.

.
Bumerang - Yazarkafe


19 MAYIS

19 MAYIS

YASAK SİTELER

4.2.10

0
Ömer Hayyam


Ömer Hayyam HAYATI. Zamanın Bütün Bilgilerini Bilen Kişi



Ömer Hayyam deyince çoğumuzun aklına ilk gelen şarap ve meyhane olmuştur.Bu özelliği onun sadece eğlence dünyası içinde kalır.

Oysaki Ömer Hayyam yaşadığı dönemde,İbn-i Sina’dan sonra Doğu nun yetiştirdiği en büyük bilgindir. İran’lı büyük şair ve filozof olan Hayyam aynı zamanda Edebiyat (özellikle rubai türünün kurucusu olması),Felsefe, Matematik (Cebir,  geometri ve yüksek matematik konuları) fizik, astronomi, tıp, müzik dallarında okadar çok buluş ve eserleri vardırki,zamanında onun için  “zamanın bütün bilgilerini bilen” kişi olarak anılmıştır.

Asıl adı Giyaseddin Ebu'l Feth Bin İbrahim El Hayyam' dır.18 Mayis 1048'de İranin Nişabur kentinde doğan Ömer Hayyam bir çadırcının oğludur ve Çadırcı anlamına gelen soyadını babasının mesleğinden almistir.Fakat o soyisminin çok ötesinde işlere imza atmıştır.

Bilimsel çalışmaları :
Matematik ,fizik, astronomi, edebiyat, tıp, müzik Tıp, fizik, astronomi, cebir, geometri ve yüksek matematik alanlarında önemli çalışmaları olan Ömer Hayyam aynı zamanda ismini çokça duyduğumuz teoremlerin isimsiz kahramanıdır.

Yazdığı bilimsel içerikli kitaplar arasında : 
Cebir ve Geometri Üzerine, 
Fiziksel Bilimler Alanında Bir Özet, 
Varlıkla İlgili Bilgi Özeti, 
Oluş ve Görüşler, 
Bilgelikler Ölçüsü, 
Akıllar Bahçesi yer alır. 
En büyük eseri Cebir Risalesi'dir. On bölümden oluşan bu kitabın dört bölümünde kübik denklemleri incelemiş ve bu denklemleri sınıflandırmıştır.

Matematik tarihinde ilk kez bu sınıflandırmayı yapan kişidir. O cebiri, “ sayısal ve geometrik bilinmeyenlerin belirlenmesini amaçlayan bilim” olarak tanımlardı.

Matematik bilgisi ve yeteneği zamanın çok ötesinde olan Ömer Hayyam denklemlerle ilgili başarılı çalışmalar yapmıştir. Nitekim, Hayyam 13 farklı 3. dereceden denklem tanımlamıştır.
Denklemleri çoğunlukla geometrik metod kullanarak çözmüştür ve bu çözümler zekice seçilmiş konikler üzerine dayandırılmıştır.
Bu kitabında iki koniğin arakesitini kullanarak 3. dereceden her denklem tipi için köklerin bir geometrik çizimi bulunduğunu belirtir ve bu köklerin varlık koşullarını tartışır.

Bunun yanısıra Hayyam, binom açılımını da bulmuştur.Binom teoerimini ve bu açılımdaki katsayıları bulan ilk kişi olduğu düşünülmektedir. (Pascal üçgeni diye bildiğimiz şey aslında bir Hayyam üçgenidir )

Bir kitabında da Öklit'in aksiyomlarıyla ilgili çalışmaları toplayan Hayyam, Öklit'in paralellik aksiyomunu başka bir önerme kümesiyle değiştirdi. Bunun sonucunda bugün öklit-dışı geometride kullanılan “geniş, dar ve dik açı hipotezleri” ile ilgili biçimlere ulaştı.

Yani öklitdışı geometrinin temellerini atan Hayyam olmuştur. Öklit'in yapıtı üzerine yorumlarında, irrasyonel sayıların da tıpkı rasyonel sayılar gibi kullanılabileceğini kanıtlaması matematik tarihinde bir dönüm noktası oluşturdu.

İsfahan'da üç yıl çalışarak kurduğu rasathanede gökyüzünü inceler, bilimsel çalışmalar yapar, hükümdarın özel müneccimi olur, yıldız falına bakardı.

Ömer Hayyam kendi doğum tarihini bu kadar net şekilde bir gökbilimci hassasiyetiyle kendisi bulmuştur.

21 Mart 1079 yılında tamamladığı, halk arasında Ömer Hayyam Takvimibugün ise “Celali Takvimi” olarak bilinen takvim için büyük çaba sarf etmiştir. Güneş yılına göre düzenlenen bu takvim 5000 yılda bir gün hata verirken, bugün kullandığımız Gregoryen Takvimi 3330 yılda bir gün hata vermektedir.

Eserleri arasında İbn-i Sina'nın Temcid (Yücelme) adlı eserinin yorum ve tercümesi de yer alır.

Ömer Hayyam kendisine bugünlere kadar uzanacak bir ün kazandıran Cebir Risaliyesi'ni ve Rubaiyat'ı Semerkant'ta kaleme almıştır.

Edebiyat Konuları:
Zamanında bir bilgin olarak ün kazanan Ömer Hayyam’ın edebiyat tarihindeki yerini sağlayan, sonraki yüzyılarda da İslam dünyasının en büyük şairlerinden biri olarak anılmasına yol açan ‘Rubaiyat’ıdır (‘Dörtlükler’).

Ömer Hayyam, İran ve Doğu edebiyatında rubai türünün kurucusu sayılır. Sonraları aralarına başkalarının eserleri de karışan bu rubailer 200 kadardır. Dörtlüklerinde kolay anlaşılan, yumuşak, akıcı, açık bir dil kullanır. Gerçekçidir.

Yaşayıp gördüklerini, çevresinden, zamanın gidişinden aldığı izlenimleri yapmacığa kapılmaksızın, olduğu gibi dile getirir. Şiirinde zamanın haksızlıkları, softalıkları, akıl almaz saçmalıkları ince, alaylı, iğneleyici bir dille yerilir.

Ona göre, gerçek olan yaşanandır, dünyanın ötesinde ikinci bir dünya yoktur. İnsan, yaşadıkça gerçektir, gerçek ise yaşanandır. En şaşmaz ölçü akıl ve sağduyudur. İnsan bir akıl varlığıdır. Gerçeğe ancak akıl yolu ile ulaşılabilir.
Dörtlüklerinin konusu aşk, şarap, dünya, insan hayatı, yaşama sevinci, içinde bulunduğumuz geçici dünyanın tadını çıkarma gibi insanla sıkı bir bağlantı içinde bulunan gerçek eylem ve davranışlardır.

Şiirlerinde işlediği konulara, çokluk felsefe açısından bakar. Aşk, sevinç, hayatın tadını çıkarma, Hayyam’a göre vaz geçilmez insan duygularıdır, insan hayatının ana dokusu bunlarla örülüdür.
Bazı dörtlüklerinde filozofça derin bir sezgi, açık bir sevgi, gösterişten, aşırılıktan uzak bir yaşama anlayışı görülür. Hayyam kendisinden sonra gelen pek çok şairi etkilemiş, rubai alanında tek örnek olarak benimsenmiştir.


Dönemin üç ünlü ismi Nizamülmülk, Hasan Sabbah ve Ömer Hayyam  Semerkant’da uzun zaman birlikte kalmışlardır. Dönemin hakanı Melikşah, adı devlet düzeni anlamına gelen ve bu ada yakışır yaşayan veziri Nizamülmülk'e çok güvenirdi. Ömer Hayyam ile ilk kez Semerkant'ta tanışan Nizam onu İsfahan'a davet eder. Orada buluştuklarında O'na devlet hülyasından bahseder ve bu büyük hayalinin gerçekleşmesi için Hayyam'dan yardım ister. Fakat Hayyam devlet işlerine karışmak istemez ve teklifini geri çevirir. Saray entrikalarından hayatının sonuna kadar uzak kalmayı yeğler.
Ömer Hayyam  4 aralık 1131′de doğduğu yer olan Nişabur’da 83 yaşında iken  hayata veda etmiştir.

Edebi Eserleri'nden Seçmeler :

Akılla Sohbet
Akılla bir konuşmam oldu dün gece;
Sana soracaklarım var dedim;

Senki her bilginin temelisin,
Bana yol göstermelisin.

Yaşamaktan bezdim,ne yapsam?
Birkaç yıl daha katlan,dedi.

Nedir,dedim bu yaşamak?
Bir düş,dedi;birkaç görüntü.

Evi barkı olmak nedir? dedim;
Biraz keyfetmek için,
Yıllar yılı dert çekmek dedi.

Bu zorbalar ne biçim adamlar? dedim;
Kurt,köpek,çakal,makal dedi.

Ne dersin bu adamlara ? dedim;
Yüreksizler, kafasızlar, soysuzlar, dedi.

Benim bu deli gönlüm, dedim;
Ne zaman akıllanacak?
Biraz daha kulağı burkulunca,dedi.

Hayyam’ın sözlerine ne dersin,dedim;
Dizmiş alt alta sözleri,
Hoşbeş etmiş derim, dedi.

Aşk
Ezeli sırları ne sen bilirsin ne de ben

Bu muammayı ne sen okuyabilirsin ne de ben

Perde ardında sen ben dedikodusu var amma...

Perde kalktı mı ne sen kalırsın ne de ben.

 
Ey dünyanın işinden haberi olmayan sen yoksun

Dünya esen yel üstüne kuruldu..

Varlığımız iki yokluk arasındadır

Çevrendekilerde hiçdir sen de bir hiçsin.

 
Medresede söz vardır tekkede de hal

Fakat bu aşk sözden de dışarıdır halden de

İster şeriat müftüsü ol ister şehir vaizi

Aşk mahkemesine gelindi mi dilsiz kesilir.

 
Bugün zevk etmek elindeyken zevkine bak

Yarını düşünmen beyhude bir heves

Bir çok kişiden arda kalanlar

Sana da kalmayacak sen de göçüp gideceksin...


Aşk ve Kalp
Bir kalb ki onun sevmesi aldanması yok

Tutkunluğu yok , bir güzele yanması yok

Bin kez yazık olsun sevisiz yüreğe

Aşksız geçecek günlerin faydası yok


Cennet Cehennem
Sevgiyle yoğurulmamışsa yüreğin,

Tekkede manastırda eremezsin.

Bir kez gerçekten sevdinmi bu dünyada,

Cennetin, Cehennemin üstündesin.


 
Yürek
Bir yürek ki yanmaz yürek denir mi ona
Sevmek haram yüreğinde ateş olmayana

Bir günü sevgisiz geçirdinse yazık

En boş geçen günün o gündür inan bana


Huriler
Cennette huriler varmış, kara gözlü
İçkinin de ordaymış en güzeli
Desene biz çoktan cennetlik olmuşuz
Bak bir yanda şarap, bir yanda sevgili..


Geçmiş olan
geçmiş olan dünden hiç yad etme
yarın da gelmemişken feryad etme
düşünme geleceği de geçmişi de
şimdi şen ol da yaşamı berbad etme


Geldimse
Geldimse bu dünyaya ne bulmuş dünya
Gitsem de eğer kıymeti eksilmez ya !
Bir kimse çıkıp da anlatıp söylemedi
Gelmekte ve gitmekteki hikmet ne ola?


 
Adil Davran
Adil davranmadıktan sonra
Hacı hoca olmuşsun kaç para
Hırka , tesbih , post , seccade güzel ama
Tanrı kanar mı bunlara


Kim Görmüş
Kim görmüş o cenneti, cehennemi?
Kim gitmiş de getirmiş haberini?
Kimselerin bilmediği bir dünya
Özlenmeye, korkulmaya değer mi?

Dert içinde sevinci bul da yaşa;
Haksız düzende haklı ol da yaşa;
Sonu nasıl olsa yokluk dünyanın,
Varından, yoğundan kurtul da yaşa.

Bulut geldi; lalede bir renk bir renk
Şimdi kızıl şarap içmemiz gerek.
Şu seyrettiğin serin yeşillikler
Yarın senin toprağında bitecek.
Kul Olup
Kul olup bir güzele gönülden
Geçtik her bağdan , her tövbeden
Herkes koyu müslüman döner
Biz putperest döndük kabeden
Niceleri Geldi
Niceleri geldi neler istediler
Sonunda dünyayı bırakıp gittiler
Sen hiç gitmeyecek gibisin değil mi?
O gidenlerde hep senin gibiydiler.


Bu dünya kimseye kalmaz bilesin
Er geç kuyusunu kazar herkesin
Tut ki , Nuh kadar yaşadın zor bela
Sonunda yok olacak sen değil misin ?

Pergel
Sevgili, seninle ben pergel gibiyiz
İki başımız var, bir bedenimiz
Ne kadar dönersem döneyim çevrende
Er geç başbaşa verecek değil miyiz
*************
Evvela;
Benim rızam olmaksızın
Dünyaya getirildim.
Hayatta;
Hayretimden başka bir şeyim artmadı. 


Sonra yine elimde olmadan
Bu dünyadan göçeceğim.
Gelmekten, kalmaktan, göçmekten
Maksat ne?
Hala anlamış değilim.

Ben Olmayınca
Ben olamayınca bu güller bu selviler yok
Kızıl dudaklar mis kokulu şaraplar yok
Sabahlar , akşamlar , sevinçler , tasalar yok
Ben düşündükçe var dünya , ben yok o da yok

 
Cennet
Cenneti ibadetle kazanacaksam,
Senin ne cömertliğin kalır bu işte?
Aşk bir beladır, ama Tanrı’dan gelme
Halk neden karşı kor Tanrı emrine?


Bize her şeyi yaptıran kendi madem;
Kulu sorguya çekmenin alemi ne?
Sensiz camide, namazda işim ne?
Seninle buluşma yerim meyhane.


Benim sevmem de böyle, yüce Tanrı:
İstersen kaldır at cehennemine.
Hep bir çember, dolanıp durduğumuz!
Ne önümüz belli, ne sonumuz.


Kim varsa bilen, çıksın söylesin:
Nerden geldik? Nereye gidiyoruz?


Felek
Felek ne cömert ne aşağılık insanlara!
Han hamam, dolap değirmen, hep onlara.
Kendini satmıyan adama akmek yok:
Sen gel de yuh çekme böylesi dünyaya!


Tanrım
Bilmem, Tanrım, beni yaratırken neydi niyetin,
Bana cenneti mi, cehennemi mi nasip ettin;
Bir kadeh, bir güzel, bir çalgı bir de yeşil çimen
Bunlar benim olsun, veresiye cennet de senin.








Hiç yorum yok :

Yorum Gönder



BUNLARDA DİKKATİNİZİ ÇEKEBİLİR











TARİHTE BUGÜN-Hürriyet Kafe


Tarihte Bugün v.8.0
************************************

FOREX
Green Card çekilişine katılarak siz de ABD de yaşama ve çalışma imkanına kavuşabilirsiniz! ABD......
ADİL IŞIK