Bumerang etiketi

Bumerang - Yazarkafe

28.12.10

0
Ulucanlar Cezaevi MÜZESİ



ULUCANLAR CEZAEVİ MÜZE OLDU

(Ankara Merkez Kapalı Ceza ve Tutukevi)


Türk Siyaset ve Edebiyat hayatında ismi sık sık geçen Ulucanlar Cezaevi, Ankara’nın Altındağ İlçesindedir.
1923 Yılında yaklaşık 34 bin M.2 alanda askeri depo olarak hizmet vermek için inşa edilen yapı, 1925 yılında yapılan tadilatlardan sonra cezaevi olarak kullanılmaya başlanmıştır.


Bulunduğu ilçenin ismiyle anılan Ulucanlar Cezaevi 2006 yılında tahliye edilerek “Müze ve Kültür Sanat Merkezi”ne dönüştürülme projesi uyarınca gerekli tadilat ve düzenlemeler yapılarak,2010 yılı sonunda “Ulucanlar Cezaevi Müzesi” adıyla hizmete açılmıştır.


Düzenlemeler tamamen aslına uygun olarak yapılmış, koğuşları, hücre odaları, hamamları, çay ocak ları , görüşme salonları, avluları, idam infaz sehpaları, ranzaları, mahkumların duvarlardaki yazıları resimleri aynen muhafaza edilmiş, ayrıca zamanında buruda kalan mahkumları canlandıran balmumu heykelleride o günün yaşam koşullarına uygun olarak muhtelif yerlere yerleştirilmiştir.


Gelenziyaretçilerin akustik kurallarına uygun seslendirme eşliğinde kendilerini geçmişin cezaevi koşulları içinde bulunduklarını hissetmeleri sağlanmıştır.


Cezaevi, faaliyet yıllarında unutulmaz acılara ve olaylara tanıklık etmiştir,bunların en önemlileri : 

- 29.Eylül.1999 Yılında yapılan “Hayata Dönüş Operasyonu”nda 10 kişinin ölmesi ve 100 e yakın kişinin yaralanması, 

- 68 Kuşağının genç ve önde gelen isimlerinden Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan ‘ın 6.Mayıs.1972 tarihinde avludaki kavak ağacının altında idam edilmeleri, 

- 80 İhtilalinin infazlarından Sol görüşlü Necdet Adalı ile Sağ görüşlü Mustafa Pehlivanoğlu ve 13.Aralık.1980 de Erdal Eren’in de yine idam infazlarının burada yapılması.

- Bunlara ilaveten gerek siyaset ve gerekse edebiyat alanlarındaki ünlülerden, Bülent Ecevit, Kemal Tahir, Yaşar Kemal, Nazım Hitmet, Cüneyt Arcayürek, Metin Toker, Fakir Baykurt, 
Yılmaz Güney, Leyla Zana, Hatip Dicle, Orhan Doğan, Sırrı Sakık, Selim Sadak, Mahmut Alınak gibi tutuklu ve mahkumlarada ev sahipliği yapmıştır.



Duvar kenarlarında dolaşan farelerine kadar aslına tamamen uygun olarak dzayn edilen müzede ayrıca Kütüphane, Sanat Galerileri, Toplantı ve Konferans Salonları, Film Platoları da yapılmış,bunlarla birlikte Ulucanlar Cezaevi Müzesi, geçmişi tam anlamıyla yaşayan vede Türkiye’nin Siyasi ve Edebi  tarihi için canlı bir hafıza olarak kendisini gösterecektir.

İLGİLİ KONU :
Darağacında 3 Fidan Deniz-Yusuf-Hüseyin

ETİKETLER : ULUCANLAR - DENİZ GEZMİŞ - YUSUF ASLAN - HÜSEYİN İNAN - ALTINDAĞ İLÇESİ







Bizi Takip Edin

Share

26.12.10

0
Sarıkamış Faciası


SARIKAMIŞ HAREKATI ve ÖNCESİ

33 Yaşında genç bir Yarbay iken yine 33 yaşında General ve Osmanlı Orduları Baş Komutan Vekili olan Damat Enver Paşa'nın, arkasına aldığı 120 bin kişilik ordusuyla 24.Aralık.1914 günü verdiği Sarıkamış'a taarruz emri sonrası 5.Ocak.1915 Sabahı bir felaket haberi ve savaşmadan şehit olan binlerce askerimizin acı hikayesidir, her yıl andığımız SARIKAMIŞ FACİASI.

"Ben Orduların Genel Komutanıyım" - "Beni Yüce Hünkarımız buraya getirdi" (yada beni halk buraya getirdi) - "Ben Ne Dersem o Olur" gibi mantık dışı ve kişisel düşüncelerle, yetkileri elinde bulunduran ve lider durumunda olan ama liderlik özelliklerini taşımayan kişilerin yine kendisi veya kendisi gibi düşünen gruplarla, gerçekleri gözardı ederek birtakım hayali idealleri için giriştikleri hareketlerin, ne gibi felaketlere yol açtığının bariz örneğidir Sarıkamış Faciası.

Yıl 1878, adı 93 Harbi. Ruslar batıda Tuna, doğuda Kafkas cephesinden saldırıya geçmiş, Tuna havalisi elden çıkmış Edirneye girmiş, diğer tarafta ise Erzurum'a kadar gelmişler, Batum, Kars, Ardahan, Sarıkamış, Artvin'i almışlar.

Yıl 1914, İttihat Terakki grubu, yönetimi eline geçirmiş, başlarında jet hızıyla general rütbesine ulaşmış, saray damadı aynı zamanda Harbiye Nazırı vede tüm Osmanlı Ordularının Baş Komutan Vekili tam yetkili 33 yaşında genç bir subay İsmail Enver Paşa. Padişah ve Sadrazam hazretlerinin esamesi yok olmuş bir Osmanlı Devleti.

Enver Paşa'nın kariyerinin ne olduğu, nerelerde savaş kazandığı, hangi tümen lere, kolordulara, ordulara komutanlık edip bu mevkiye kadar geldiğini biz bilmeyiz ama bizim bildiğimiz birşey var, oda sorumsuzca tek ağızdan verilen bir saldırı emriyle 60 Bin çilekeş askerimizi diri diri buzlar altında bırakıp yok edilmesine sebeb olmasıdır.

Yıllar sonra Osmanlı Devleti'nin Irak'daki 6 ncı Ordu Komutanı olan, Alman Mareşal Goltz Paşa hatıratında şöyle yazacaktır : 

"Kafkasya'da maalesef kendilerini Napolyon Bonapart zanneden ve cahil yetişen birçok adam var. Bunlar Ordularına, güçleriyle bağdaşmayan görevler vermişler ve bu yüzden ordularını büyük zarara uğratmışlardır"

Enver Paşa'nın bir rüyası vardı, tıpkı Platon'un Ütopyası gibi. Doğuya açılıp Türk ülkelerini bir araya getirmek.

Almanya'nın amacı ise Bakü ve diğer Asya petrol  kaynaklarına ulaşmak. İki amaç bir noktada kesişti ve karar verildi, Sarıkamış ve diğer iller kurtarılacak ve Asya kapısı açılacak.

Sebebsiz olarak savaşa başlanmaz tabi. İlk önce Rusya'nın tahrik edilmesi gerekiyor ve fitil ateşleniyor.

Alman Hükümeti'nin verdiği kararla, Osmanlı Donanması'na katılma emrini alan Amiral Souchon yönetimindeki Goeben ve Breslau Kruvazörleri 10.Ağustos.1914 tarihinde boğazlardan Marmara'ya girmiş ve 16.Ağustos.1914 Tarihindede Alman Hükümeti iki gemiyi Osmanlı Devletine sattığını beyan etmiştir.

Plan tasarlandığı gibi yürümektedir ve 29.Ekim.1914 sabahı Enver Paşa'nın emriyle Yavuz ve Midilli adı verilen iki gemi Rusyanın Sivastopol limanını ve bazı gemileriyle tesislerini bombalıyor, tabiatıylede Rusya 2.Kasım.1914 de Osmanlı Devleti'ne savaş ilan ediyor ve Kafkaslar cephesine yığınak yapmaya başlıyor.

Karşısındada Osmanlı 3 ncü ordusu hazırlığını yapıyor ve birtakım küçük çatışmalar sürerken,planın ikinci aşamasına geçiliyor. Önce Sarıkamış'ın ele geçirilmesi sonrasında diğer iller ve Asya.

Enver Paşa kurmayları ve Alman generalleriyle Erzurum'a teftişe geliyor ve ordunun savaşa hazır olup olmadığına bakmaksızın, 3 ncü Ordu komutanı  Hasan İzzet Paşa'ya taarruz için derhal hazırlığa geçmesini emrediyor ancak Hasan Paşa, kış mevsiminde taarruz yapılmamasını bahara ertelenmesini çok zayiat verilebileceğini söyleyince, anında onu azlediyor.



3 ncü Ordu komuta görevini de kendi üstlenerek taarruz emrini veriyor ve harekat başlıyor.

Sonuç malum ezici bir mağlubiyet ve 60 bin dolaylarında şehit. Bu facianın ardından Enver Paşa, 3 ncü ordu komutanlığını başka bir Paşa ya bırakarak İstanbul'a dönüyor.





Daha geniş detaylar ve resimler için...TIKLAYIN.

ETİKETLER: ENVER PAŞA, SARAY, SARIKAMIŞ HAREKATI, RUSYA, BAKÜ PETROL











Sarıkamış Facasının öncesi ve sonrası.






Sivas Madımak Otel Faciası, başlaması ve devlet yetkililerinin vurdum duymazlığı.







Arakan Müslümanları 
Miammar Devletinde ayrılıkçı Arıkan Müslümanları ve olayın altındaki gerçek ve ABD / CİA Ajanlarının bir üst kurmak için kışkırttıkları sunni müslümanlar.






Green Card çekilisine katilarak siz de ABD de yasama ve çalisma imkanina kavusabilirsiniz!







0
Sarıkamış Faciası İçyüzü


SARIKAMIŞ HAREKATININ ÖNCESİ, SEBEBLERİ ve SONUÇ

1878 Yenilgisinden sonra, Osmanlı Devleti'nin Sarıkamış Harekatıyla Çarlık Rusya'sına karşı  tekrar savaşa girmesinin çeşitli nedenleri vardı.

Bunlar şöyle sıralanabilir :
Osmanlı Devleti 1877-1878 Savaşını (93 Harbi diye anılan savaş) Ruslara karşı kaybedince, savaş tazminatı olarak olarak Berlin Antlaşması ile, Batum, Sarıkamış, Kars, Ardahan ve Artvin Ruslara bırakılmıştı.

Bilindiği gibi bu savaşta Ruslar, doğuda Kafkasya üzerinden saldırıya geçerek
Ahmet Muhtar Paşa komutasındaki Osmanlı Ordusu' nu yenilgiye uğratıp, Erzurum'a kadar geldiler.

Batıda ise Tuna mevkii üzerinden saldırıya geçerek, Çırpanlı Abdülkerim Nadir Paşa komutasındaki Osmanlı ordusunu yenilgiye uğratıp, sırasıyla Tırnova, Niğbolu' yu ele geçirip  Plevne'yi abluka aldılar. 

Gazi Osman  Paşa ve askerlerinin aç susuz 145 günlük savunmasının ardından Plevne'de düşmüş ve Rus Orduları Edirne'yi geçip Silivri üzerinden İstanbul Yeşilköye kadar geldiler.


1914 Yıllarında yönetimde söz sahibi olan ve başlarında Enver Paşanın bulunduğu İttihat ve Terakki grubunun, bu yöreleri geri almak, sonrasındada doğuya doğru açılarak düşüncelerindeki Büyük Türk birliğini kurma arzuları.
Bu düşünceye ilaveten Bakü gibi doğu petrollerine ulaşma yolları arayan ve ozamanlar Doğu Avrupa'da Ruslarla savaş halinde bulunan Almanya'nın bunu gerçekleştirmek için Osmanlı Devletine destek vermesi.

1914 Yılında Ordunun durumu :
Osmanlı Devletinin doğu cephesindeki 3 ncü Ordu nun asker sayısı tahmini 120 bin, Rus kafkas Ordusu nun ise 100 bin dir ve bu Rus ordusuna ilave olarak 2 tugay ermeni birliğide katılmıştır.


                                          Sarıkamış Harekatında, Erzak ve donanım yönünden güçlükler içinde bulunan
                                          Türk askerleri.
Ancak silah, erzak ve donanım bakımından Kafkas Ordusu nun çok üstün olduğu, 3 ncü Ordunun ise ağır silah olarak elinde sadece 73 Makinalı tüfek,
218 adetde top vardı. Ayrıca bu ordudaki birliklerin çoğunluğu güney savaş bölgesinden gelen sıcak havalara alışık, yorgun ve giyimleri bu yörelere uygun olmayan askerlerdi.

3 Adet kolordu ve 2 adet Süvari Tümeninden oluşan 3 ncü Ordunun karargahı ve 9 ncu kolordu Erzurum'da, 10 ncu kolordu Sivas'da, 11 nci kolordu ise Elazığ'da konuçlanmıştı.

3 ncü Ordu Komutanı        : Hasan İzzet Paşa
9 ncu   Kolordu Komutanı : Ahmet Fevzi Paşa
10 ncu Kolordu Komutanı : Hafız Hakkı Paşa
11 nci  Kolordu Komutanı : Abdul Kerim Paşa

Tüm Ordu lar Genel Komutanlığını ise Harbiye Nazırı olarak, Genel Komutan Vekili Enver Paşa üstlenmiştir.

İttihatçı Terakki grubu ile Almanya yönetiminin birlikte aldığı karar uyarınca Rusya nın tahrik edilmesi için, iki Alman zırhlısına Yavuz ve Midilli adları verilerek Türk bayrağı çekilip, Rusya nın Karadeniz deki limanları bombalanmış ardındanda Rusya bunu sebeb göstererek Doğu Anadoluda 30.Ekim.1914 tarihinde taarruza geçti ve böylece içinde Sarıkamış Faciası diye anılan harekat ta olmak üzere bir çok çatışmalar oldu.

                                           Yavuz (Goeben) Kruvazörü: 1911 Almanya yapımı. 186.6 m.uzunluk,29.5 m.genişlik ve
                                           9.2 m.yükseklik. 4 Pervane ve Parsos türbinli.Sürat 52Kmh. Mürettebat 1013 kişi.
                                           Silahlar : 10 Ad.280 mm.lik, 12 Ad. 150 mm.lik, 12 Ad. 88 mm.lik Toplar.

                               Midilli (Breslau)Kruvazörü: 1911 Almanya yapımı. 136 m.uzunluk, 5.48 m.derinlik.
                                         4 Pervane, 16 Ad. Buhar kazanı (Schulz Thorneycroft). Sürat 52 Kmh. Silahlar : 7 Ad. 
                                         150 mm.Top, 2 Ad.10 Kg.Uçaksavar Top, 4 Ad. Torpido Tüpü.

Rus-Kafkas ordusu Karadeniz’den Ağrı Dağındaki hudut üzerinden yedi kol hâlindeki saldırısıyla Pasinler’e kadar ilerledi. 
Rus ordusunun taarruzu Köprüköy’de durduruldu. Üçüncü ordu 3-9 Kasım 1914 günlerinde meydana gelen Köprüköy Meydan Muharebesinde Rus ordusunu yendi.

Enver Paşa, Kurmayları ve Alman Generaller Erzurum'da teftişte.

Üçüncü Ordu Komutanı mevsim şartlarını dikkate alıp ayrıca askerin kaput başta olmak üzere giyim ve iâşesinin yetersizliğini top ve süvari atlarının azlığını hesaba katarak sıcağı sıcağına düşmanı takip etmedi. 
Köprüköy Meydan Muharebesinin raporlarını alan yarbaylıktan paşalığa terfi ettirilen Harbiye Nazırı (Millî Savunma Bakanı) Enver Paşa Alman kurmay ve generalleriyle Erzurum’a geldi.

Sarıkamış cephesinde kayak takımlı askerler

Enver Paşa Erzurum ve Köprüköy’de birer taburu teftiş etmişti; ancak ordu birliklerinin tamamı hakkında yeterli bilgiye sahip değildi. 
Üstelik ordu kumandanı Hasan İzzet Paşanın bu mevsimde harekât yapılamayacağı taarruzun bahara bırakılması tavsiyesine karşılık onu vazifesinden azletti ve taarruza karar verdi. Üçüncü Ordu Komutanlığı vazifesini de üzerine alan Enver Paşa 18 Aralık 1914 tarihinde kıtalara taarruz emrini verdi.

Diğer taraftan Türk birliklerinin Sarıkamış'a ulaşmasından bir gün önce, 24 Aralık gecesi,hiç hesapta yokken, kasabaya bir miktar Rus kuvveti gelmişti. 
2.Türkistan Kolordusu'nun her alayından birer takım asker ile iki obüs topundan meydana gelen bu birlikler Türk taarruzunun haber alınmasından önce Kafkas Özel Bataryası'nı oluşturmak üzere Tiflis'e çağırılınca Aras vadisi'nden Tiflis'e gitmek üzere yola çıkmışlar ve Türkler'in Sarıkamış yakınlarında görülmeleri üzerine Sarıkamış'ta alıkonulmuşlardı.
                                                 
Taarruza iştirak eden birliklerin büyük bir kısmı özellikle Arabistan’dan geri çekilen ve Güneydoğu Anadolu’dan sevk edilenler sıcak iklime alışık olup teçhizatları yönünden kış şartlarına hazırlıksızdı.
Zaman artık Türklerin aleyhine işlemeye başlamıştı.Sarıkamış'a giremeyen,aç ve perişan bir halde Sarıkamış civarındaki dağlarda gecelemek zorunda kalan Türk kuvvetleri eriyip yok oldu. Sarıkamış'taki Rus kuvvetlerinin sayısı ise giderek arttı.

Sarıkamış yakınlarına ulaşan Türk kuvvetleri, 25 Aralık gecesi kazanma şanslarını yitirdikleri halde,en küçük bir bozulma emaresi bile göstermeden taarruzu azim ve cesaretle sürdürdüler. Türkler'in bu kahramanca mücadelesi, Rus ordusunda büyük bir korku yarattı.


Cephe komutanı General Mişhlayevski,esir alınan Türk subaylarının üzerinden çıkan taarruz emrini görünce daha da ümitsizliğe kapıldı. 26 Aralık gecesi, Bergman ve Yudeniç ile yaptığı bir toplantıda kuşatmadan kurtulmak için derhal geri çekilmeyi önerdi.


General Yudeniç'in telkinleriyle ana cephedeki taarruzun durdurulup Sarıkamış'ın tahkim edilmesi, savaşın gidişatını Ruslar lehine değiştirdi. Ruslar Sarıkamış'ı tahkim etmekte bir hayli geç kalmışları ama talih yine de onlardan yanaydı.

Demir yolu işçilerinden birlikler kurulmaya başlandı ve Tiflis'te ki hastalık izninden dönen Albay Bukretof'a dağınık kuvvetlerden bir müfreze oluşturup Bardız geçidinin koruması emredildi. 

Topçu subayı Muşelof,iki obüs topunu şehrin ana meydanında ki kilisenin yanına yerleştirdi ve böylece Ruslar,Sarıkamış'ın savunmasın için gerekli ilk kuvvetleri oluşturdular. Bu birlikler iki obüs topu, sekiz ağır makineli tüfek ve iki bin tüfeğe sahipti.

Taarruz karşısında korkuya kapılan Ruslar tüm imkanlarıyla Sarıkamış'ı savunmaya hazırlanırken, Enver Paşa buradaki birlikleri hala topları olmayan bir kaç bölük sanıyor ve Türk ordusunun ertesi gün Sarıkamış'a gireceğine kesin gözüyle bakıyordu. Hatta 24 Aralık'ta verdiği taarruz emrinde, ordu karargahının 25 Aralık öğleden sonra Sarıkamış'a nakledileceğini bile söylemişti.
                                                                    Soğuktan donmak üzere olan bir gurup asker

9.Kolordu, Albay Arif bey komutasındaki 29.Tümen'in öncülüğünde 25 Aralık sabahı saat yedide Sarıkamış'a gitmek üzere Bardız'dan hareket etti. Birlikler daha sertleşmemiş,diz boyunu aşan karlarla mücadele ederek yürüdüler.Yürüyüş düzenli fakat asker yorgun olduğu için yavaş devam etti.
Öncü kuvvetler öğleden sonra dört sularında Sarıkamış'a 3-4 km. mesafede bulunan Bardız Geçidi'ne ulaştılar. Hava iyice soğuduğu için yorgun askerler arasında donanların sayısı artmaya başlamıştı.
Geçit noktasının her iki tarafına, yürüyüşten 15 dk. önce ulaşan Albay Bukretof'un komutasındaki düşman avcıları mevzilenmişti.



Dinlenmeye fırsat bulamadan dört günden beri sarp dağlarda ilerleyen 25. bin kişilik 9. Kolordu hem çok fazla kayıp vermiş hem de kuvvetlerini henüz Sarıkamış etrafında toplayamamıştı. Bu nedenle Bardız Geçidi'ne sadece 2 bin kişilik bir öncü kuvveti ulaşabilmişti ve yanlarında 8 adet dağ topuda bulunuyordu. 

Sarıkamış'a taarruz etmek üzere olan Türk kuvvetleri ile kasabayı savunacak olan Rus kuvvetleri 25 Aralık gecesi sayıca eşit durumdaydılar.Türk kuvvetlerinin aç ve yorgun olması Ruslar açısından önemli bir avantajdı. Fakat Rus kuvvetleride alelacele oluşturulmuş derme çatma birliklerden ibaretti.

Ruslar stratejik konumundan dolayı Sarıkamış'ın ana savunma hattını, Bardız Geçidi'ne kurmuşlardı. Bu geçidin aşılması halinde kasabanın taarruz kuvvetlerine çok fazla direnebilmesi mümkün değildi. Enver Paşa bu nedenle düşmanın toparlanmasına fırsat vermeden bir an önce Sarıkamış'a girmeye sabırsızlanıyordu.

Oysa kolordunun üst düzey komuta heyeti, Rusların Sarıkamış'a kuvvet kaydırmaya başladığından bihaber oldukları için Bardız'da ki muhalif tavırlarını sürdüyorlardı ve askeri dinlendirmek,geride kalan birlikleri ileri kaydırmak, karanlıktan yararlanıp düşman kuvvetlerini geçitten atmak niyetindeydiler.

Enver Paşa ısrarlıydı ve saat 19 sularında bir dağ topunun,geçit noktasına doğru ateş etmesini emretti. 
Niyeti,düşman mevzilerinde görünen karartıların top olup olmadığını anlamaktı. Ateşe karşılık verilmeyince karartıların top olmadığı anlaşıldı ve taarruz emri verildi. 6 Saat süren ve gece yarısına kadar devam eden taarruz sırasında, süngü hücumu ile geri atılan düşman kuvvetleri, Bardız Geçidi'ni bırakarak Sarıkamış'a çekildi

Düşmanı takip eden iki bölük, kasabanın hemen yanı başındaki Yukarı Sarıkamış Köyü'nün yakınlarına kadar ilerledi.
Köyden Sarıkamış'ın ışıkları dahi görülmeye başlamıştı ve Sarıkamış etrafındaki levazım depolarının ele geçirilmesi, askerlerin sıcak kışlalara kavuşması ve kuşatmanın kuşatmanın tamalanmassı artık an meselesiydi. Kısacası,Türk birlikleri arzu ettikleri zafere ulaşmak üzereydiler.
Ancak en baştan beri Enver Paşa'ya muhalefet eden İhsan Paşa, bu defa gece taarruzuna alışık olmayan birliklerin dinlendirilmesini teklifetti. O zaman kadar İhsan Paşa'ya karşı gelebilen Enver Paşa, daha fazla direnemeyerek teklifi kabul etti.
 
Büyük zayiat vermelerine rağmen 10. Kolordu'dan arta kalan birlikler, yılmadan ilerlemeye devam ettiler ve 27 Aralık'ta, Rus ordusunun can damarı durumundaki Kars-Sarıkamış demiryolunu tahrip etmeye muvaffak oldular.
                                                      
Taarruzun durdurulması emri o zaman kadar ki hataların en büyüğü idi.
Gece taarruzunu durduran birlikler, Sarıkamış sırtlarındaki Samanlı Dağları'nda gecelediler. Bu sırada 17.Tümen'de savaş alanına yetişmişti fakat o gece 17. ve 19.Tümen aşırı soğuk ve tipi yüzünden mevcutlarının yarısından fazlasını kaybettiler.

Ateş yakmayı başarabilenlerin durumu bir dereceye kadar iyiydi fakat bir çok asker ateş başı bile bulamadığı için donarak şehid olmuştu.
Oysa o gece Sarıkamış zaptedilseydi, askerlerimiz Soğanlı Dağları'nda yok olmak yerine sıcak kışlalarda geceleyecek, karınlarını doyuracak ve arkadan gelen kuvvetlerin kuşatma harekatını güvenli bir şekilde tamamlamalarını sağlayacaklardı.

                                            
Bu durum levazım depolarını ele geçirilen, geri çekilme yolları kesilen Rus ordusunun teslim olmaktan yahut direnerek yok olmaktan başka çaresi kalmayacaktı. Fakat komuta heyetinin, özellikle de Kolordu komutanı Ali İhsan Paşa'nın muhalefeti yüzünden, Türk ordusu yakaladığı fırsatı değerlendirememişti.

Taarruzun başından beri insiyatifi elinde bulunduran Türk kuvvetleri bu andan itibaren üstünlüklerini kaybettiler ve büyük bir hezimete doğru sürüklenmeye başladılar.

Taarruz durdurulduğunda Ruslar peyderpey Sarıkamış'a ulaşıyorlardı. İlk kuvvet 25 Aralık akşamı geldi.Takviye kuvvetlerin gelişi gece boyunca devam etti ve 26 Aralık sabahı kasabadaki Rus kuvvetlerinin sayısı, önceki güne nazaran 2 kat artarak 4 bin kişiye ulaştı. 
Oysa aynı gece Sarıkamış civarındaki Türk kuvvetlerinin yaklaşık yarısı Soğanlı Dağları'nda donarak şehid olmuştu. 
       
                                                                        Donan ve donmak üzere olan askerler
Bergman'da aynı fikirdeydi fakat iyi bir asker olan Yudeniç, çok kötü şartlar altında savaşan Türk kuvvetlerinin birkaç gün içinde hiç savaşamayacak duruma geleceğini anlamıştı. Mişhlayevski,bu izahat üzerine Sarıkamış'ta ki durum kesinleşene kadar geri çekilmeyi erteledi.

Rus karargahında bu tartışmalar olurken 10. Kolordu,Sarıkamış'a ulaşmak için Allahuekber dağlarını geçmekle meşguldü. Yaklaşık 20 bin kişiyle başlayan bu tırmanış 19 saat sürdü ve maalesef büyük bir faciayla noktalandı.


17 bin Türk askeri şehid olmuştu. Azim ve cesaretle Sarıkamış'a yürüyen kahraman Türk evlatları, Allahuekber dağlarının dondurucu soğuğuna ve boğucu tipisine dayanamayarak şehid olmuşlardı. Dağın güney yamaçlarına yalnızca 3 bin 200 kişi ulaşabildi.Bu askerlerin büyük çoğunluğunun elleri ve ayakları donmuştu ve %20'si savaşamayacak durumdaydı.

Keşif kollarının yaptığı bu harekat ,aslında Ruslar için bir tehlike oluşturmuyordu. Buna rağmen, demiryolunun tahrip edilmesi Ruslardaki panik ve korkuyu bir kat daha arttırdı. Savaşın başından beri büyük bir ümitsizlik içinde bulunan Mişhlayevski, Türk ordusunun savaşı kazanacağına, Rus ordusunun bir şansı kalmadığını düşünerek, cepheyi teredip Tiflis'e kaçtı. 
Mişhlayevski'nin cepheden getirdiği kötü haberler Kafkasya'da büyük bir panik ve kargaşaya yol açtı.
Oysa, 10. Kolordu'nun Sarıkamış civarına intikal etmesiyle birlikte Enver Paşa'nın planı sadece teorik olarak başarılmıştı. 
28 Aralık günü Sarıkamış'ı kuşatan iki Türk kolordusunun toplam mevcudu aç ve perişan halde bulunan BEŞ(5) bin kişiden ibaretti. 
Buna karşılık Sarıkamış'taki Rus kuvvetleri 15 bin kişiye ulaşmıştı. Ruslar'ın 34 topu ve birçok makineli tüfeği olmasına rağmen, Türk taarruzu devam etti.

Öncü kuvvetler bir ara Sarıkamış'a girmeyi bie başardılar ve başlattıkları süngü savaşıyla Ruslar'a önemli kayıplarr verdirdiler. Hatta Ruslar'ın Kazak Alayı Komutanı Albay Kravçenko da ölenler arasındaydı. Fakat düşmanın uzun menzilli sahra topları, ormanlar içine mevzilenmiş olan Türk birliklerini yerlerinden kıpırdayamaz hale getirdiği için öncü kuvvetler, Sarıkamış sokaklarında birkaç yüz şehid ve yaralı bırakarak geri çekilmek zorunda kaldılar.

Mişhlayevski'nin kaçmasından sonra komutayı devralan General Yudeniç, soğukkanlılığını yitirmeyip akıllıca hareket etti. Karşı taarruza başlamak hususunda acele etmedi ve Türk taarruz kuvvetlerinin gücünün kesilmesini bekledi. 
Nihayet 1 Ocak 1915 günü Türk kuvvetlerini Bardız-Sarıkamış-Eşekmeydanı üçgeninde çevirmek üzere bir kuşatma harekatı başlattı.

                                                           Cephede yine donmuş askerler



Rus ordusunun karşı taarruzu başladığında, Enver Paşa da mağlubiyetin kaçınılmaz olduğunu anlamıştı. 
Bu sebeple 9. ve 10. Kolordulardan arta kalan birlikleri, Sol Cenah Ordusu adıyla birleştirdi ve generalliğe yükselen Hafız Hakkı Paşa'nın emrine verdikten sonra 3 Ocak'ta cepheden ayrılarak Erzurum'a hareket etti. 
Ertesi gün 9. Kolordu kararhahına gelen Hafız Hakkı Paşa, acı gerçeği, 1. Fransuva'nın bir yenilgisinden sonra annesine yazdığı mektupta yeralan "şereften başka herşey mahvoldu" cümlesiyle açıkladı.

Bu cümle tam manasıyla Sarıkamış Harekatı'nın ruhunu yansıtıyor.Türk askerleri,en ümitsiz anlarda bile en ufak bir yılgınlık ve bozgun emaresi bile göstermeden kahramanca savaşmışlardı.

Hafız Hakkı Paşa, 4 Ocak'ta geri çekilme emri verdi. Bu sırada Rus birliklerinin tarruzu başladı ve atına atlayan Hafız Hakkı Paşa kurşun yağmuru altında güçlükle uzaklaşabildi. Ancak diğerleri onun kadar şanslı değillerdi. 9. Kolordu karagahı düşmana esir düştü. 
9. ve 10. Kolordu birliklerinden arta kalan askerler dağ yollarını takip ederek Bardız'ın doğusundaki Çemik köyü üzerinden Erzurum' çekildiler. 
Böylece büyük ideallerle başlayan Sarıkamış Harekatı'nda son perde en acı mağlubiyetle kapandı.

                                                                          Rus Askerleri donmuş cesetleri topluyor


3.Ordu, Sarıkamış Harekatı'nda çok ağır kayıplara uğramıştı. En çok kaybı 9. ve 10. Kolordular vermişti. Cepheden taarruz eden 11. Koloedunun zayiatı diğerlerine nispeten azdı. Ancak harekatın olumsuz yölerini ön plana çıkaranlar, verilen kayıplarıda olabildiğince abartmışlardı.

Bu sebeple Sarıkamış Harekatı'nda 90 bin Şehid verildiği, bugün bile dilden dile dolaşıyor. Oysa bu konudaki en yetkili kurumlardan bir olan Genelkurmay Başkanlığı Harp Encümeni'nin tespitlerine göre harekatta  Türk ordusu, 23 bini savaş alanında, 10 bini de savaş hatları gerisinde olmak üzere toplam 33 bi şehid vermişti. Yedi bin kişi esir düşmüş, 17 bin kişi de hasta ve yaralı olarak saf dışı kalmıştı.Yani yaralı,esir ve hasta düşenlerle birlikte Türk ordusunun kaybı 57 bin kişiydi.

Rus kaynaklarıda bu rakamların doğru olduğunu onaylıyor. Nitekim harekat alanındaki şehid naaşlarının defin işlemleri tamalandıktan sonra, Ruslar'ın Kars'taki Askerlik Dairesi Başkanlığı'nın General Yudeniç'e sunduğu raporda 23 bin Türk'ün defnedildiği yazılmıştı. Hafız Hakkı Paşa ise tifüsten can vermişti.
Rus kaybının da yaralı, esir ve ölenler birlikte hesaplandığında 32 bin kişi olduğu ortaya çıkıyordu.

Harekatın devam ettiği günlerde şiddetli kış ve zorlu yürüyüşler, Türk birliklerinin şehidlerini defnetmesine izin vermemişti. 

Soğuktan toprak donmuş, kazılamayacak durumdaydı. Bu seple kahraman şehidlerin aziz naaşları dağ başlarında, orman içlerinde, ıssız vadilerde defnedilmeksizin öylece bırakıldı. Bu mübarek naaşlar, bulundukları yerlerde aylarca öylece durdular.


Nisan ayı başlarında açığa çıkan şehid naaşları vicdanları sızlatıcı bir hal almaya başladı. Bunun üzerine Rus yetkililer Sarıkamış kaymakamlığına emir vererek cenazelerin biran önce defnedilmesini istediler. 
Bu emir üzerine civardaki Türk köylerinden toplanan amelelerden yüzer kişilik gruplar oluşturuldu ve her grubun başına bir imam tayin edildi.

Bahtsız Türk köylüleri, şehid kardeşlerinin cenazelerini dağ başlarından topladılar ve kazdıkları toplu mezarlara merasimlarle defnettiler. 
Şehidler üstüste koyunkoyuna toprağa verildi. Ayrıca her mezarın başına kaç kişinin gömüldüğünün yazıldığı tabelalar asıldı. 
Definler bir hafta kadar sürdü ve sonunda General Yudeniç'e 23 bin kişinin toprağa verildiği rapor edildi.

Yıllarca, ezeli ve baş düşmanımızdır Rus lar, Bolşevikler, dinsiz imansız Sosyalistler(Komonistler)
diye diye milleti uyutan ABD ve Emperyalizm yardakçıları, Aziz Şehitlerimizin naaşlarını, kurda kuşa yem olmaktan kurtaran, Rus'ların bu insancıl davranışları karşısında nasıl bir uydurma propaganda çıkarırlar ortaya bilemem ama, bildiğim tek bir şey var oda Yüzleri Hiç Kızarmaz.

                  TÜM ŞEHİTLERİMİZİN RUHLARI ŞAD OLSUN

ETİKETLER: DONMUŞ ASKERLER, RUSLAR, ALLAHUEKBER DAĞLARI, ENVER PAŞA











Sarıkamış Facasının öncesi ve sonrası.






Sivas Madımak Otel Faciası, başlaması ve devlet yetkililerinin vurdum duymazlığı.







Arakan Müslümanları 
Miammar Devletinde ayrılıkçı Arıkan Müslümanları ve olayın altındaki gerçek ve ABD / CİA Ajanlarının bir üst kurmak için kışkırttıkları sunni müslümanlar.







Green Card çekilişine katılarak siz de ABD de yaşama ve çalışma imkanına kavuşabilirsiniz!





Share

Sudoku

HER GÜN YENİ BİR SUDOKU BULMACA
Powered by SudokuKingdom.com
NASIL OYNANIR :
Rakamları Yerleştirme :
1- Fare imleci istenen RAKAM üzerine getirilir ve TIK. Önceden yüklenen rakamlar içinde tıklanan rakam kaç tane varsa kırmızı çerçeve içinde belirir.
2- Seçilen rakam Fare ile istenen boş kareye getirilir ve TIK.
3- Silmek için Fare İmleci (X) üzerine getirilir ve TIK.
4- Fare ile silinecek rakam üzerine gelinir ve TIK.
Kurallar :
1- Aynı Blok.içinde 1 den 9 a kadar tüm rakamlar yer alır. (Toplam:45) 2 Aynı rakam yer almaz.
2- Aynı Satır içinde 1 den 9 a kadar tüm rakamlar yer alır. (Toplam:45) 2 Aynı rakam yer almaz.
3- Aynı Satır içinde 1 den 9 a kadar tüm rakamlar yer alır. (Toplam:45) 2 Aynı rakam yer almaz.

FİLM-SLAYT-MÜZİK-KLİP

VİDEOLAR - Çeşitli

VİDEOLAR (Sevimli Hayvanlar)

TARİHTE BUGÜN-Hürriyet Kafe


Tarihte Bugün v.8.0
************************************

REKLAMLAR

Green Card çekilişine katılarak siz de ABD de yaşama ve çalışma imkanına kavuşabilirsiniz! ABD......
PERA BULVARI 28.6.2020