELF dalgaları, bu özelliği sayesinde Atmosferde, yer altında, okyanus derinliklerinde araştırmalar yapmak ve haberleşme gibi konularda barışçıl ve bilimsel amaçlarla kullanılacağı gibi, askeri ve gizli servis alanlarında, savaşlarda, Birleşmiş milletler’in yasaklı kararına rağmen projenin tamamlanmasından sonra istenirse yıkma, yoketme veya öldürme, doğa olaylarını değiştirme, yapay olarak doğa olayları yaratma gibi kötü amaçlar içinde kullanılabilir.

ELF dalgalarının taşınması, enerji naklinde kullanılması ve daha birçok alanlarda kullanılma teorilerinin babası, önceleri Sovyetler Birliği’de daha sonraları ise göç ettiği ABD.nde araştırmalara öncülük eden Sırp asıllı Nikola Tesla’dır.

Gerek Sovyetler “SURE” projesinde, gerekse ABD. “HAARP” Projesinde Tesla’nın teorilerini baz olarak almışlardır.
Dünyada ilk önce ELF dalgaları ile iyonosfer üzerinde araştırma yapmaya girişen ülke Sovyetler Birliği’dir.

1976 Temmuz ayında Sovyetler Birlgi, her biri 40 Milyon Watt lık 3 antenle bu elektromanyetik dalgaları yaymaya başlamışlar, Aralıklarlada olsa 17 yıl süren bu çalışma zaman dilimi içerisinde dünyada bir takım iklim değişiklikleri gözlenmiş, aşırı sıcaklık, soğukluk, kuraklık ve yağış gibi olumsuz doğa olaylarınında görünmesi, Sovyetlere karşı bir tepkiye neden olmuş ve kontrolsüz yapıldığı gerekçesiyle diğer ülkelerce, yapılan çalışmalara son verilmesi istenmiştir. Bu tepkiler neticede etkisini göstermiş olacakki Sovyetler Birliğinin dağılmasından sonra 1993 yılında vericiler kapatılmış ve çalışmalar dondurulmuştur.
Proje çalışmalarının durdurulması ilede, 2000 li yıllara kadar doğa olaylarındaki bu olağanüstü değişimler son bulmuştur.

Son yıllardaki olumsuz vede yapay olarak meydana geldiği iddia edilen çeşitli doğa olaylarının nedenini ,bilim adamları ELF araştırmalarına son vermeyen, dahada ileri aşamalara geçen ABD.nin Alaska’daki HAARP tesislerine bağlanmaktadırlar.
Keza karşı tezi savunan ve ABD.nce kendilerine Komplo Teoristyenleri denen grubun iddialarının merkezide HAARP tesislerinde yapılan ELF proje çalışmalarıdır.

ABD.de geliştirilen HAARP (High Freguency Active Auroral  Research Program) teknolojisi ile İyonosfer tabakasında yapılacak değişimlerle ve başka tür çalışmalar neticesinde  neler yapılabilir.

ABD. Askeri yetkililere göre HAARP şunları gerçekleştirecek:

1-     Atmosferdeki termonükleer araçların elektromanyetik vuruşlarını değiştirmek,
2-     Denizaltı larla haberleşmeyi kolaylaştırmak,
3-     Radar sistemlerinde çalışma parametrelerini değiştirmek,
4-     ABD. Ordusu dışındaki tüm haberleşme sistemlerini sekteye uğratmak,
5-     Havada hareket halindeki tüm füze veya saldırı uçaklarını imha etmek,
6-     Yerin altını çok büyük derinliklere kadar incelemek,
7-     Petrol, doğalgaz ve minarelerin yerlerini tesbit etmek.

Karşı tezi savunan ve ülkenin en ünlü jeofizikçilerinden Prof.Gordon J.F.MacDonald ise HAARP teknoloji projesinde ELF dalgaları kullanılarak İyonosfer tabakasında ısı ve daha başka özellik değişimleri ile 
Şunlarında yapılabileceğini sıralıyor :

1)      Dünyada iklimler değiştirilebilir,
2)      Kutuplardaki buzullar eritilebilir ve yerinden oynatılabilir,
3)      Ozon tabakasının işlevi değiştirilebilir,
4)      Yapay depremler oluşturulablir,
5)      Okyanus dalgaları kontrol edilebilir,
6)      Dünyada enerji alanları ile oynanarak,insan beyni kontrol altına alınabilir.
7)      Radyasyon yaymayan Termonükleer patlamalar oluşturulabilir.

HAARP karşıtı bilim adamlarına göre, ABD.nin resmi açıklama yapmamasına rağmen, HAARP projesiyle yapay deprem denemelerinin  Avusturalya’nın yerleşim alanları dışındaki geniş düzlüklerde, okyanus tabanında, Güney Amerika’daki Ant larda tektonik uyarılar verilerek yapıldığı, ve bu denemelerde başarılı olunduğu belirlenmiş, bu denemelirin ardından ise yine aynı teknikle bazı deprem bölgelerinde ve değişik zamanlarda endüktif deprem yaratma girişimlerinde bulunulmuş ve bundada ilerleme sağlanmıştır.

Bu başarılı denemeler sonucunda, Büyük bir fay hattını ihtiva eden San Andereas fayının kendiliğinden kırılması durumunda ABD. ekonomisine darbe vurabileceği endişesiyle, bu hattaki basıncı düşürmek için hattın değişik noktalarında yapılan patlamalarla daha küçük depremler yaratarak olabilecek büyük deprem riskini önlemişlerdir.

Bu patlama işlevide yine Nikola Tesla’nın yıllar önce geliştirdiği “Düşük frekanslı elektromagnetik ışınımla yüksek enerji nakli” tekniğini kullanarak yapılmıştır.
Bu olayın açıklaması ise HAARP teknolojisi ile dünyanın herhangi bir yerindeki deprem bölgesinde yapay depremlerin rahatlıkla oluşturulabileceğidir.

Bunun gerçekleştirilmesinin HAARP için çok basit bir işlem olacağını belirten karşı tez teoristyenleri, yapay deprem oluşturmak için, iyonosfer de takribi 50 km.çapında bir alanın ısı değerini artırarak yansıtıcı bir ayna  meydana getirip, yüksek enerji yüklü ELF dalgalarını bu aynadan istenen bölgeye kanalize ederek, oralardaki fay hattını bu enerji ile tetiklemek yeterli olacaktır.
Aynı grup 1976 yılındaki büyük Çin depremi başta olmak üzere, Şili, Japonya Haiti ve Türkiye’deki bir çok depremin bu tür bir işlem eşliğinde HAARP teknolojisiyle meydana getirildiğini iddia edilmektedir.

11.Mart.2011 deki Japonya Depreminin, 12.Ocak.2010 daki Haiti depreminin ve 23.Ekim.2011 deki Van depreminin hemen öncesi, HAARP frekans ölçme sistemlerinde 1.8 ile 2.5 Hz.lik bir değişim gözlenmiştir. ABD.nin önde gelen eğitim kuruluşlarından biri olan MIT’e göre, iyonosfere gönderilen bu elektromanyetik dalgalar ısınmaya neden oluyor ve odaklanan yerdeki fay hattından radyoaktif radon gazının yüzeye çıkmasını sağlayarak depremi tetikliyor.

Son Van Depreminde ise Rusya’nın iddiası bu ilginç varsayımları kanıtlar niteliğinde :

Van depreminin ertesi günü, Karadeniz Donanması’ndan Kremlin’e flaş sayılabilecek bir rapor gelir. Raporda, Türkiye’nin Kuzey Irak’a girmesine karşılık olarak ABD. korkulan “Deprem Silahları”ndan biriyle Türkiye’yi vurdu der ve devam eder.
Karadeniz ve civarındaki “SURE” monitör istasyonları son 36 saat içinde İyonosferde hızlı bir ısınma tesbit ettiler, bu ısınma 23. Ekim depreminden birkaç saat önce doruk noktasına ulaştı ve 13.40 da da deprem meydana geldi.
Ruslar bu zaman diliminde Türkiye üzerinde oluşan iyon hareketliliğinide grafiklerle açıklamaya çalışıyorlar.
23.Ekim.2011 günü takribi 8 saat boyunca bölgede çok yüksek frekansta sinyaller.


İyonosferin ısınmasıyla birlikte iyon transferinde yükselme görünüyor.



Yine aynı karşı gruba göre 1970 lerden sonra meydana gelen depremlerin fazlalığı, hala günümüzde de devam eden aşırı sıcaklık yağış gibi olayların artması, iklimlerin adeta değişime uğraması tamamen HAARP ve sonradan dondurulan Rusya SURE proje çalışmalarıyla ilgilidir.

                  *****************************************************

KOMPLO TEORİLERİ  Hakkında VİDEOLAR :

YASAKLANAN VİDEO :
Defalarca yasaklanan VAN Depremi hakkındaki video. Van Depreminin bilinmeyen bir ülke tarafından yapay olarak meydana getirildiği iddiası, ekranda grafiklerle açıklanarak kanıtlanmaya çalışılıyor..İZLEYİN.



DEPREMLERDE IŞIK TOPLARI : 
Dünyada büyük yıkım ve kayıplara neden olan Türkiye, Çin, Şili ve Haiti'deki depremlerde, hemen hemen hepsinde depremden önce görünen büyük ışık topunun, yapay deprem yaratılması için yüksek enerji  tranferinden ileri geldiği tartışılıyor..İZLEYİN.



İLGİLİ KONULAR :
Haarp İyonosfer Araştırma
Haarp Deprem Videoları






Hiç yorum yok :

Yorum Gönder



BUNLARDA DİKKATİNİZİ ÇEKEBİLİR











TARİHTE BUGÜN-Hürriyet Kafe


Tarihte Bugün v.8.0
************************************

FOREX
Green Card çekilişine katılarak siz de ABD de yaşama ve çalışma imkanına kavuşabilirsiniz! ABD......
ADİL IŞIK